![]() |
|
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
FIKRANO: 0000 Yastıkaltı Salamon Temel'e dert yanıyor. -Çok korkuyorum,onun için para cüzdanımı yastığımın altına koyup öyle uyuyorum. Temel, -Pen öyle yapamayrum.Yastık çok yüksekte oldumi uyuyamayrum.. FIKRANO: 0001 Hepsi eriyor Çay Sekerleri Deli , kahveye girdi.Bos bir masaya oturup ocaga seslendi : - Bana bir çay!.. Çay geldi , sekerleri atip karistirdi.Garsonadan yine seker istedi. Onlari da atip karistirdi, yeniden istedi. Garson : - Sekiz seker koydun çaya, dedi.Bizimki Şaşkın şaşkın - Koydum ama , iste görüyürsun, hepsi eriyor!.. FIKRANO: 0002 İyi Para Kilisede dugunun baslamasina cok az zaman var.. damat rahibin yanina yaklasip isildiyor.. "Bakin.. size verecegim $100 karsiliginda evlilik yeminimizde birtakim degisiklikler yapmanizi istiyorum.. hani su bana soracaginiz sonsuza dek seveceginize, koruyacaginiza, sadik kalacaginiza yemin ediyor musunuz?" kismi var ya, onu metinden cikarmanizi istiyorum... " Rahip gulumseyerek basini salliyor ve damat rahibin avucuna $100 sıkıştırıp iceri donuyor... Ve dugun basliyor... herkes yerini aliyor, gelin ve damat rahibin onunde bulusuyor ve yeminler okunmaya baslaniyor.... Sira damadin yeminine gelince damadin gozleri hain hain parliyor.. ve rahip damata soruyor: "....... esinizin daima bir adim gerisinden yuruyeceginize, her emrini ve dilegini yerine getireceginize,her sabah kahvaltisini hazirlayip ayagina kadar gotureceginize,ve ikiniz de yasadiginiz surece baska kadinlara yan gozle bile bakmayacaginiza yemin ediyor musunuz...?" Tabi damat bu beklenmedik is karsisinda gozleri faltasi gibi aciliyor..saga sola bakiyor.. bi yutkunuyor.. ve kisik bir sesle: "E..eee..evet efendim"... Ve toren sona erdikten sonra damat hisimla rahibin karsisina dikiliyor: "Bir anlasma yaptigimizi saniyordum!!!!" Rahip gulumseyerek cevapliyor: "Esiniz daha iyi para verdi.... " FIKRANO: 0003 Yürürken Doktor Temel'e sormuş, -Bacağın nasıl? -Hala sekeyrum. -Devamlı mı? -Yok daa yürurken.. FIKRANO: 0004 Budala Psikolog karşısındaki sinir hastası bir genci teste tabi tutmaktadır.Kağıt üstüne bir dikörtgen çizip : -Bu size neyi hatırlatıyor?diye sorar. Hasta : -İçinde kadın bulunan bir yatağı, diye cevap verir.Arkasından psikolog kağıda büyükçe bir kare çizer.Hasta, bu kez : -İçi kadın dolu bir oda, der. Derken, çok büyük bir dikdörtgen çizdiğinde, hasta bu sefer de : -Bu da içi kadın dolu bir ev, deyince, psikolog dayanamaz : -Tamam beyefendi, der.Siz bir kadın budalasısınız. Ama psikolog daha lafını bitirmeden, hasta bağırır : -Ne, ben mi?Aslında sen kadın budalasısın be! Sabahtah beri bana terbiyesiz resimler çiziyorsun... FIKRANO: 0005 On yaş Temel şapka alacakmış,bir tane denemiş,yanındakiler, -Bu seni on yaş genç gösterdi,bunu al demişler. Temel istememiş.Hediye etmek istemişler. -İstemeyrum,her çıkarışta on yaş ihtiyar cörünmek istemeyrum daa!.. FIKRANO: 0006 100 duvar İki deli yüz duvarı olan hastahaneden kaçmaya karar vermişler 99 duvarı aşmışlar.Biri sormuş : -Yoruldun mu? Öteki : -Evet, demiş. 99 duvarı aşıp geri hastahaneye dönmüşler. FIKRANO: 0007 Havuz Delinin birisi bilmeden havuza düşmüş. Bunu da bir başka deli görmüş ve omu kurtarmak için havuza atlamış ve de kurtarmış. Doktorlar sonra kurtaranı çağırmışlar ve tebrik etmişler ve de "Havuza düşeni çağır da, onunla konuşalım" demişler. Kutaran deli de "Olmaz, onu kurusun diye astım" demiş... FIKRANO: 0008 Soğuk su Torun, çiftliginde yasayan 90 yasindaki dedesini ziyarete gitmis, hafta sonu.. Sabah kahvaltida dedesi ona sahanda yumurta yapmis..Adam bakmis tabakta yag ve yumurta disinda bazi seyler var.. -"Dede" demis.. "Bu tabak temiz mi?.." -"Soguksu bu kadar temizler" demis, dedesi.. -"Otur da kahvaltini yap.." Ögleyin dedesi mangalda et yaparken, gene bakmis, tabakta siyah lekeler.. Gene sormus.. -"Dede, bu tabagin temiz oldugundan emin misin?.." -"Soguksu bu kadar temizler" demis, dedesi.. " İkide birde bana bunu sorup durma.. " Aksam yemege oturmuslar. Torun tabaga bakmis gene, tam agzini açacakken yutkunmus, susmus.. Yemis yemegini..Gece yarisina dogru, dedesine veda edip yola çikmak isterken, kapinin önünde uyuklamakta olan köpek dikilmis ayaga.. Yolunu kesmis ve dislerini göstererek hirlamaya baslamis.Torun seslenmis.. -"Dede, köpegin beni birakmiyor.." Televizyonda futbol maçi seyreden dede, kafasini bile çevirmeden bagirmis: -"SOĞUKSU .. gel oğlum gel!.." FIKRANO: 0009 Vali Bir Mülkiye müfettisi doguya teftise giderken ihtiyar bir Erzurum'lu köylüye misafir olmustu.Sohbet sirasinda sordu: -Baba, memlekette kaç vali gördün? -On, onbes vali hetirimdedir... -Peki bunlardan kaçi hizmet etti, kaçindan memnunsunuz? -Allah geni geni rehmet etsin, Mustafa Pasa'dan çoh memnunduh! -Bu Mustafa Pasa ne hizmetler etti ki onbes valinin içinde ona rahnet okudun? -Beg, o vali Erzürüm'e varmadan yoldayken vefat etmisdi. Gerisini sen anna! FIKRANO: 0010 Dolandır Köyün birinde meşur bir dolandırıcı varmış,dolandırmadıgı kimse kalmamış.Meraklılardan biri dolandırıcıya gider beni dolandır der.Dolandırıcı takımlarım ustada tamirde,100 Dolara ihtiyacım var der ve 100 doları alınca bir daha gelmez.Adam halen dolandırıcıyı kendisini dolandırması için beklemektedir.. FIKRANO: 0011 Texaslı Bir İngiliz doktor diyor ki : -"Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz." Alman doktor diyor ki : -"Bu hiç birşey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada şavaşa hazır hale getiririz." Amerikalı doktor da diyor ki ; -"Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksastan bir beyinsizi aldık ve beyazsaraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor." FIKRANO: 0012 Hitler Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi. - "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis. Ingiliz'e sormus - "Titanik kaç yilinda batti?" Ingiliz hemen cevap vermis - "1912" diye. Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez: - "Titanik'te kaç kisi öldü?" Fransiz cevap vermis - "1050". - "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis. Ve Yahudi'ye dönmüs; - "Say lan isimlerini!" FIKRANO: 0013 Opera Temel'i operaya götürmüşler. -Adam niye kızmış kariya -Kızmamış -O zaman kari niye bağırayi FIKRANO: 0014 İstatistik * Yüzde 10 olasılıkla tüm hırsızlar sol ellidir. * Tüm kutup ayıları sol ellidir. * Eğer arabanız çalınmışsa hırsız yüzde 10 olasılıkla bir kutup ayısıdır! * İşsiz adamların yüzde 39'u gözlük kullanır. * Çalışan adamların yüzde 80'i gözlük kullanır. * Çalışmak gözleri bozar! * Tüm köpekler hayvandır. * Tüm kediler hayvandır. * O zaman tüm köpekler kedidir * Tüm dünyada her saniye 4000 kutu bira açılır. * Tüm dünyada her saniye 10 bebek ana rahmine düşer * Her bira açtığınızda, 1/400 olasılıkla hamile kalabilirsiniz! FIKRANO: 0015 Havuz Hollywood'da bir parti veriliyor,guzel bir evde.Partinin sahibi partiye heyecan ve degisim katmak icin mikrofonu eline alip basliyor: -Arkadaslar akvaryumdaki iki pirana'yi bu havuza atacagim. Havuza atlayip karsiya cikan arkadas su gordugunuz sarisinla sabaha kadar eglenebilir. Kimsede ses seda yok. -Bu esmeride sunuyoruz. Yine kimsede ses yok. -Bu kumral bayani da hadiye ediyoruz. Yine ses yok. -Bu ibneyi de veriyoruz. Slaaaaash¦... Adamin biri suda hizla yuzuyor ve karsiya geciyor.Tekrar kosup havuzun obur kenarina geliyor: -Nerede o ibne? -Beyefendi o havuzun karşısında Adam saskin saskin: -O degil, Beni havuza iten ibne nerede? FIKRANO: 0016 Akillanma Temel on sekizlik oğlunu evlendiriyor. Çok erken değil mi diye soranlara, - Simdi evlensin, sonra akli paşina celir, o zaman da evlentiremem, diyor. FIKRANO: 0017 2 Kilo Yeter Adamın biri, Kayseriliye sormuş : -Bir eşeği boyamak için kaç kilo boya gerek! Adamı baştan ayağa süzen Kayserili : -Senin boydaki bir eşek için iki kilo yeter! FIKRANO: 0018 Tramplen Temel : - Yüzme havuzuna cittim, peni attilar demiş. Nedeni sorulunca: - Havuza işedum, demiş. - Amaan herkes işiyor, seni niye kovdular, denince Temel şöyle cevap vermiş: - Tramplenden işedum. FIKRANO: 0019 Yaralı temel Temel yüksek bir binanin altinci katindan asagi düser.Hemen basina merakli bir kalabalik toplanir.Yoldan geçen bir adam merakli kalabaligi yararak yarali temele dogru egilerek sorar; -Hayrola kardes ne oldu. Yarali temel güç bela konusarak cevaplar. -Haçan bilmeyrum pende simdu celdum FIKRANO: 0020 Deniz Feneri Bi amerikan ucak gemisi seyir halinde ilerlerken radar ekraninda bir baska eko gorur,ucak gemisi komutani derhal telsiz e gecerek konusmaya baslar "Onumde bana dogru yaklasmakta olan gemi derhal aksi rotaya donerek yolumdan cekil!" karsidan cevap gelir "siz cekilin" komutan sinirlenir ve tekrar eder "onumdeki (pruvamdaki)gemi burasi amerikan ucak gemisi derhal cekil " karsidan ise bir muddet sonra cevap gelir "burasi da Deniz feneri istasyonu" Bu Günlük Bu Kadar Yarın Dewam Ederiz bye FIKRA NO : 21 Ondan iyi doktor yok Kulakları duymayan bir adam hastanede yatan bir arkadaşını ziyarete gitmek istemiş.Düşünmüş ben ne sorarım, o ne cevap verir, diye. Klasik cevaplara göre konuşmayı tasarlamış, cümlelerini zihninde hazırlamış."Nasılsınız" derim, o da "İyiyim" der.Bende, "Oooh ne güzel" der, devam ederim.Hastaneye gidip arkadaşının başucuna varmış. -Nasılsın, iyi misin? -Ölüyorum. -Oooh, ooh ne iyi.Ne ilaç veriyorlar? -Zehir. -O ilaç çok iyidir.Doktorun kim? -Azrail. -Ondan iyi doktor yoktur. FIKRA NO : 22 Şeker Küçük Onur 4-5 yasilarina gelince annesine sormus: - anne ben nasil dunyaya geldim? annesi - bir aksam babam bi seker aldi ve yastigin altina koydu sabah bi baktik ki sen varsin. Bunu duyan Onur durur mu, hemen ayni aksam gitmis bi seker almis ve yastigin altina yerlestirmis... Sabah kalkmis ki bir de ne gorsun sekerin kokusunu alan karincalar temel yastigin altina ususmus. Bunun uzerine Onur: - ahhh ahh hepinizi oldururdum ama baba yuregi dayanmiyor. FIKRA NO : 23 Öldükten sonra Rusya'da torunu babaannesine sormuş. "Lenin nasıl biri?" Babaanne " Çok iyi biriydi bize ekmek verdi" demiş. Torun "Peki Brejnew nasıl biriydi?" Babaanne "Çok kötüydü çok insan öldürdü ve bizi ekmeksiz bıraktı" Torun "Peki Yeltsin nasıl?" Babaanne " Eee daha bilmiyoruz. Öldüğü zaman öğreniriz." FIKRA NO : 24 Alışkanlık Doktor, hastasını uyarmış : -Bakın, sonra söylemediydi demeyin, bu uyku haplarına devam edecek olursanız, sizde alışkanlık yaratır. Hasta bilgiç bilgiç gülümsemiş : -Sen ne diyorsun Doktor Bey! Ben bu hapları evelallah yirmi yıldır alırım, henüz alışkanlık yaptığını görmedim daha! FIKRA NO : 25 Kamp Temel ve Dursun, Güney Amerikada bir kampa giderler. Rahat olsun diye, karyolada yatmaya baslarlar. Temel üstte, Dursun alttadir. Ilk gün ve ikinci gün kizilderililer gelip Temel i döverler. Fakat Dursun a hiç bir sey olmamistir. Temel, Dursun la yerini degisir. Üçüncü gün de, kizilderililer gelir ve sef: -"Yahu,biz üstteki adami çok dövdük, bugün de alttakini dövelim" der, ve yine Temel i dövüp giderler. FIKRA NO : 26 Uyanık Eco Birgün A.Necdet Sezerle Ecevit avrupada bir konseye katılıyorlar bizimkiler tam yemeğe başlayacaklar ecevitin gözü sezere takılıyor sezer o anda vay be ne güzel kaşık bunu semraya götürsem iyi sükse yaparım deyip kaşığı cebine indiriyor bunu gören ecevit içinden ulan bunu rahşan semrada görürüse oda ister deyip bitane araklamaya karar veriyor tabi konseyde herkesin önünde bir çan var kaşığı buna vurunca konuşma sırası sana geçiyor ecevit tam kaşığı alacak kaşık çana çarpıyor bunu üzerine ecevit bizi davet ettiniz sağolun deyip olayı kapatıyor tam tekrar davranıyor yine çarpıyor yine yine derken ecevit sinirleniyor son bidefa daha alacakken yine çarpıyor bu sefer ecevit diyorki: Bakın size bir sihirbazlık yapacam şimdi şu kaşığı göüyorsunuz dikkatli bakın şimdi bunu alıyorum cebime indiriyorum bakın sezerin cebinden çıkıyor FIKRA NO : 27 Bağırmamiştur Dilbilgisi dersiydi.