![]() |
|
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Bir akil hastanesinde bir deli, öteki deliye:
- Ben bir roman yazdim, al oku; bakalim begenecek misin, demis. Ve kendisine kalinca bir kitap vermis. Öteki deli, bir hafta boyunca okumus romani. Sonunda arkadasi deliye: - Romanin çok ilginç, demis; yalniz biraz kalabalik, çok isim var içinde. Kitabi veren deli: - Al, demis, ikinci cildini de oku. Ve kalinca bir kitap daha vermis. Yine aradan bir zaman geçmis. Romanin ikinci cildini de alan deli: - Bunu da okudum, demis; gerçekten çok ilginç ama, bu da çok kalabalik; çok isim var içinde... O sirada akil hastanesinin doktoru gelmis üstlerine: - Verin bakayim, demis, o telefon rehberlerini. Ne zaman aldiniz bunlari; ben de kaç gündür onlari ariyordum __________________ Temel ve Dursun trenle yolculuk yaparken,bir sigir çiftliginin önünden hizla geçiyormus.Temel tahmin etmis -Dursun burada tam 397 sigir var.. -Ula Temel,nasil saydin?Vizz diye geçtuk daa.. -Kolaydur..Ayaklarini sayip dörde bölüyorum. Adam hanimina dert yandi; -Iflas ettikten sonra arkadaslarimin yarisi beni terketti. -Peki öbür yarisi?. -Onlarin daha haberi yok.. Adamin karisi hamileymis.Bir gece yarisi sancilanmis.Çagirilan ebe tam doguma baslarken elektrikler kesilmis.Adamcagiz mecburen fener tutarak doguma yardimci oluyormus. Nihayet bebek saglikla dogmus.Ancak ebe bakmis bir bebek daha geliyor.Onu da dogurtmus. Bitmemis ardindan bir tane daha.. Adam derhal feneri söndürmüs.Ebe; -Ne yaptin,yak su feneri!.. -Olmaz ebe hanim,baksana isigi gören geliyor!.. __________________ Adam evine telefon acar, telefonu yabanci bir bayan acar.Adam karsidaki sesi duyunca sasirir, bayana sorar: - "Sen kimsin?" Kiz cevaplar: - "Evin hizmetçisiyim." - "Iyi de bizim hizmetçimiz yok ki!" - "Evin hanimi beni bu sabah ise aldi." - "Ya. Öyle mi? Ben de evin beyiyim. Hanimi cagirir misin?" - "Haniminiz su an yatak odasinda kocasi sandigim bir adamla beraber." Adam sasirir, sinirlenerek, - "Elli bin dolar kazanmak istermisin?" Kiz, - "Tabii ki isterim.Kim istemez..." - "O zaman çekmeçedeki silahi al, yukari çikip o cadi ile o sümsük herifi vur!" Once ayak sesleri duyulur, sonra iki el silah sesi. Hizmetçi telefona geri gelir: - "Öldürdüm efendim, cesetleri ne yapayim?" Adam, - "Cesetleri havuza at." Kadin duraklar: - "Ama burada havuz yok ki?" Adam bir süre düsünür ve cevap verir: - "Orasi 112 43 44 degil mi? - "Hayir!!!!! - "Pardon! Yanlis numarayi aramisim!!!!!" Genç avukat, hirsizlikla suçlanan müvekkilini hapis cezasindan ancak, yaratici bir savunma yaparak kurtarabilecegini biliyordu. Bu nedenle savunmasini, sözcüklere "dans ettirerek" yapmaya basladi. · "Müvekkilim, arabanin camindan içeri yalnizca kolunu sokup çantayi almistir" dedi ve yargicin hukuka olan saygisini hedefleyerek sürdürdü konusmasini: "Siz de takdir edersiniz ki, müvekkilimin kolu, müvekkilimin bizzat kendisi degildir" dedi ve görüsünü söyle sürdürdü: "Yalnizca bir kol tarafindan islenen bir suç için, kisinin suçsuz öteki kolunu, bacaklarini ve bedeninin suçsuz tüm organlarini da cezalandirmis oluyorsunuz. Bu kararinizla, suçsuz organlari da hiç de hak etmedikleri bir cezaya çarptiriyorsunuz. " Genç avukat bu görüsünü açikladiktan sonra yargica sordu: "Bu davranisinizi, kisi hukukuna olan sayginizla nasil bagdastirabileceginizi açiklayabilir misiniz?" Yargiç, genç avukatin bu sözleri üzerine gülümsedi : · "Peki, o zaman ben de kararimi ayni mantik dogrultusunda veriyorum ve müvekkilinizin, suçlu kolunu bir yil hapse mahkum ediyorum" dedi. Sonra da kararini, gülümseyerek tamamladi : "Müvekkiliniz isterse, hapsedilen koluna eslik edebilir." Yargicin bu kararindan sonra gülme sirasi, yargilanmakta olan hirsiza gelmisti. Genç avukatinin yardimiyla takma kolunu çikartti, yargica teslim etti ve öteki kolunu avukatinin koluna sokarak mahkeme salonundan ayrildi. __________________ Fizikçi, matematikçi, kimyaci, jeolog ve antropologdan olusan bir heyet bir arastirma için arazide bulunmaktadir. Birden yagmur bastirir. Hemen yakindaki bir arazi evine siginirlar. Ev sahibi bunlara bir seyler ikram etmek için biraz ayrilir. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanir. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altindaki dizili taslarin üzerindedir. Sobanin niçin böyle kurulmus olabilecegine dair bir tartisma baslar. Kimyaci, "adam sobayi yükselterek aktivasyon enerjisini düsürmüs, böylece daha kolay yakmayi amaçlamis"; fizikçi, "adam sobayi yükselterek konveksiyon yoluyla odanin daha kisa sürede isinmasini saglamak istemis"; jeolog, "burasi tektonik hareketlilik bölgesi oldugundan herhangi bir deprem aninda sobanin taslarin üzerine yikilmasini saglayarak yangin olasiligini azaltmayi amaçlamis"; matematikçi, "sobayi odanin geometrik merkezine kurmus, böylece de odanin düzgün bir sekilde isinmasini saglamis"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen atese tapmanin daha hafif biçimi olan atese saygi nedeniyle sobayi yukariya kurmus". Bu sirada ev sahibi içeri girer ve ona sobanin yukarda olmasinin nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi." Bir toplantida bir genç Mehmet Akif küçük düsürmek için : Affedersiniz,siz veteriner misiniz