Ögretmen çocuklara soru sordu: -Çocuklar,bağirmadim,bağirmadin,bağirmadi deyince ne anlarsiniz? Ögretmen çok parmak beklerken kimse parmak kaldirmadi.Neden sonra temel parmak kaldirdi: -Telaşa gerek yoktur,kimse bağırmamiştur. FIKRA NO : 28 Çamaşır Çogunlugunu lazlarin teşkil ettigi komando bölügü 10 gündür ormanda,çamurda, aç susuz pislik içinde egitim yapmaktadir.11.nci gün komutan çavus Dursun'u çağırır: -Çavus,10 gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi bizde onlari ödüllendirelim, bugün çamasir degistirebilirler artik. Dursun: -Basüstüne Komitanum. Dursun çavus bir heves koşarak bölügü toplar: -Sizlere çok sevinecegunuz bir haber cetirdum..Komitan izin verdi bugün erat çamasir degistirecek, siraya geçin degistirun.Temel sen Idrisle.Ismail sen Kemalla. Sadik sen Cemalla... FIKRA NO : 29 Peştemal Timur bir gun yanina Hoca'yi da alarak Aksehir'in Meydan Hamamina gider. Soyunup pestemallara sarinip sicak bolume gecerler. Gobek tasinda oturup bir yandan sohbet ederken bir taraftan terlerler. Derken Timur Hoca'ya sorar. -Hoca sen bir deryasin! kiymet bicmesini bilirsin. Su halimle ben kac para ederim?... Hoca; -On akce der. Kendisine bu kadar az kiymet bicilmesi Timur'u kuplere bindirir. -Bre gafil sen bana nasil on akce ettigimi soylersin bu parayi sadece pestemal yapar! deyince Nasreddin Hoca boynunu bukerek; -Doğru ben onu hesaba katmadım! der. FIKRA NO : 30 O zaman gör feryadi Hoca esegini kaybetmis ve ariyor, bu arada da neseli bir turku tutturmus. Birisi kendini sormaktan alikoyamaz: -Hoca Efendi, esegini kaybettigini herkes bilirken, turku soylemeni duymak eglenceli gorunuyor. Oysa kaybina feryat edip aglaman beklenirdi! -Son bir umidim, aptal mahlukun su kucuk tepenin arkasinda olabilecegidir, arkadas. Eger degilse, bekle ve gor o zaman sen bendeki aglamayi feryadi! FIKRA NO : 31 Maç İki Karadeniz takımı: Ordu sporla Sinop maç yapıyorlarmış. O esnada stadın yanından bir tren geçiyormuş. Sinoplular trenin düdüğünü hakemin biti düdüğü zannetmişler. Ve sahayı terk etmişler. Kalan 85 dakikada Ordu spor da gol atamayınca maç 0-0 berabere bitmiş. FIKRA NO : 32 Bisküvi Acemi er, levazım başçavuşuna yakınır : -Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler.Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu. -O halde? diye yanıtlar başçavuş.Sen hiç asker bisküvisi yedin mi? -Şey...yani evet, başçavuşum. -İçinden hiç asker çıktı mı, ulan! FIKRA NO : 33 Kutup Ayısı Yavru kutup ayisi babasinin yanina gelip sormus -Baba ben gercekten kutup ayisi miyim? -Elbette yavrum nereden cikardin bunu? -Allah Allah?!.. deyip gitmis yavru ayi. Bu sefer annesinin yanina gitmis ve sormus, -Anne ben gercekten kutup ayisi miyim? -Tabii evladim kutup ayisisin. -Yani sen babami hic aldatmadin degil mi, ben gercekten babamin ogluyum. -O ne bicim soz, baban duymasin ikimizi de oldurur. yine Allah Allah?!.. deyip, yeniden babasinin yanina gitmis yavru ayi. bir daha sormus yaa baba Allah askina doru sole bak beni evlatlik falan almadiniz degil mi? yani ben sizin oz oglunuzum. Baba dayanamamis artik oglum sen manyak misin dedim ya sana bizim oglumuzsun diye, hem sen neden ikide birde soruyorsun ki bunu? yavru ayi: -Donuyorum anasini satayim donuyoruuuum yaaaa... FIKRA NO : 34 Temel'in Rüyası Temel, birgün rüyasında kendini balonda görmüş. Giderken balon delinmiş. Temel de parmağını deliğe sokmuş... Sabah uyandığında Temel'in parmağı Dursun'un burnundaymış... FIKRA NO : 35 Şaklat Kişin Bektasi ile Arap gemide ayni kamarada alt üst yataga düşmüşler. Aksama fasulya ile kafayi ceken Bektasi ve arkadasi, yataga girerler. Birara siddetli bombardimanla koku ortaligi zehirler. Bu durum arka arkaya yinelenince, Arap egilerek: "Ya Bektasi, bu isi sessiz yapsan olmazmi?" Bektasi umarsiz isi sessiz idare etmeye baslamis. Oysa ki, seslide Arap burnunu tikar zehhiri idareli kullanirmis, fakat ardi sira gelen sessizlere savunmasiz kalinca, daha cok rahatsiz olmus ve egilerek Bektasi'ye: "şaklat ya bektaşi şaklat", demis. FIKRA NO : 36 Trafik Canavarı -Temel bir gun bol miktarda haşere ilaci icer...Koma halinde hastaneye kaldirilir. Komadan cikinca doktor: -Zorun neydi o kadar ilaci ictin? Temel heycanla inleyerek; -Ben soforum yolda bir tabela gordum. -Icunuzdeki trafik canavarini oldurun yazayi daa. FIKRA NO : 37 Serbest seçim Karadeniz kiyisindaki temelin oteline tam pansiyon kalmaya gelen istanbullu turist iki gun sonra feryadi basmis: - Seyahat acentasi bizi buraya yollarken "yemekte serbest secim" diye yolladi. Oysa iki gundur yemeklerde hamsiden baska birsey yok. Nerede serbest secim? -Temel aciklamis: -İster yersiniz ister yemezsiniz. iste size serbest seçim.. FIKRA NO : 38 Ben senin yaşında Küçük Mustafa ders çalışıyor, babası da köşesinde kahve içiyormuş.Bir aralık Mustafa sormuş : -Baba, elektirik nedir? -Elektirik?...Elektirik, şey!...Vallahi, ben de bilmiyorum oğlum.Ne kötü her gün görüp kullandığımız şey halbuki. Mustafa boynunu bükmüş, tekrar çalışmaya koyulmuş.Bir zaman sonra tekrar seslenmiş : -Baba! -Ne var oğlum? -Gök gürültüsü neden olur? -Gök gürültüsü mü?Şey!Gök gürültüsü...Doğrusu ben de bilmiyorum... Çocuk tekrar çalışmaya başlamış çaresiz.Biraz sonra tekrar seslenmiş : -Baba! Ardını getirmediği için babası merak etmiş : -Ne vardı oğlum, birşey mi soracaktın? -Hiç! deyip, boynunu bükmek zorunda kalmış çocuk.Babası devam etmiş konuşmaya : -Söyle bakalım, ne soracaktın?. -Yoo...Öyle pısırıklık etme, sor oğlum, sor!Ben hayatta bütün öğrendiklerimi sora sora öğrendim. FIKRA NO : 39 Bayramdan Bayrama Bektaşiye sormuşlar : -Rakı içer misin? -Akşamdaaaan akşaaaama... -Namaz kılar mısın? -Bayramdan bayrama, bayramdan bayrama... FIKRA NO : 40 Eşkıya Önlerini birden eskiyalar kesmis, eger isimleri akrabalarinin isimlerinden degilse öldüreceklermis. Temel'e demis ki: -"Senin adin ne?" -"Adim Temel" -"Tamam, seni öldürecem." Sira Fadime'ye gelmis; -"Senin adin ne?" -"Fadime" demis Sira yine Temel'e gelmis -"Senin adin neydi?" -"Adim Temel de kahvede Fadime diyular" Fıkra No: 0041 Kawasaki Temel yillarca çalistiktan sonra nihayet bir kawazaki sahibi olur motoru alir ve otoyolda denemeye çikar bir süre sonra gerekli hiza ciktinca önünde gitmekte olan mersedes otomobile yanasir cami tiklar söför cami acar ne var der temel abi sen kawazaki biliyonmu diye sorar adam git isine der basar gider temel hizla yetisir tekrar sorar abi sen kavazaki biliyonmu adam basar gider bu olay 3-4 kez devam eder mersedes söförü dayanamaz kenara ceker ve bekler bir süre gittikten sonra ileride bir kaza oldugunu görür iner arabasindan olay yerine yaklasir bide ne görsün temel kanlar içinde yerde yatar yanina yaklasir ne oldu der temel perisan hafif kafasini kaldirir abi sen kavazaki biliyonmu der kizgin adam biliyorum ne olmus der temel abi freninin yerini soracaktim der. Fıkra No: 0042 Şarampol Temel bir sirkette otobüs soförüymüs. Bir gün otobüsle sarampolden asagi yuvarlanmis. Otobüsten tek sag Temel çikmis. Ambulansta sormuslar: -Kaza nasil oldu? Temel de: -Otobüsle cideydum ki iki koyin karsima çiktu, ben de kaza yaptum. Ambulanstakiler çikismislar: -Lan salak koyunlari ezseydin de yolcular ölmeseydi!, demisler. Temel dogrularak cevap vermis: -Ben de öyle yaptim. Birinci koyinu hakladum, ikincisi sarampole kaçtu! demis. Fıkra No: 0043 Direk Iki boyaci olan Temel (kisa boylu) ile Idris (uzun boylu), bir bayrak diregi boyama isini almislar. Bu is icin ne kadar boya alacaklarini hesaplamak icin diregi olcmeye calismislar. Capini olcmek kolay olmus ama yuksekligi?? Onu olcmek icin Temel Idris'in omuzlarina cikmis ama diregin tam tepesine ulasamamis. Idris; "Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim" deyip Temel'in omuzlarina cikmis ama gene ayni sonuc... Oturup ne yapacaklarini dusunurken yanlarina iri-yari bir adam yaklasip ne yaptiklarini sormus. Temel'le Idris sorunu anlattiktan sonra, adam diregi yerden guc bela sokup yere yatirmis. Boyunu olcup tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmis. Gittikten sonra Idris'le Temel bakisip gulusmusler: "Aptal herife bak! Biz ona yuksekluguni sorduk o bize uzunluguni verdi." Fıkra No: 0044 Ne zaman? Temel'e sormuşlar; -"Kadınlardan hoslanmaya ne zaman basladin?" -"Haçan erçek olmadiklarinu anladugum zaman." Fıkra No: 0045 35 Yıllık İki arkadaş golf oynayarak ve iyi vakit geçirerek halı gibi çimenlerle kaplı sahada dolaşmaktadırlar. Sahanın yanından geçen yolda büyük ve kalabalık bir cenaze konvoyu görürler. Adamlardan biri, şapkasını çıkartır, büyük bir saygıyla cenazeye doğru dönerek diz çöker, içinden bir kaç küçük dua mırıldanır ve yine aynı saygı ile ayağa kalkar. Arkadaşı çok etkilenmiştir. - "Hey!" der, - "Sen gerçekten temiz yürekli iyi bir insansın!.." - "Tabii," der adam. - "Ne de olsa 35 yıllık karımdı." Fıkra No: 0046 Yazı-Tura Temel üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı-tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş. Temel ise hala yazı-tura atıyormuş. Sınav danışmanı, ne yaptığını anlamak için Temel’ in yanına gelmiş: -Bütün sorular için yazı-tura atıyorsun, hala bitiremedin mi? -Hocam, 1 saat önce bitirdim. Şimdi cevaplarımı kontrol ederim!... Fıkra No: 0047 Kuyruk Fadime,Temelcik'e, -Kedinun kulağuni çekersen pen te senun kulağunu çekerum;çimdiklersen pen ta senu çimdiklerum,ona cöre. -Pen ta kuyruğunu çekarum daa.. Fıkra No: 0048 10,9,8.. Adamin biri doktora gitmis.Doktor muayene etmis ve bizimki sormus: -"Ne oldu doktor bey? Ne kadar ömrüm kaldi?" Doktor cevaplamis: -"10" Bizimki de -"Ne 10'u doktor bey, gün mü, ay mi sene mi?" Doktor: -"9, 8, 7, 6...." Fıkra No: 0049 Byram Sabah kahvaltısında kadin eşine "Emininm sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile" der. "Tabi ki hatırlıyorum hayatım" diyen adam dışarı çıkar. Öğleye doğru evin kapısı çalınır. Çiçekçi çocuk, harika bir kırmızı gül bukaeti getirmiştir. Bir süre sonra kapı tekrar çalınır. Bu defa gelen, köşedeki pastanenin çırağıdır. O da kocaman bir çikolata kutusunu bırakıp gider. Öğleden sonra gelen bir kutudan da olağanüstü güzellikte bir elbise çıkar. Kadın kocasının dönmesini zor bekler ve daha kapıda boynuna sarılır ve de ekler: -Önce çiçekler, sonra çikolata ve en son da mükemmel elbise. Bu, hayatıdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı... Fıkra No: 0050 Temel Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel'esordu: - Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin? - Sahibi yok sanmiştum... - Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın? - Mezarluğun önine parketmiştu da... Fıkra No: 0051 Sütçünün Bir gün ögretmen sinifa sormus: -"Biz hangi hayvanlarin sütünü içiyoruz? Herkes keçi, koyun, inek demis. Sira küçük zeynep'e gelmis: -"Biz sütçünün sütünü içiyoruz ögretmenim" demis. Fıkra No: 0052 Tehdit Temel borcunu ödemeyen Cemal'e gitmiş: -Eğer borcunu ötemezsen tiğer arkadaşlaruna borcunu odeduğuni soylerim ona göre.. Fıkra No: 0053 Microsoft Gençliginde "büyük" bir yazar olmak isteyen bir adam vardi.Ona "büyük" kelimesinin tanimi soruldugunda -"Dünyanin heryerinde okunacak ve okuyan insanlarin gerçek heyecanlar duyacaklari, çiglik atip,aglayacaklari, feryat edecekleri, aci içinde inleyecekleri,gözlerinin dönüp, öfke duyacaklari seyler yazmak istiyorum" demisti. Simdi Microsoft Hata Mesajlarini yaziyor.. Fıkra No: 0054 Baba Temel genc yasta evlenir, karisi ile bir cocugunu birakarak gurbete cikar.On-onbes sene dolastiktan sonra, "Hele bir silaya varayim!" der.Evine geldigi zaman karisi ile birlikte uc cocuk bulur. En kucugu onundeki kaptan yogurt yiyor yabanci yabanci bakmaktadir. Temel sorar, "Yahu karucugum. Bunlar da kim?" Karisi, "Su buyugu ilk cocugun degil mi?Ne cabuk unuttun!" "Ya oteki?" "O da ana rahminde idi, sen gittikten sonra dogdu." "Ya digeri?" "Canim, zaten onun da sana baba dedigi yok ki, oturmus yogurdunu yiyor!""" Fıkra No: 0055 Kravat Bir turist, Cezayir'de çöl arazisinde kaybolur..Yasamak icin tek sansi, hayat belirtisi olan bir yer bulmaktir ve caresizce yurumeye baslar.Zaman gectikce susuzluk, aclik derken adam bayilacak kadar yorgun duser.Artik tek adim atamayacak hale geldigi sirada bir cadir gorur.Yerlerde surunerek cadira ulasir ve -"Su... biraz su lutfen..." diye inlerken bir adam kafasini uzatir: -"Uzgunum efendim, hic suyumuz yok.. yine de bir kravat almak ister miydiniz?.." ve adam turistin onune rengarenk bir duzine kravat koyar....Turist bunun uzerine cilgina doner: -"MANYAK MISIN SEN!!!!!!... OLUYORUM..HALIMI GORMUYOR MUSUN!!! BEN SU ISTIYORUM KRAVATI NE YAPAYIM!!!!!!" Adam hic istifini bozmaz: -"Efendim, madem su istiyorsunuz buradan 2 km. guneye yuruyun orada bulabilirsiniz..." Ve turist adamin tarif ettigi yonde yurumeye baslar..gercekten de 2 km.sonra ikinci bir cadir gorur.Artik kalan son kuvvetiyle cadirdan iceri seslenir.Oldukca iyi giyimli bir adam kapida belirir: -"Size nasil yardimci olabilirim efendim?" Turist guc bela fisildar... -"Su... lutfen...su..." ve iceri girmek icin bir hamle yapar ama adam onu durdurur: -"Uzgunum beyefendi, buraya kravatsiz giremezsiniz..." Fıkra No: 0056 Pisi pisine Temel, oğlu Temelcik ile mezarlığa gitmiş... Temelcik, mezar taşlarını okumaya çalışıyormuş. - Paba, pu çimun mezarı? - Pu Sefer'in. Pi furdi, furuldi. - Ha pu çimun? - Tursun'un, içi furdi, furuldi. - Ha pu? - Pu Cemal'in. Pisi pisine yatayi. Eceliyle oldi. Fıkra No: 0057 El bombası Askeri hastanede yatan Temel ve arkadaşlarının cinsel organları kopmuş. Sebebini soranlara Temel anlatıyor: - "El pombasu talimu yapayuduk, pimi çektuktan sonra ona kadar sayup atmamuz emredildi, piz de parmaklarumuzla saymaya paşladuk, pir, içi, uç, tört, peş, öpür ele geçmek için pompalaru apuş arasına koyalum tedük, alti, yeti, seçiz, tokuz...Bummm!!" Fıkra No: 0058 Fiyaka Temel'le Cemal gösteriş yarışındaymış.Cemal arabasından Temel'in arabasını aramış.Temel, -Uyy hemşerum,pi takka bekler misun?,tiğer hatta cörüşeyum.. Fıkra No: 0059 Ne lazım? Adam doktora gidiyor. -"Dr. bey karnim atiyor." Nasil yani diyor Dr. -"hani diyor adam kalbim nasıl atiyorsa karnim da iste öyle atiyor." Dr. iyice sasiriyor. -"Allah Allahi "atmamasi!" lazim." Sagolun diyor ve gidiyor adam. 2 hafta sonra tekrar geliyor. -"Tesekkür ederim Dr. bey diyor.Tavsiyeniz üzetine at mamasi aldim yedim.İyi geldi bütün sikayetlerim bitti."Dr. iyice sasirir: -"Allah Allah, bitmemesi! lazim" Fıkra No: 0060 Onbir Bir gün ögretmen Ali'ye sormus. -"Ali bes üc daha kac yapar?" Ali hemen parmaklari ile saymaya baslamis ve : -"Sekiz hocam." demis Tabii ögretmen parmaklari ile saydigi icin kizmis ve : -"Ellerini cebine koy öyle say!." demis. Tekrar sormus: -"Bes bes daha kac yapar? Ali eli cebinde tekrar saymaya baslamis ve söyle demis -"Hocam on bir yapar!." No :0061 İzin Temel patronundan evlilik izni istemiş.Patron, -Bu işi tatilde halledemez miydin? -Yani tatilumi zehir mi etsaydum? No :0062 Taciz Temel arkadaşlarıyla mahkemede.Hakim: -Bu bayanın üstünde cinsel taciz yarışması yapmışsınız. -İsteyerek olmadi hakim pey,arkadaşların israri üzerine yarismaya katuldum. No :0063 İçkiyi Bıraktım Temel bir gün avrupaya gider.Temel'in kötü bir aliskanligida vardir, sürekli içki içer. Birgun bir bara girip barmenden üç bira ister ve hepsini içer.Üç-bes defa böyle yapinca barmen merak eder ve sorar; -"Niye hep üç tane bira içiyorsunuz? Temel cevap verir; -"Ben, Dursun ve Hamdi bizler üçüzüz. Hepimiz dünyanin farkli yerlerindeyiz. Hepimizde bara girdigimizde birbirimizin yerine bira içeriz, öteki iki birayi o yüzden içiyorum" der. Yine günlerden bir gün Temel bara gelir ve iki bira ister, barmen verir.Temel biralari içtikten sonra tam kalkarken barmen sorar; -"Allah rahmet eylesin efendim, kardesinizin biri öldü heralde?" deyince Temel cevap verir; -"Hayir ben içkiyi biraktim da.." No :0064 Tahlil Adamin biri tahlili için bir laboratuara gitmis ve -"Efendim ben bu konulara çok titizim,lütfen tahlilde bir yanlislik olmasin" demis.Yetkili ise -"Aman efendim bizim makinemiz son teknoloji ürünüdür,kesinlikle hiçbir hata olmaz" diyerek makineyi uzun bir süre övünce bizimki sinirlenmis ve -"Hadi bunu bulsun da göriyim" diyerek haniminin idrarini, kizinin idrarini ve de arabasinin motor yagini karistirarak tahlile vermis.Tahlil sonucunu ise yetkili açiklamis: -"Karinizin durumu iyi, kiziniz hamile, arabanizin ise yaginin degistirilmesi gerekiyor" No :0065 Bu telefon kimindi? Sauna'ya giden bir grup genc erkek, soguk havuzda dinlenirlerken bir cep telefonu calar. Bir adam telefonu acar. Ortam cok gurultuludur; telefonun obur ucundaki kadin sesini zorlukla duyar. - Sevgilim. Meltem'le disardayim. Biraz once cok guzel bir kurk gordum. 400 milyon liracik. Senin kredi kartindan alabilir miyim? N'oooolur, alabilir miyiiiiimmmm? - Tabi canim. Al. - Ah sevgilimmmm! Cok sekersin. Biseycik daha var ama kizmayacaksin, degil mi? - Hayir, kizmam... - Buraya gelmeden once Akmerkez'deydik. De Beers'de bir tane tek tas pirlanta yuzuk gordum. Cok guzeldi sevgilim. Butun arkadaslarimda var. Senin kredili kart hesabindan alabilir miyim? 650 milyon liracik. Gelecek ay ikramiye alacaksin. O zaman odersin. N'ooooluuurrrr. Alabilirmiyim?" - Peki, al canim. - Sevgilim benim. Bi tanem. Cok sekersin. Bu aksam sana harika bir gece yasatacagim. Caniiiim, bi sey daha var. Ama kizarsin diye korkuyorum... - Kizmam, soyle bakiyim. - Son kazadan sonra arabamdan iyice sogudum. Galeride bi tane Peugeot 206 gordum sevgilim. Cok guzeldiiii... 9 milyara birakacak. Senin adina bankadan bi kredi actirsak diyorum sevgilim. Nuran'in kardesi bankada sube muduru... Kefil-belge-imza falan istemiyor, sen tamam dersen hemen yapicak islemleri. N'ooolurrrr sevgilim, seni cok seviyorum.... - Peki, peki. Tamam. Olur. Al bakalim. - Tatli sevgilim benim. Canim sevgilim. Seni coook seviyorum. Hadi by, aksama gorusuruz. Genc adam telefonu kapatir ve arkadaslarina sorar: - Bu telefon kimindi yahu?... No :0066 İçkiyi Bıraktım Temel bir gün avrupaya gider.Temel'in kötü bir aliskanligida vardir, sürekli içki içer. Birgun bir bara girip barmenden üç bira ister ve hepsini içer.Üç-bes defa böyle yapinca barmen merak eder ve sorar; -"Niye hep üç tane bira içiyorsunuz? Temel cevap verir; -"Ben, Dursun ve Hamdi bizler üçüzüz. Hepimiz dünyanin farkli yerlerindeyiz. Hepimizde bara girdigimizde birbirimizin yerine bira içeriz, öteki iki birayi o yüzden içiyorum" der. Yine günlerden bir gün Temel bara gelir ve iki bira ister, barmen verir.Temel biralari içtikten sonra tam kalkarken barmen sorar; -"Allah rahmet eylesin efendim, kardesinizin biri öldü heralde?" deyince Temel cevap verir; -"Hayir ben içkiyi biraktim da.." No :0067 Kahvaltı Küçük temel annesine sorar, - Anne hepimiz laz miyuz? - Öyle - Dedem de laz miydu? - Lazidi. - Onun babasi? - Hepisi lazidi. - Öyle te olsa artik sabah kahvaltilarinda hamsi yemek istemeyrum. No :0068 Sıra sana da gelecek Tır şoförü olan Temel uzun bir seferden sonra eve döndüğünde Fadimeyi en yakın arkadaşı Dursun ile yatakta yakalar. Tabancasını çekip Dursunu vurur. Tabancayı bu kez kendi şakağına dayar. Tam tetiği çekmek üzereyken Fadime . - Temelcuğum, kıyma kendine. der. Tmel : - Sus şıllık, sıra sana da gelecek. No :0069 New York sokaklarinin karla kaplandigi günlerde ikiside Amerika'nin degisik bölgelerinde,ayri ayri is gezilerinde olan bir kari koca, Florida'da bulusup,yaz sicaklarinin yasandigi bu bölgede birkaç gün geçirmeye karar verirler.Kocasi, esinden önce gider florida'ya ve otelde yer ayittiktan sonra, ona once bir e-mail gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlis yazdigi için,eşi yerine bir gün önce ölen yasli bir papazin esine gider.Papazin en az kendi kadar yasli esi bilgisayar ekraninda mesaji okuyunca korkunç bir ciglik atar ve yere düser. Zaten çok üzgün olan kadinin bu çigligi üzerine ev halki odaya dolar hemen herkes yerde yatan kadina yardim için kosusturmaya baslarlar.Kadincagiz bir süre sonra kendine gelir ve niçin çiglik attigini soranlara bilgisayar ekranini gösterir . Ekrandaki mesaj aynen söyledir: "Sevgili Karicigim, Bugün buraya ulasir ulasmaz,yarin senin gelisinle ilgili tüm islemleri tamamladim,sonra da bana ayrilan yerime ulastim. Burasi gerçekten cok sicak.. Seni özlemle bekliyorum. Kocan" No :0070 Sıfırlama Fadime zayıflamak için sağlık çifliğine gitmiş,güya on günde zayıflayacakmış.Dokuzuncu gün Temel'e telefon etmiş, -Çilomun yarisuni verdum,piraz daha kalayum mi? Temel biraz düşünmüş,hesaplamış, -İstersen pi dokuz gün daha kalabilursun.. No :0071 Vasiyet Cimri bir kişi ölümü yaklaşınca oğullarını yanına çağırır. Üç oğluna da vasiyette bulunur. Ben ölünce hepinizin mezarıma tek tek birer milyar koymanızı istiyorum der. Adam öldükten sonra sırayla 1. ve 2. oğlu mezara gider ve birer milyar parayı mezara koyarlar daha sonra babası gibi parayı seven 3. oğlu da mezara gider ve mezardaki paraları alır yerine babası adına bir 3 milyarlık çek koyar... No :0072 O karpuz Bir karpuz tarlasi olan çiftçi, her aksam tarlasina çocuklarin dadandigini ve birkaç karpuzun eksildigini farketti.Epey düsündükten sonra, tarlaya bir uyari levhasi koymaya karar verdi. " Dikkat ! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi ! " Ertesi aksam karpuz yiyemeden kaçan çocuklari keyifle izledi.Bir hafta sonra, çiftçi tarlasinda geziyordu.Karpuzlarini kontrol ederek eksik olmadigini düsünürken gözü kendi levhasinin yanina konan bir levhaya ilisti " Simdi o karpuzlardan iki tane var ! " No :0073 Papa Papa, çok önemli bir iş için Amerika'ya gider. Uçak rötar yapınca karşılamaya gelenlerin hepsi gitmek zorunda kalır... Papa bir taksiyi durdurur: -Oğlum, beni tanımışsındır herhalde. Acilen bir toplantıya yetişmem gerekiyor, beni götürür müsün? -Tabi ki, seve seve... Papa, şoförün yavaş gitmesinden tedirgin olur ve şoförü arka koltuğa geçirip arabayı kendi kullanmaya başlar. Tabii bu arada da toplantıya yetişmek için hızlı gider. İleride bir trafik polisi arabayı durdurur: -Neden bu kadar hızlı gidiyorsunuz? -Çok acele, bir toplantıya yetişmemiz gerekiyor evladım. -Siz, hiç merak etmeyin papa hazretleri, ben şimdi hallederim... Elindeki telsizle: -Mekez, merkez! -Alo merkez dinlemede... -Buraya çok acil 50 kişilik bir eskort gönderin... Tamam... -Neden? Tamam... -Şehrimizde çok önemli biri var... Tamam... -Kimmiş o önemli kişi... Tamam... -Tanımıyorum... Tamam... -Tanımıyorsan, nereden biliyorsun önemli kişi olduğunu? Tamam... -Şoförlüğünü papa yaptığına göre mutlaka çok önemli biridir... Tamam... No :0074 Kütüphane Sarışının biri kütüphaneye girmiş ve direk bankoya yönelerek görevliden bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması istemiş. Görevlinin saf saf yüzüne baktığını gören sarışın bu sefer daha yüksek sesle -"Anlatamadım galiba beyfendi, bana bir hamburger,bir kola, birde patates kızartması" demiş.Artık iyice sinirlenen görevli "Hanfendi burası kütüphane!" demiş.Sarışının yüzü kıpkırmızı olmuş, özür dileyip çok çok kısık bir sesle fısıldayarak -"Pardon pardon, bana bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması." No :0075 Kaybettin Nasreddin Hoca, bir gün esegiyle odun getirir. Hava da cok sicak oldugundan hem kendisi hem esegi kan ter icinde kalirlar. Hoca odunlari indirir, yerlestirir. Karisina: - Hatun, esek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir. Karisida o gün yorgun oldugundan: - Efendi, benim isim var, sen yemleyiver, der. Hoca sicaktan iyice bunalmis vaziyette kendini minderin üzerine atar. - Olmaz! Hic halim yok, veremem, sen ver der. Esegin yemini sen vereceksin ben verecegim derken is kizisir. Epeyce tartisirlar. En sonunda Hoca: - Pekala! Öyleyse aramizda bahse tutusalim. Kim önce konusursa esege o yem versin. Anlastik mi? der. Karisi teklifi kabul eder. Ikisi de birer köseye cekilirler. Az sonra kadin, el isini alarak komsuya gider. Hoca birsey diyemez. Aradan biraz zaman gecer. Eve bir hirsiz girer. Hoca'yi görünce kacacak olur. Ama Hoca'dan hic ses ve tepki gelmedigini anlayinca kacmaktan vazgecer. Ortalikta ne var ne yoksa koca bir cuvala doldurur. Hoca'nin gözleri önünde cuvali yüklenerek evden cikar. Karisi epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Esyalarin yerinde yeller esmektedir. Telasla: - Bu ne hal? Efendi! diye ciglik atar. Hoca yattigi yerden dogrularak: - Haydi bakalim Hatun, bahsi kaybettin. Esegin yemini sen vereceksin! der. No :0076 Cetvel Atölye şefi Dursun, görevi teknik ressamlık olan Temel'i elli santimlik cetvel almaya gönderir...Bir saat, dört saat, Temel yok... Akşama doğru çıkagelir...Elli santimlik cetvel bulamadığını söyler... Elinde bir otuz, bir de yirmi santimlik iki cetvel vardır... No :0077 Adres Meleklerden biri öbür dünyada bir Kayserili bir Yahudiyi karşısına çağırarak: - Bakın, buradaki davranışlarınız hoşumuza gitti, sizi tekrar dünyaya göndereceğiz. Hatta size bir de dilekte bulunma hakkını tanıyoruz. Ne istiyorsunuz, söyleyin bakalım? Yahudi hemen atılmış: - Bana bol para ihsan edin. Melek: - Tamam, demiş. Sen ne istiyorsun? Kayserili cevap vermiş: - Ben mi? Bir şey istemem. Sadece şu arkadaşın adresini verin yeter! No :0078 Kurusun diye Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun Mary'nin yanina gider: - Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu. Mary gayet sakin yanit verir: - O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye. No :0079 Uçak İngilizler iki motorlu bir uçak icat etmişler. Birinci motor patladığında ikinci motor devreye girmektedir. Bunu denemek için İngilizler uçağa yolcuları bindirmişler ve uçak havalanmış. Uçağın birinci motoru patlamış ve o sırada tabelada "Korkmayın, bu bir İngiliz yapımıdır" yazmış. Aradan zaman geçmiş ve ikinci motor da patlamış. Yine aynı "Kırkmayın Bu İngiliz icadıdır" diye yazı geçmiş. Bunu duyan Araplar, kendi aralarında İngilizleri kıskanmışlar ve "İngilizler yapıyorsa biz de yaparız" demişler. Ve Araplar da iki motorlu bir uçak icat etmişler. Yolcuları içine yerleştirmişler. Yolculuk esnasında birinci motor patlamış. Yolcular çok korkmuşlar. O sırada "Korkmayın, bu bir Arap malıdır" diye yazı geçmiş. Aradan zaman geçmiş ve ikinci motor da patlamış. Yine bir yazı geçmiş: "Korkmayın, bu bir Arap malıdır. Şimdi bütün yolcular, dediklerimi tekrarlasın; Eşhedü Enla İlahe İllahlah ve Eşhedü Enla Muhammeden Abduhu ve Resuluh... No :0080 Taksici temel | Turistin biri taksi şoförü Temel'den şehir turu için belli bir saatte gelip kendisini almasını istiyor... Temel ertesi gün gelmeyince kızgın turist şikayet ediyor... Temel'i bulup soruyorlar. - Niye gelmedin? - Pağa söyletiyi toğru ta, acaba pen oğa peçi temiş miyum? No :0081 Son karar Adamın biri bi gece karısına sokulur kadın basının ağrıdığını söyleyince adam sorar -"eminmisin" Kadın -"eminim" der. Adam -"son kararın mı?"diye sorar. Kadın -"son kararım"deyince adam da der ki -"O zaman ben de joker hakkımı kullanıp arkadasımı aramak istiyorum". No :0082 Mehmet Teskere zamanı yaklaşmıştır. Aynı tertip askerlerden bazıları oturup bir karar alırlar. Bir daha saf asker Mehmet'e ayak işleri yaptırmayacaklardır. Kararı Mehmet'e açıklarlar. Bu habere çok sevinen Mehmet yine de doğrulatmak için tek tek sorar: - "Sen Ali, ayakkabılarını bana boyattırmayacaksın değil mi?" - "Evet." - "Sen Osman, benim sigaralarımdan otlanmayacaksın değil mi?" - "Otlanmayacağım." - "Sen Hasan, çoraplarını bana yıkattırmayacaksın değil mi?" - "Yıkattırmayacağım." Herkesten gerekli yanıtı alan Mehmet: - "İyi, ben de bundan sonra karavanaların içine işemiyeceğim.." No :0083 Babammış Genç kız sevgilisine telefon ediyordu: - Bu gece bize gelmesen iyi olur şekerim. Babamın öfkesinden yanına varılmiyor. Dün geceki kaçamak gezintiyi onun arabasıyla yaptığımızı haber almış! - Ne diyorsun! Nereden haber almış acaba? - Nerden olacak... Çarptığımız adam babammış da!... No :0084 Baklava Temele öğretmeni sormuş: -"Söyle bakalım temel,Senin 5 dilim baklavan var.Bana 3 dilimini verirsen kaç dilim kalır" Temel hiç istifini bozmadan: -"5 dilum" -"Temel 3'ünü bana verdin de nasıl oldu bu iş?" -"Size vereceğumi çim söyledi??" No :0085 Kuş Yemi Kadinin biri petshop'a gidip bir muhabbet kusu almak istemis.. ordan bir tane erkek kusu gozune kestirmis..adama sormus: "Bu simdi erkek olduguna gore kesin konusur degil mi?" "Tabiii efendim..hem de harika bir secim yaptiniz, bu oyle cinstir ki 2 haftaya kalmaz karsilikli sohbet bile edersiniz" Kadinin cok hosuna gitmis,kusu alip eve goturmus. 2 hafta sonra kadin yine dukkana gelmis: "Bu kus tek kelime etmedi!!" "Imkani yok hanimefendi salincagina cikip sallana sallana gayet guzel konusuyor olmali" "Iyi de siz salincak vermediniz ki bana?" Boylece adam kadina bir salincak satmis, kadin eve donmus.... 2 hafta sonra kadin yine dukkanda: "Bakin beyefendi 4 hafta gecti bu hayvandan hala ses cikmiyor!!!" "Gercekten anlamiyorum.... merdivenine cikip oynarken konusuyor olmasi gerekirdi!!!" "Merdiven mi? Bunun merdiveni yok ki?" Ve adam gule oynaya kadina bir de merdiven satmis. kadin yine evine donmus... 2 hafta sonra: "Beyefendi bir bucuk ay oldu ve bu kustan hala tek bir kelime duyamadim, olmayacak bu is galiba!!" "Bakin hanimefendicigim ben bunlardan onlarca sattim biliyorum merdivenine cikip ordan salincagina konarlar ve aynada kendilerini seyrederken bicir bicir konusurlar" "Ayna mi." Ve adam o gun de bir ayna satmis olmanin mutluluguyla kadini evine gondermis.... 2 hafta sonra petshop'un kapisi acilmis,kadin iceri girmis....elinde kafes, kafesin icinde merdiven, salincak, ayna ve bacaklarini havaya dikmis olu muhabbet kusu.... "BENI KAZIKLADINIZ!!! ISTE KONUSMAYAN KUSUNUZ VE YANINDA BANA KAKALADIGINIZ IVIR ZIVIRLAR!!!" Adam cok sasirmis.... "Hanimefendi bu ilk defa basima geliyor inanamiyorum tek kelime etmedimi bu hayvan??????" "Valla olmeden once tek bir cumle soyledi" "Ne dedi??????????" "O DUKKANDA KUS YEMI SATMAZLAR MI?" No :0086 Buralı Değilum Adamın biri zilzurna içkiliymiş.Yolda yalpalıya yalpalıya ilerlerken yanından geçen Temel'e demiş ki : -Kardeş şu yukardaki güneş mi ay mı? Temel: -Bilmyrum kardeşum ben buralı değilum. No :0087 Havalar Cemal Temel'e anlatıyormuş, -Cüneyde olmaliymişuz.Havalar hep güzel oaralarda. -Zavallularun konuşacak bişeyleride yoktur.. No :0088 Dört tane Tursun sormuş Temel'e: - Ula Temel Sen kaç dua biliyorsun; Temel: - Dört adet dua pileyrum demiş. Tursun: - Hangilerini pileysun demiş. Temel: - Üç ihlas bir Elham'i pileyrum. No :0089 Cafer Ağa Erzurum Belediyesinin kurulus yillarinda fahri olarak her ise kosusturan Cafer Aga'nin bu gayretkesligini ödüllendirmek için Ankara'ya gidecek heyete onu da yazmislar.Cafer Aga bu haberden çok memnun olmus.Öyle ya ekabir-i memleketten olmasa heyete adini yazarlar mi? Cafer Aga o aksam eve hergünkünden farkli bir havayla gelince hanimi merak edip sormus: -Cefer, o gözel sufatin niye ele töhmüs, mosolun asmissan, biseye mi sinirlendin? -Ben sinirlenmim kim sinirlensin!Bihdim usandim.Sohahlar mi temizlenecah, gel Cefer Aga, çölpühler mi payhlanacah, gel Cefer Aga. Sindi de Engere'de hökümatin isi bozulmus, gel Cefer Aga! No :0090 Mehmet Teskere zamanı yaklaşmıştır. Aynı tertip askerlerden bazıları oturup bir karar alırlar. Bir daha saf asker Mehmet'e ayak işleri yaptırmayacaklardır. Kararı Mehmet'e açıklarlar. Bu habere çok sevinen Mehmet yine de doğrulatmak için tek tek sorar: - "Sen Ali, ayakkabılarını bana boyattırmayacaksın değil mi?" - "Evet." - "Sen Osman, benim sigaralarımdan otlanmayacaksın değil mi?" - "Otlanmayacağım." - "Sen Hasan, çoraplarını bana yıkattırmayacaksın değil mi?" - "Yıkattırmayacağım." Herkesten gerekli yanıtı alan Mehmet: - "İyi, ben de bundan sonra karavanaların içine işemiyeceğim.." Cemal Temel'e dert yanar, -Pütün sülalemi tanumak,hepsiyle görüşmek istiyrum. -Çok basit,piyango çiti diya bir soylenti yay,hepsi senu cormeye celur.Yeni akrabalarun bile olur daa.. No :0091 Kapı Temel birgün banyo ediyormuş.Anahtar deliğinden kimse bakmasın diye kapıyı sökmüş... No :0092 Akraba Cemal Temel'e dert yanar, -Pütün sülalemi tanumak,hepsiyle görüşmek istiyrum. -Çok basit,piyango çiti diya bir soylenti yay,hepsi senu cormeye celur.Yeni akrabalarun bile olur daa.. No :0093 Yol yok Tatile cikmis bir grup kiz arkadas, bes yildizli bir otelin onunden gecerken bir an duraklarlar. Otelin kapisinda; "Yalnizca bayanlar icin..." yazan bir afis asilidir.Yanlarinda esleri ya da erkek arkadaslari olmadigi icin, bu otelde konaklamaya karar verirler.Resepsiyondaki akillara ziyan derecede yakisikli genc, bayanlara otelin "usulleri"uzerine kucuk bir brifing verir: -"Otelimiz bes katlidir. Teker teker katlari cikin. Arzunuza hitap eden katta kalabilirsiniz.Hangi katta ne oldugunu aciklayan kucuktabelalar size yardimci olacaktir.Yalniz dikkat edin, bir kez ust kata ciktiniz mi,bir daha bir alt kata inemezsiniz.Mukemmel adamin pesinde, Bizimkilerin icini bir heyecan kaplar. Bu epey ilginc bir tatil olacaga benziyordur. Hemen merdivenlere davranirlar.Birinci kattaki tabelada; -"Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve vasat tiplidir," yazmaktadir.Hep birlikte burun kivirip, ikinci kata dogru hamle ederler. Buradaki tabela da cok parlak seyler vaad etmez: -"Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve yakisiklidir." Kadinlar elbette ki buna da bir omuz silkerler. Ucuncu kata geldiklerinde gozlerine uzerinde; -"Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve vasat gorunumludur," yazan tabela carpar...Dogal olarak dorduncu katta sanslarini dememeye karar verirler. Nihayet karsilarina; -"Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve yakisiklidir," yazan ilan cikar.Kadinlar, hormonlari bedenine dar gelen ergen kizlarin coskusuyla bagirisir ve birbirlerine sarilirlar.Fakat yine de o galeyan icinde, hala yukarida bir kat daha kalmis oldugunu hatirlarlar..Kisa ama yogun bir istisare sonucu, son katta sanslarini denemeye karar verirler.Oyle ya, sonucta her ciktiklari kat, bir oncekinden daha iyi bir "cesit" vaad etmektedir.Heyecanla besinci ve sonuncu kata tirmanirlar.Zirve'deki tabelada yazanlari dehset icinde okurlar: -"Burada erkek falan yok.Bu kat, yalnizca kadinlari memnun etmenin bir yolu olmadigini kanitlamak amaciyla insa edilmistir..." No :0094 Korkutacak Karnesini yeni alan Ahmete annesi sorar: -Oğlum karnen nerde -Anne arkadaşıma ödünç verdim -Niye oğlum -Babasını korkutacakmışta No :0095 Hayvansever Birgün Temel, bir penguene tasma takmış ve onu şehrin ana caddesinde köpek gibi gezdirmeye gibi gezdirmeye başlamış. Yolda, Temel'i gören bir hayvansever hayretler içinde Temel'e seslenmiş: -Ne yapıyorsunuz kardeşim! Yazık değil mi bu hayvana! Çabuk tasmayı çıkarıp bu zavallı pengueni hayvanat bahçesine götürün! Aradan 1-2 saat geçmiş. Hayvansever ile Temel ve penguen yine yolda karşı karşıya gelmişler. Adam, Temel'e gengueni neden hayvanat bahçesine götürmediğini sormuş. Temel de hayvansever vatandaşa şöyle cevap vermiş: -Hayvanat bahçesine götürdüm. Orada gezdirdim. Çok sevindi. Şimdi de sinemaya götürüyorum... No :0096 Mücaele Polis müdürü basın toplantısında bilgi veriyordu... - Fuhuşla mücdeleye öncelik veriyoruz. Çok yer tespit ettik. Soru sormak isteyen var mı? - Gazeteci Temel hemel atıldı, - Şu anlattığun yerlerin pağa adresini verepilir misunuz? No :0097 Tabanca Temel ile Dursun oturuyorlarmış. Dursun Temel'e sormuş: -Ula Temel, biz tabancadan bakarken niye bir gözümüzü kapatıyoruz? -Ula Dursun ne kadar salaksın. İki gözümüzü de kapatırsak ne görecegiz!... No :0098 Helbet Gürcükapida sira sira müsteri bekleyen faytonlardan birine kibar bir adam yanasarak faytoncuyan "binebilir miyim" diye sorunca faytoncu: -Helbetde binebülürsen, dedikten sonra kendi kendine söylenmeye baslar: -Vola bu dünyada da ne tevür adamlar var; hem para verir hem de binebülürmiyem diye sorir. Sormiya ne lüzüm, parasini verdihdan sonra teyyariya bile binebülürsen! No :0099 Kaldurmayın Doktor Temel'e hastası soruyor: -Ne zaman kolumu havaya kaldırsam çok büyük ağrılar başlıyor.Ne yapmam lazım. -Kolunuzu havaya kaldurmayın No :0100 Büyük mucize Öğretmen derste, -Hazreti Yunus balinan karnından sağ çıktı.Bundan daha büyük bir mucize düşünebiliyor musunuz? Öğrenci Temel atılmış, -Tersi daha büyük bi tehlike olurtu.. No :0101 Evliymişiz gibi Soğuk ve karlı bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve sekreteri arabalarını terketmek zorunda kalırlar ve uzun bir yürüyüşten sonra üşümüş ve ıslanmış durumdayken bir kulube bulurlar.Kulubede bir yatak, bir uyku tulumu ve birsürü battaniye bulunmaktadır. Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve işadamı bir centilmen olarak, yatağı sekreterine verir. - Ben yerde uyku tulumunda uyurum, der. Sekreter yatağa yatar, adam uyku tulumunun içine girerek fermuarı çeker. Bir süre sonra tam uyumak üzereyken, sekreterinin sesini duyar: - Efendim, ben çok üşüyorum. Adam fermuarı açar, uyku tulumundan çıkar, bir battaniye alıp kadının üzerine örter, tekrar uyku tulumuna girer, tam uyumak üzereyken yine sekreterinin sesini duyar: - Efendim, ben hala çok üşüyorum. Adam yine fermuarı indirir, tulumdan çıkar, bir battaniye daha alıp kadının üstüne örter, uyku tulumuna girerek fermuarı çeker. Tam uykuya dalacağı sırada yine duyar: - Ben yine çoooook üşüyorum. Adam yattığı yerden: - Bir fikrim var, der. Burası ıssız bir yer. Neler olduğunu kimse göremez, istersen evliymişiz gibi davranabiliriz. Genç kadın kıkırdar: - Tamam, bana göre hava hoş. Adam yattığı yerden avazı çıktığı kadar bağırır: - Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al! No :0102 Korkutmak Adam işten eve erken gelir ve içeri girdiğinde yatak odasından sesler geldiğini duyar.. hemen odaya dalar ve karısını yatakta ter içinde ve çırılçıplak bulur: "Neler oluyor???"diye sorar.. Kadın cılız bir sesle "kocacığım kalp krizi geçiriyorum" diye mırıldanır.. Adam hemen salona koşup ambulans cağıracağı sırada 4 yaşındaki oğlu koşa koşa gelir ve "Babaaaaaa!!! Mick amcam sizin gardropta saklanıyor ve çıplaaaaaak!!!!" diye bağırır.. Adam bunu duyunca hırsla telefonu fırlattığı gibi odaya koşar, gardrobun kapısını açar ve erkek kardeşi hakkaten de çıplak vaziyette oradadır.. Bunun üzerine adam hışımla bağırır: "SENİ KALINKAFALI!!! BENİM KARIM IÇERDE KALP KRİZİ GEÇİRİYOR, SEN ETRAFTA ÇIPLAK DOLAŞARAK KÜÇÜCÜK BİR ÇOCUĞU KORKUTMA PESİNDESİN!!" No :0103 Cüzdan Cemal Temel'e anlatıyormuş. -Eskiten para yokmuş.Uşaklar alduklarunu puğtay,sepze,koyun,inekle ödiymuş. -Pence iyi bir yol teğül.İnsan punları cüzdanunda nasul taşur. No :0104 Ferrari-Porshe-Murat Arıza yapan Murat şoförü, o sırada yoldan geçmekte olan bir Ferrari'yi durdurur ve kendisini benzinliğe kadar götürmesini rica eder Murat' Ferrari'nin arkasına bağlarlar. Ferrari'yi kullanan "yalnız, ben hızlı şoförüm" der ve ekler: -Eğer fazla hızlanırsam sellektör yap ben de yavaşlayayım. Çıkmışlar yola. Ferrari hızlanmış, Murat sellektör yaparak yavaşlatmış, bir kere, iki kere... Daha sonra Ferrarici bakmış arkadan Porshe geliyor. Durdurmuş adamı ve "Benzinliğe kadar yarışalım" demiş. Başlamışlar yarışa. Helikopterle gözetim yapan trafikçiler, bunları görmüş. Heyecanla telsiden bilgi vermeye başlamış: -Bir Ferrari bir de Porshe yarışa girmişler. İşin tuhafı arkadaki Murat da durmadan sellektör yaparak onları sollamaya çalışıyor... No :0105 Bizim Köy Teröristler köy basıyor ve herkezi toplayıp tarayacaklar.Terorist başı bir şans tanıyalım diyor ve erkekler tek siraya giriyor.Karıları erkeklerini şeylerinden tanirsa kurtulma hakkı veriyor ve kadınların gözleri baglanıyor.İlk kadın: -"Bu degil bu degil degil degil bu!!"diyor ve buluyor kocasını ,kurtuluyor.Sıradakide aynı şekilde 1 ,2,3 hep aynı.Terorist şaşırıyor kendide geçiyor siraya kadın başlıyor -"Bu degil bu degil bu degil bu degil bu bizim köyden degil" No :0106 Nerden nereye? Temel'in kızı Fadime babasına sormuş, - Annemle evlendiğinizde Pen nerdeydum? Temel: - Palayina ciderken benumleydun. Tönerken annene gectun. No :0107 Çok Kolay Ünlü bir bilim adamı özel otomobiyle konferans vermeye giderken, uzun yıllardır onunla çalışan şoförü sıkılarak bir teklifte bulunur: -Sizin konferanslarınızı dinleye dinleye virgülüne kadar ezberledim efendim. Ne olur izin verin, bu konferansı sizin yerinize ben vereyim. Bilim adamı öneriyi kabul eder. Şoför, arka koltuğa geçer. Bilim adamı, şoförün şapkasını giyip öne oturur. Konferansın verileceği salona varırlar. Şoför, kürsüye çıkar, hiç teklemeden çok güzel bir konuşma yapar ve sorar: -Sorusu olan var mı? Ülkenin ciddi bilim adamlarından biri oldukça zor bir soru sorar.. Şoför hiç tereddüt etmeden şöyle der: -Çok kolay bir sru bu, şoförüm bile bilir. Gidip çağırayım, sizin sorunuzu o yanıtlasın... No :0108 Elektrikli Sandalye Elektrikli sandalyede ölümü bekleyen Temel yanındaki gardiyana; -Elimi tutar misun çok korkiyrum! No :0109 Guş Kayserili,büyüksehre gelen bir vatandasimiz çevreyi seyrederken havada bir kuş sürüsü görmüs ve öylesine mirildanmis: -Vay be! Guslara bah. Ne güsel de uçuyorlar.. O sirada yaninda duran bir bayan seslenmis -Onlar gus degil, kuş! Bizim ki de mirildanmis yine, saskinlikla: -Alla Alla, amma da guşa benziyorlardi halbuki.. No :0110 Telefon Faturası Adamin biri evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasini görür.Bir bakar ki 3 milyar küsür lira fatura. Beyninden vurulmusa döner. Hemen ayrintili fatura ister. Fatura gelir. Aranan bütün numaralar adamin arkadaslarina ve dostlarina aittir.Adam -"Bu nasil olur? Ödeyecegiz mecburen" der. O sirada gözü papaganina takilir. Bir an tereddüt eder. -"Yok canim hayvancagizin günahini aliyorum" der içinden ama süphe de devam etmektedir. -"Ya yapmissa", "Yok, yok yapmamistir...." Gece papagani gözlemeye karar verir. Papagan kafesinden çikar ve telefonun basina gidip rehberi açar, adamin arkadaslarini tek tek arayip saatlerce konusmaya baslar.Adam sinirden çildirmis bir sekilde papagani yakalar ve kanatlarindan duvara çiviler. Papagan çarmiha gerilmis bir vaziyette duvarda asili kalmistir. Adam sinirle papagani azarlar; - "Bir hafta burada asili kal da aklin basina gelsin. Çek bakalim cezani !" Adam gider. Papagan bir bakar karsi duvarda çarmiha gerilmii Isa durmakta. Hemen muhabbet koyulur; - "Birader sen ne kadardir buradasin?" - "2000 yildir buradayim" der Isa. Papagan hayretler içinde kalmistir; - "Ohaaaa!.. Nereyi aradin lan öyle?" No :011 Tatlı Adamın biri tatlıya bayılıyormuş;tatlı yemiş bayılmış.. No :0112 Çok katlı Temel Almanya'da bir otele giderek oda fiyatlarını sormuş. - Birinci kattakiler iki yüz mark, ikinci kattakiler yüz doksan mark, üçüncü kattakiler yüz seksen mark, dördüncü kattakiler yüz yetmiş mark, en üst kattakiler yüz altmış mark... - Teşeççür eterum, penum içun yeterunce çok katlu tegül. No :0113 Lazın Eczanesi Lazın eczanesine eli silahlı, yüzü kadın çoraplı iki soyguncu girmiş ve ellerindeki silahi Laza doğrultup: - Çabuk kasadaki herşeyi ver ! - Özür dilerim, reçetesiz hiçbirşey vermiyoruz. No :0114 Çeşitli Fadime köfteleri irili ufaklı yapıyormuş, -Niye hepsini aynı büyüklükte yapmıyorsun? -Temel piraz çeşutlu yemek yap dedi de.. No :0115 99 Aslan Avcının biri palavra sıkıyormuş.. -"Geçen yaz Afrika'da 99 aslan vurdum.." Arkadaşı dayanamamış, -"100 de şuna bari" demiş. Avcı da -"1 aslan için yalan mı söyliycem sana" demiş. No :0116 2 hafta önce Kız nişanlısını eve çağırdı : -Otur Ali`ciğim.Evlenmeden önce tüm mazimi sana açıkça anlatmalıyım. -İyi ama hayatım iki hafta önce anlatmıştın ya... -O iki hafta önceydi hayatım. No :0117 Kaybolmuş Mahallenin iki afacan kardesi tüm mahalleliyi biktirmis. Sürekli ana-babalarina sikayet geliyor mahalleliden. Kirilan camlarin, kuyruguna teneke baglanan kedilerin,lastigi indirilen arabalarin sorumlusu hep afacan kardesler. Ana-babasi usanip bu durumdan kilisenin papazina anlatirlar durumu ve yardim isterler. Papaz "gönderin çocuklari konusayim" der. Çocuklari gönderirler. Papaz önce büyük oglani çagirir. "Söyle bakiim evladim,Tanri nerede?". Çocuk susar. Papaz tekrar sorar:"evladim söylesene Tanrimiz nerede?". Çocuk susmaya devam eder. Papaz israrla sormaya devam eder, çocuk susmaya.. Sinirlenir Papaz,"konussana be çocuk nerde Tanri?". Çocuk aniden firlar,kiliseden kosarak kaçiyorken seslenir kardesine "kaçalim çabuk!". Eve giderler,odalarina çikip kapiyi iyice kapatirlar,küçük oglan sorar büyügüne "neden kaçiyoruz?" Büyük yanitlar: "iste simdi hapi yuttuk, Tanri kaybolmus bizden biliyorlar!!!" No :0118 Metod Temel mağazada tezgahtara, -Lütfen elunuzi verir misunuz? -Analayamadım efendim. -Kalapaluğun içinde karumu kaypettum.Çok açilen pulmam cerekeyi. No :0119 Besbelli Sarhoş Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur : -Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der. Polis çirkin kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar : -Galiba değil, besbelli sarhoşmuş, der. No :0120 Günaydın Balayındaki 70'lk Temel'in kaldığı otele yeni evli iki damat gelir.Sabah kalktıklarında geceki performansları kadar "günaydın" demeye karar verirler.Sabah genç damat, -Günaydın,günaydın,günaydın,günaydın! Orta yaşlı olan -Günaydın,günaydın,günaydın Temel -Selemınaleyküm No :0121 Gındıllandım Tahsin Tllioglu bey San'at Mektebi'nin müdürü iken Il Milli Egitim Müdürlügüne bir yazi yazar.Sonunu da "rica ederim" diye baglar. Buna sinirlenen Mili Egitim Müdürü telefonla: -Tahsin bey, burasi bir üst makam buraya "arz" edebilirsiniz, "rica ede-mezsiniz" deyince: -Peki Müdür beg, Bakanliga yazanda da "gindillanim" mi diye yazacayih! No :0122 En iyi vali Adamin biri Erzurum'a vali tayin edilmis. Gitmis, görevi devralmis. Halki ve çevreyi tanimak için çiktigi gezilerin birinde köy halkina sormus : -Simdiye kadar Erzurum'a tayin edilmis valiler içinde size en çok hizmet eden hangisiydi? Köylünün biri cevap vermis : -Sizden iki önceki valiydi ; Mehmet Pasa. -Yaaaa, öyle mi, peki size ne gibi hizmetler yapti? -Daha Erzurum'a gelirken, yolda, Bayburt'ta öldü! No :0123 Sihirli Keman Temel birgün ava gitmeye karar vermis, sihirli kemanini, tüfegi almis ve ava gitmis Av esnasinda bir aslanla gözgöze gelmisler. Temel tetige basmis tüfek patlamamis. temel kemani çalmis ve aslani uyutmus.Eve gelmis ve tekrar ava gitmis.Aslanla yine gözgöze gelmis Tetige basmis, gene patlamamis, hemen kemani çikarmis, çalmis ama aslan onu parçalayip yemis.Agaçta iki maymun konusuyormus, biri demis : -"Ben sana demedim mi, bu bizim sagir aslana denk gelirse isi biter.." No :0124 Çabukluk Hemsireleri Temele, -Çok agir kanlisin, her seyi agir yapaysun. Hiç çabuk yaptigun pi sey yok mu? -Çabuk yorulayrum. No :0125 Ayı avı Istanbul'da yasayan bizim Temel av sporuna merak salar.Av icin gerekli malzemeleri alir. Birkac gun avlanir.Birgun kahvede otururken Bizim Temel baslar maceralarini anlatmaya. Derki: -Birgun tufegimi aldim Belgrad Ormanina gittim.Yarim saat gezdikten sonra bir baktim beyaz bir ayi bana dogru geliyor.Tufegimi dogrultmamla ates etmem bir oldu. Tek kursunla ayiyi yere serdim. O sirada arkadaslarindan birisi: -Hadi ulan oradan Belgrad Ormaninda ayinin ne isi var.der.Tabi bizim Temel bu lafin altinda kalir mi.Hemen: -Haçan ayi bu ne bilsun oranin Belgrad Ormani olduguni,der. No :0126 Marifetli Köpek Temel birgün kahvede otururken köpeği gelmiş, temel köpeğe 1.000.000 tl vererek gitmesini söylemiş köpek 15 dk sonra ağzında sigara paketi ile görününce kahvenin ağzı bir karış açık kalmış... 2 gün sonra dursun temele: -ula temel,demiş geçen gün senin köpeğe 2.000.000tl verdim.bütün gün yolunu gözledim gelmedi! temel ise cevabı yapıştırır: -Ula hemşerum yalnış iş yapmışsun.bizim köpeğe 2.000.000tl verince sinemaya gider! No :0127 Papaz ile Zangoç Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş: "Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?" Zangoç'ta derin bir sessizlik... lyice köpürmüş Papaz: "Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?" "Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!" Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..." Zangoç bıyık atından gülmüş; "İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler. Bu kez Zangoç seslenmiş: "Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?" Papaz kendi kendine söylenmiş: "Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor." No :0128 3 Arkadaş Adanali Cemal, Kayserili Kemal ve Temel bu uc arkadas Bogaz Koprusunde tamir yapiyorlarmis ve karilarida bunlara yemeleri icin bir seyler hazirliyormus. Ama hep ayni seyler. Kayserili yemek torbasini aciyor pastirmali ekmek. Adanali aciyor kofte ekmek. Temel aciyor ekmek arasi hamsi. Bu hep boyle devam ediyormus. Neyse gunlerden birgun bunlarin canina tak etmis ve demisler yine ayni seyleri hazirladilarsa kendimizi kopruden atalim. Adanali bakmis ekmege kofteli hop assaga atlamis,Kayserilininki de pastirmali,oda atlamis asagi. Temel bakmis hamsili, o da dayanamamis ve atlamis.Bunlarin evlerinde de agit yakiliyormus. Adanalinin karisi: -Vah zavalli kocacigim kofte ekmegi ne cok severdi hep kendi ellerimle hazirlardim. Kayserili -Vah zavalli kocacigim pastirmali ekmegi ne cok severdi hep kendi ellerimle hazirlardim Karadenizli ise -Vah zavalli kocacigim hamsi ekmegi ne cok severdi her sabah kalkip kendi hazirlardi.. No :0129 İki yüze Balikci Temel'e, bir musteri hamsinin fiyatini sormus. -Bes yuz bin.. -Karsidaki balikcida dort yuz bin. -Sen de git ordan al. -Orada kalmamış. -Bende de kalmasa ben iki yuze satarim. No :0130 Muhtaç olmamak Cimri vede bos bogazin biri Hocaya: Ya nasrettin hoca demis demek parayi cok seviyorsun..Acaba neden ? Hoca cevabini yapistirmis. Senin gibilere muhtac olmamak icin. No :0131 İyilik meleği Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses : -Binme, bu uçak düşecek! Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış : -Uçak düştü kurtulan olmadı! Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında -Binme bu trene, raydan çıkacak! Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş -Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı... Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses : -Bu otobüse binme, freni patlayacak! Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış : -Sen kimsin yahu? -Ben senin iyilik meleğinim! Adam iyice kızmış : -Ulan evlenirken neredeydin! No :0132 Ekmek var mı? Ördeğin biri bara girer ve barmene sorar: -"Ekmek var mı?" -"Yok..." -"Ekmek var mı?" -"Yok..." -"Ekmek var mı?" -"Yok!" -"Ekmek var mı?" -"Yok kardeşim!" -"Ekmek var mı?" -"Eğer bir daha bunu sorarsan seni duvara çivilerim!" -"Çivi var mı?" -"Yok!" -"Ekmek var mı?" No :0133 Çıkış Iki iskocyalı kasabada bir tiyatro acmislar, fakat iskoclar malum cok cimri, kimse para vermek istemediginden her gun sifir cekiyorlarmis. Bakmislar olacak gibi degil, dusunmusler ne yapalim ne edelim diye. En sonunda birinin aklina bir fikir gelmis.Ertesi gun her tarafa ilanlar asiliyor. "Cumartesi gunu tiyatromuza giris bedavadir." Kasaba halki bedavayi bulmus kacirir mi. Cumartesi gununu. Tiyatro ful cekmis, bizimkiler mukemmel bir oyun sergiliyorlar. Herkes ayakta alkisliyor. Oyun bittikten sonra kasaba halki cikisa dogru yonelmis ama ne gorsunler ? Kapilar kilitli ve su yazi yaziyor : "Cikis 10 sterlin" No :0134 Bakanlık Bir devlet dairesinin büyük bir odasında 8-10 memur çalışırmış.Bunlardan iki tanesinin masaları karşı karşıya olmasına rağmen senelerden beri hiç birbirleri ile konuşmamışlar, tanışmamışlar.Memurlardan biri saat tam beşte önündeki bütün dosyaların muamelesini bitirir ve çıkıp giderken diğer memur önündeki dosyaların işi bitmediği için hep geç kalırmış.Bu böyle senelerce sürüp gitmiş. Bir gün dehşetli bir kar fırtınası başladığı için kimse daireden çıkamamış. Bütün gece orada kalmak zorunda olduklarını anlayan memurlar dışarıdan kebap, lahmacun, rakı getirtip eğlenmeye başlamışlar.Masaları çok yakın olduğu halde birbiri ile hiç konuşmayan iki memur alel acele kurulan rakı masasında da yan yana düşmüşler.Bir tanesi kadehini kaldırıp -'Yahu arkadaş bu kadar senedir hiç konuşmak kısmet olmadı. Haydi şerefe!' demiş.Öteki de -'Şerefe arkadaşım' deyip mukabele etmiş.Kadehi ilk kaldıran -'Arkadaşım senelerden beri konuşmadık. Bari bundan sonra arada bir iş bitince beraber çıkalım, köşedeki meyhanede bir iki kadeh çekelim'demiş. Öteki memur -'Çok iyi olur ama benim işim sizinki gibi saat 5 te bir türlü bitmiyor. Siz nasıl oluyor da işiniziz tam zamanında bitirebiliyorsunuz?' diye sormuş.Öbürü cevap vermiş -'Kimseye söylemiyeceğine dair söz verirsen sana bir sırrımı açıklayacağım' demiş ve anlatmaya başlamış -'Bana karışık, içinden çıkılması zor olan bir dosya getirdikleri zaman üstüne 'Ahmet bey'e havale' yazıp kaleme geri gönderirim. Senelerce önce 'Nasıl olsa bu koca bakanlıkta bir Ahmet bey vardır' diye düşündüm ve haklı çıktım. Şimdiye kadar havale ettiğim dosyaların hiç biri bana geri gelmedi.'.Öteki adam ayağa kalkmış, elini uzatmış ve -'Galiba artık tanışmamızın zamanı geldi, bendeniz Ahmet' demiş.. No :0137 Kravat Turistin biri Cezayir'de çölde susuz bir şekilde sürünüyomuş.Birden dükkan gibi bi yer görmüş ve oraya giderek: -Su...lütfen bir yudum su Adam: -Beyeefendi maalesef suyumuz yok ama isterseniz kravat verebiliriz Turist: Ben napıyim karavatı susuzluktan geberiyorum der.Adamda ona 2km. güneyde bi yer olduğunu,oraya gitmesini söyler.Turist güç bela oraya varır ve: -Su... birazcık suuu Adam: -Maalesef beyefendi buraya kravatsız giremezsiniz!! No :0138 Temel İcadı "Dünya Genetik Projeler Yarışması" yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik profesörler yarışmaya çalışmalarıyla katılmış. İlk olarak Fransız profesörü anlatmaya başlamış: -Ben, inek genleriyle tavuk genlerini birleştirdim. Ortaya çıkan mahlukatın eti, kırmızı et kadar lezzetli, beyaz et kadar sağlıklı oldu. Ardından diğer çalışmaları ülke ülke gezmeye başlamışlar. Sıra Türkiye'den Temel'e gelmiş. Juri başkanı. -Sizin çalışmanız nedir? -Ben karpuz genleriyle hamamböceği genlerini birleştirdim. Birden tüm Jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan, Temel'e: -Bu çalışma ne işe yarar? -Acayip işe yarıyor! Karpuzu kesiyorsun, çekirdekleri kaçışıyor... No :0140 Erkek Hamile kadın evde tek başınayken sancısı tutar ve hemen bi taksi çagırır.Taksi gelirKadın arkaya koltukların tam ortasına oturur.Sancısı agırlaştığı için kendini biraz koyverir.Bu arada şöföre sorar: -"Şöför bey sizce erkemi yoksa kızmı olur" Şöför aynadan bakarak kadına "erkek" der.Kadın: -"Nerden bildin"der.Şöför: -"Bıyıklarını gördüm" der kısaltma dilbilgisi dersinde öğretmen - "sarı saçlı kız elleri pencerenin pervazına dayalı halde dışarı baktı ve güldü" cümlesini kim bana kısaltabilir? temel hemen ayağa kalkar ve şöyle der - orospi! Güvence temelin 12. oğlunu askere çağırmışlar, ondan önceki 11 tanesi askerde olduğu için temel itiraz etmiş -haçan söyleyun padişahunuza penum şeyime güvenup sağa sola savaş açmasun! Muz İki kadın manava gider : - Lütfen iki muz verir misiniz ? Manav, muzları tartar ve 3 tane vereyim bir kilo olsun der. Kadınlardan daha ufak olan ötekine döner : - Olsun n'apalım, birini de yeriz. Tünel İhalesi Mısır hükümeti, Kızıldeniz'in altına tüp geçit yapmak için ihale açmış. İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan ve Türkiye'den de Temel'in firması olmak üzere birer firma katılmış. Firmaları teker teker mülakata çağırıp teknik bilgi istemişler. İngiliz firması : - Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum bir metre fark olur. 30 metre enindeki tünelde de bir metreyi rahatlıkla düzeltiriz demiş. Amerikan firması: - Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, onu da düzeltiriz demiş. Japon firması : - Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Biz de fark olmaz, demiş. Sıra bizim Temel'e gelmiş. Temel : - Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamazsak iki tane tüneliniz olur. Ayna Erzurum'a ayna Gelir. Şıhbızın köyünde, o tarihe kadar kimse ayna görmemiştir. Adamın biri, ilk rastladığında, aynayı alıp bakmaya başlar. Ardından, aynada gördüğü kişiyi ölen kardeşi zannedip ağlamaya başlar : - Vay benim zavallı gardaşım, vay benim zavallı gardaşım. Aynayı koynuna alıp yatar. Hanımı, eşinin, aynayla yattığını görünce şüphelenir. Uyandırmadan adamı, aynayı alıp bakar. Öfkeden kudurmuştur. - Vay ! der heyecanla. Herifim, beni bir garıylan aldatır. Aynayı alıp, köyün şıhına gider. Aynayı göstererek Şıh Efendi, der. Benim herif beni bir garıylan aldatır. Aha garı da burdadır. Şıh aynayı alıp, bakar. - Bacım, bu, bir garıdan ziyade, gavata benziir. Sosyal İmkanlar İki tane eşcinsel İstanbul'da işe çıkarlar. Batılı olan doğulu olana sorar : - Sizin orda bu işler nasıl olur ? - Kardaş bizim orda bizi gördükleri yerde döviler sonra götürüp istedikleri gibi yapiler, daha sonra hakaret vs. arabadan paldir küldür yuvarliler bizi perişan ediler. Anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan celi. Vay be demiş batılı olan çok yazık size. Bu defa doğulu sorar : - Sizde nasil oli ? - Bize önce telefon acarlar; uygun muyuz deği lmiyiz diye sorarlar, sonra araba gönderir evden alırlar, sonra sauna, yemek, sonra gece hotel derken sabah kahvaltı ve en sonunda da üceretimizi alırız. Bizi tekrar araba ile eve bırakırlar. - Kardaş valla, sizdeki sosyal imkanlar bizde olsa bizim alayımız ibne olur. Üç Rahibe Üç rahibe bir araya gelmiş pederi çekiştiriyorlarmış. Birinci rahibe: - Geçen gün pederin odasına temizlik için girdim, dolabını temizlerken bir de ne göreyim, bir sürü porno dergi. Hepsini sobaya atıp yaktım, demiş. İkinci rahibe : - Ben de geçen gün girdiğimde çekmecesinde çok sayıda prezervatif vardı, hepsinin ucunu iğneyle deldim! demiş. Üçüncü rahibe bayılmış... Kayıp Arama İki adam mağazada karılarını kaybetmiş hararetle aranıyorlarmış. Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Ne oluyor birader demeye kalmamış, birisi: - Kardeş kusura bakma karımı kaybettim de onu arıyorum, demiş. Diğeri : - Asıl sen kusura bakma, ben de karımı arıyorum, demiş. Daha sonra madem ikimiz de karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer rastlarsak birbirimize haber veririz demişler. Bir tanesi başlamış karısını tarif etmeye: - Benim karım, sarışın, mavi gözlü, 21 yaşında, 1. 75 boyunda, 60 kg, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor, demiş. Sonra da, peki senin karın nasıl biri ? diye sormuş. Diğer adam biraz düşündükten sonra : - Boş ver benimkini, seninkini arayalım... Köy Yolunda Ali ile Ayşe, tarladan köye dönüyormuş. Ali'nin bir elinde ipinden tuttugu kuzu, öteki elinde, boş bir kova, koltuğunun altında bir tavuk, omzunda da bir dirgen varmış. Ayşe ise, bir kucak odun taşıyormuş. Bir ara Ayşe, Ali'ye dönerek: - Ali, bu yolda seninle yürümekten korkuyorum, bir gün sen bana saldıracaksın, demiş. Ali de : - Yapma yahu, elimde bunlar varken, sana nasıl saldırabilirim ki ? diye yanıtlamış. Bunun üzerine Ayşe : - Ne yani ? Dirgeni yere batırıp kuzuyu ona bağladıktan sonra, tavuğu da kovanın altına kapatmayı düşünemeyecek kadar aptal mısın sen ? İran Halısı Halıcının elinde çok değerli bir iran halısı varmış. Herkes halıya bakmaya gelir, fiyatını pahalı bulunca da başka bir halı alır gidermiş. Bir gün kadının birisi halıya bakmak için yere eğilirken osurmuş. Suçunu bastırmak için de hemen doğrulup : - Bu halı kaç para, diye sormuş. Halıcı : - Hanımefendi halıya sadece bakmakla osurdunuz, fiyatını söylesem herhalde mağazanın ortasına sıçarsınız. Temelden-25 Fıkra 1 - Temel ve Kraliçe Elizabeth Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyul- maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye. Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis. Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?" diye. Ayni cevabi alinca söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!" 2 - Temel ve Sevgilileri Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir. Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar "Niye ögretmen de digerleri degil?" diye. Temel de ona döner: -Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha tekrarliyalim... 3 - Parasitçü Temel Temel Nato da havaci olarak askerligini yapiyormus. Komutan askerlere parasütle nasil atlanacagini ögretmis. - "Uçaktan atlayinca birinci ipi çekeceksiniz. Parasüt açilmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açilmadi, o zaman Meryem Ana ya dua edeceksiniz." Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker parasüt açilmaz, ikinci ipi çeker yine açilmaz. O s1rada yere yavas yavas süzülen komutaninin yanindan geçerken sorar: - "Komutanim, komutanim.. O karinin adi neydi ?" 4 - Banka Soygunu Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paralari bitmis ve bir banka soymayi kafalarina koymuslar. Gece yarisi olmus, Dursun ve Temel kapilari açip içeride kasalari aramaya koyulmuslar. Temel bir kasa görmü_, açmislar ve içinden bir kase muhallebi çikmis. E bu kadar ugrastik bosa gitmesin demisler ve bunu Temel afiyetle yemis. Daha sonra bir kasa daha görmüsler ve onu da açmislar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemis. Tabii ikisi de sasirmis koca bankada nasil para olmaz diye ve orayi terk etmisler. Ertesi gün gazetelerde manset : "Dünyanin en büyük Sperm Bankasi soyuldu!.. 5 - Pilot Temel Pilot Temel telsize var gücüyle bagiriyordu : - "Ula, sag motor bozuldu. Düseyrum, düseyrum. Meydey düseyrum. Kule düseyrum." Kule hemen cevapladi : - "Mesaj anlasildi. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin." Temel gayet ciddi : -"Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk." 6 - Temel Usülü Intihar Dursun birgün ormanda gidiyormus. Temeli bir agaca belinden bagli sekilde bulmus. "Napiyosun Temel" demis Dursun; Temel de "Intihar ediyorum" demis. Dursun "Benim bildigim öyle intihar edilmez; o ipi beline diil boynuna bagliyacaksin" demis. Temel de: onu da denedim; az daha boguluyodum... 7 - Babanin Sonu - Babam öldü, demis Temel. ilyas sormus: - Neden öldü? - Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü. - Eyvah parçalandi mi? - Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana yöneldi. - Apartmana mi çarpti, nasil oldu? - Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü. - Orada mi öldü? - Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp havalandi yeniden... - Peki sonra? - Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk onu 8 - Temel, Karisi ve Karisinin Asigi Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken dönünce karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde tasidigi tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak üzerine atlar: - Dur Temel im, kiyma kendine!.. Temel, sinirden titreyerek haykirir: - Sus kaltak, sira sana da gelecek!.. 9 - Temel in Arabasi Temel Dursun a arabasinin öyküsünü anlatiyordu : Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasina aldi. Bir süre gittikten sonra kadin arabayi kuytu bir köseye çekti. Mini etegini iyice yukari çekip, dudaklarini islatti ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim. Dursun : iyi etmissin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi. 10 - Evde Kimse Olmayacak Temel Fadimeye demis ki; "Fadime, bu aksam bize gel. Evde kimse olmayacak." Fadime aksam gelmis kapiyi çalmis çalmis kimse açmamis... 11 - 2 Katli Otobüs Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk ediyomus. Temel cep telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u aramis. - Orada havalar nasil Dursun kardesim? - Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla Temel cigim... - O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs kendi kendine gidiyo... 12 - AIDS Temel birgün ölümcül hastaliga yakalanir. Dursun da yaninda refakatçi olarak kalmaktadir. Temel gelen herkese ben AIDS im der. Dursun art1k dayanamaz ve sonunda sorar : - Temel sen AIDS felan degilsin neden herkese yalan söylüyorsun? Temelde: -Haçen öylede ölücem böylede. En azinda kariyi saglama alalim bari... 13 - Tatbikat Temel ile Dursun bir gün parasüt tatbikatina katilmislar. Diger para_ütçüler gibi onlarinda uçaktan atlama siralari gelmis ve kendilerini bosluga sal1vermisler. Temel in para_ütü açilmis ancak Dursun un ki açilmamis. Dursun Temel e : - Ula Temel bu meret aç1lmayi da!.. Temel : - Ula Tursin yardimci parasüti aç usagum!.. Dursun yardimci parasütü açmaya çalismis fakat o da aç1lmamis ve Dursun Temel e : - Ula Temel bu merette açilmayi. Temel : - Bos ver usagum nasul olsa tatbikattayiz... 14 - Sinek Bar Temel Istanbul a ilk kez gelmis ve Bebek koyunda methedilen sinek bari arayip durmus. En sonunda sinek bari bulmus ve içeri girmis. Içkisini içerken kendi kendine düsünmüs "Ya bu sinekli barin ne özelligi var herkes methetti hiç bir özelligi yok". Ihtiyaçtan tuvalete gittiginde bir de ne görsün pisuvar altindanmis ve piril piril parliyormus; "Demek buranin özelligi buymus..." demis. Geri dönüp içkisini içmis. Ertesi aksam yine gelmis. Içkisini bitirince tuvalete gitmis ki altin pisuvar orada yokmus. Kizgin bir sekilde geri dönmüs. Barmene çatmis : "Hani buranin altin pisuvari kardesim bir özelliginiz vardi o da yok simdi". Barmen kenarda duran iri yari adama seslenmis : "Sadullah abi gel dün aksam senin saksafona iseyen adami buldum". 15 - 100 Hamsi Dursun Temel e sormus : - Usagim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Temel : 100 tane yerim valla... Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin... Bu espri Temel in acaip hosuna gitmis.Yolda Cemal i görmüs ve hemen sormus - Usagim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Cemal : 50 tane yerim ben... Temel : Tüh be usagim 100 deseydun sana müthis bir espiri yapacaktum... 16 - Arkadaslarimi Geri Getir Bir Fransiz bir Ingiliz ve bir de Temel bir gemi kazasindan sonra issiz bir adaya çikarlar. Ingiliz kumsalda bir lamba bulur. Fransiz bunun Aladdin in sihirli lambasi olabilecegini söyler ve lambayi ovusturur. Gerçektende lambadan bir cin çikar ve konusmaya baslar : - Dileyin benden ne dilerseniz... Ingiliz : Ben ailemin yanina Ingiltereye gitmek istiyorum... der. Cin hemen istegini yerine getirir. Sira Fransiza gelir. O da ailesinin yanina Fransaya gitmek ister. Onun istegi de yerine gelir. Sira Temeldedir. Temel biraz düsünür. Cin çabuk olmasini söyler. Temel etrafina bakar ve cine dilegini söyler : - Arkadaslarim da gitti ben bu issiz adada yalniz kaldim onun için arkadaslarimi hemen geri getirmeni istiyorum" der... 17 - Boynuzlu Köpek Temel birgün keçinin boynuna tasma takmis gezdiriyormus. Arkadasi Dursun yolda onu görüp : - Ula Temel Napiysin ?... - Ula cörmiymisin Çöpegimi cezdurayrum Dursun kardesim... - Ula Temel bunun boynuzlari var.... - Valla ben onin özel hayatina karismayrum... 18 - Gözlük Temel uzak doguya gider. 250$ verip bakinca insanlari çiplak gösteren gözlüklerden alir. Takar bakar çiplak, çikarir bakar giyinik. Çok hosuna gider. Ikide bir takip, çikarir. Eve gözünde gözlük gider, bakar Fadime ve sütçü çiplak. Gözlügüçikarir bakar çiplak. Takar bakar yine çiplak. Müthis cani sikilir ve Fadimeye der ki : - Ula Fadime 250$ verdim gözlük aldim ama hemen bozuldu!.. 19 - Hatirla Temel savasta yaninda 10 arkadasiyla birlikte düsmana esir düsmüs. Ilk gün iskence sonunda ekipten 5 tanesi bülbül gibi konusmus. Ikinci gün 3 kisi daha dayanamamis itiraf etmis. Üçüncü gün sonunda bir tek Temel kalmis. Dördüncü gün iskencenin dozu artmis Temel den çit yok. Besinci gün iskence iyice agarlasmis ama Temel yine ayni. Iki hafta sonra Temel i kaldigi hücrede izlemeye karar vermisler. Bizim Temel hem kafayi duvara vurmakta hem de söylenmekteymis : -Hatirla...Hatirla... Hatirlaaaa... 20 - I am Sorry Temel bara gitmis. Geçmis bir kenara oturmus, biraz sonra bara bir adam girmis ve siska uzun boylu bir adamin kafasinin üzerine sise koymus, çekmis silahi ates etmis sise paramparça... Ates eden adam elini kaldirmis; - I am Pekosbill... demis ve çikip gitmis. Daha sonra bara bir baska adam girmis ve yine o siska adamin kafasinin üzerine konserve kutusu koymus, çekmis silahi ates etmis kutu paramparça... Ates eden adam elini kaldirmis; - I am Redkit... demis ve bardan çikip gitmis... Temel bunlari seyrettikten sonra dayanamamis, eline bir elma almis ve o siska adamin kafasinin üzerine elmayi yerlestirmis, çekmis silahi ates etmis ve adami tam anlinin ortasindan vurmus... Elini kaldirip; - I am sorry... demis ve çikip gitmis... 21 - Internetin Temelcesi Temel, bilisim sektöründe çalisan bir firmaya is basvurusu yapmis. Firma yetkilileri önce bir bilgi testinden geçmesi gerektigi söylemisler ve ilk soruyu sormuslar : -Internet ne demektir ? Temel düsünmüs, tasinmis ve : - Ise ciremedum temektur... 22 - Kamyon Söförü Temel Temel kamyon söförüymüs. Bir gün kamyonu ile yokus asagi inerken freninin patladigini farketmis. Ileriye dogru baktiginda da yolun ikiye ayrildigini görmüs. Bir tarafta pazar kuruluymus ve yüzlerce insanin alisveris yapiyormus. Diger tarafta ise küçük bir çocuk yolun ortasinda oyun oynamaktaymis. Temel çok hizli bir sekilde düsünerek "pazar yerune çirersem pi sürü insan ölür en eyisu çocigu ezeyum" demis. Ertesi gün gazetelerde söyle bir baslik; "pazara giren kamyon dehset saçti. 150 ölü" Temel e sormuslar : - Sende hiç kafa yokmu? Bu kadar insani ezecegine bari çocugu ezseydin. Temel cevap vermis : - Ula siz benu salak mi sandunuz? Bunu bende düsündüm... Tabii ki çocugu ezecektim ama cocuk pazara dogri kosunca ben ne yapayim? 23 - Mercedes-Benz Temel Istanbul da bir is yeri açar ve isler tikirinda gidince altina hemen Mercedes marka bir araba çeker. O günlerde Trabzon dan annesi arar ve : - Temel oglum, baban öldi. Hemen cel. Temel arabaya atlar ve hemen yola koyulur. 6 saatte trabzona varir. Neyse, babasinin cenazesini kaldirirlar, aksam annesinden izin ister ve isleri yüzünden hemen Istanbul a dönmesi gerektigini söyler. Annesi onayladiktan sonra Istanbul a telefon açip yaninda çalisanlara : - Usaklarim, benceliyoryum beni karsulayun. Usaklar bekler Temel gelmez. 1 gün geçer, Temel yok. 2 gün geçer Temel, yok. 3 gün geçer Temel yok. 4 gün sonunda Temel gelir. Hemen sorarlar - Patron 6 saatte gittin, 4 günde döndün. Çok merak ettik seni. Temel bunun üzerine usaklaruna döner ve der ki : - Ula usaklarum bu Almanlari anlamiyorum... Arabaya 5 tane ileri fites koymuslar, sanki isin geri dönüsü yok gibi geri fitesten sadece 1 tanecik koymuslar. O sebepten geç celdum. 24 - Palavraci Komutan Temel ve Dursun parasüt egitimlerini tamamladiktan sonra ilk atlayislari için havalanirlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanlari son kontrolleri yapip; -Atladiktan bi süre sonra parasütün sag tarafindaki ipi çekin parasütleriniz açilacaktir... Sayet açilmazsa hiç telasa kapilmayin, sol tarafta yedek parasütün ipi var onu çekin sorun kalmaz... Indiginizde sizi bir jip bekliyor olacak sizi karargaha geri götürecek. Askerler korkarak da olsa atlamislar. Heyecanla sag taraftaki iplerine asilmislar... Tik yok. Tas gibi düsüyorlar. Hemen sol taraftaki iplere asilmislar ama parasütler yine açilmamis... Temel bunun üzerine bagarmaya baslamis : - Ula bu komutanun hiçbir dedugu çikmiyor... Hele bir de asagida jip yoksa o zaman anasini belleyecegum!.. 25 - Sokaktan mi Topluyorum? Temel sevgilisiyle gidiyormus. Sevgilisi bir magazada gördügü kürkü istemis. Temel hemen vitrin camina bir tugla atip içinden kürku alip sevgilisine vermis. Daha sonra sevgilisi otomobil galerisinde bir de araba görmüs ve bu sefer de onu istemis. Temel de bunun üzerine -Ben bu tuglalari sokaktan mi topluyorum? demis... _(_(_buda Nasrettin Hoca_)_)_ (nasrettin hocadan seçmeler) Nasreddin hocanın iki karısı varmış biri diğerinden daha genç ve güzelmiş. Tekneyle gezintiye çıkmışlar karıları hoca demiş biz göle düşsek önce hangimizi kurtarırdın? -Hoca yaşlı karısına dönmüş “ Hanım sen biraz yüzme biliyordun değil mi? “ demiş. __________________________________________________ _____________ Nasrettin Hoca'ya dert yanıyorlar: __Yahu Hoca senin hanım çok geziyor. Hoca:Olur mu canım? O kadar gezse arada bir bizim eve de uğrar. __________________________________________________ _____________ Nasrettin hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş.Ey Allah'ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş deyip uykuya dalmış.Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve Yarabbi sen en iyisini bilirsin demiş. Simdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu. __________________________________________________ ______________ Nasrettin hoca bir gün kendine yeni bir kazan alır ertesi gün komşusu kazan istemeye gelir hoca kazanı yeni aldığı için pek vermek istemez ama komşusunuda kıramaz ve verir... bir gün iki gün derken onbeşgün sonra komşusu elinde hocanın kazanıyla çıkagelir kazanın içindede küçük bir başka kazan vardır... müjde hocam !!! der komşusu senin kazan doğurdu... nasıl yani der hoca kazan hiç doğururmu ? Valla inanmazsan al kendin bak der kazanı uzatarak... hoca kazanı eline alır yeni aldığı kazanın orası patlamış burası çatlamış... tabii doğurur der adama dönerek KAZANIN AMINA KOYMUŞSUNUZ. __________________________________________________ ______________ Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş.etrafındaki esnafları seyrediyor.bu sırada ensesine bir tokat geliyor. Hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş. Bir bakmış ki hocanın 2 katı hayvan gibi bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş önce,sonra: - bana senmi vurdun? demiş adama. Adam: - ben vurdum lan ne olacak demiş. Hoca: - sakadan mı vurdun ciddiden mi? demiş Adam: - ciddi vurdum napacan?! Hoca: - Aman aman, öyle olsun... Cunku şakadan hiç hoşlanmam da . HALİNE ŞÜKRET Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar: -Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi! Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata: -Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak. Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor... Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır: -Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar: -Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum. SAY Bizim küçük Temel, Okuldan bir türlü mezun olamıyor. En sonunda öğretmen: -Oğlum seni imtihan edeceğim. Bilirsen seni mezun edeceğim. Temel sevinir, sözlüye kalkar... Hoca: -Söyle bakayım Temel, İngiltere'yle Fransa kaç kez savaştılar? Küçük Temel: -Alti defa savaştiler öğretmenum. Hoca: -Aferin sana Temel, tebrik ederum, der. Küçük Temel, mezun oldum sevinciyle hocaya bakarken, hoca: -Peki say bakalım, demez mi? Küçük Temel: -Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Alti. TEMEL'İN OĞLU Temel'in oğlu küçük Temel, okula gittiğinde öğretmeni sorar: -Temel, baban nasıl iyi mi? Küçük Temel: -Öğretmenum, babam dün akşam banyo küvetine girdi, uyudi kaldi oriya... Öğretmen şaşkın: -Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu... Küçük Temel sakin: -Yooo öğretmenum öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur... BAŞKA ÇİMSE YOK Mİ? Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı kadar bağırır: -Çimse yok miiii! Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gökten bir ses duyar: -Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen hiç korkma! Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece Fadime'nin hakkını ödeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır: -Başka çimse yok miiii! FADİME'DEN E-POSTA... Şubat ayının soğuk günlerinde, ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan Dursun'la karısı, Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede, bir kaç gün geçirmeye karar verirler. Eşi, Dursun'dan önce gider Florida'ya ve ertesi gün için Dursun'a da yer ayırttıktan sonra, ona bir e-posta gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlış yazdığı için, Dursun yerine, bir gün önce karısı ölen Temel'e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel, bilgisayar ekranında mesajı okuyunca, korkunç bir çığlık atar ve düşüp bayılır. Zaten çok üzgün olan Temel'in bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve herkes yerde yatan Temel'e yardım için koşuşturmaya başlar. Temel, bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığlık attığını soranlara, bilgisayar ekranını gösterir: "Sevgili Kocacığım, Bugün, buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili tüm işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok sıcak... Seni dört gözle bekliyorum..." (Karın) VERGİ Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin t |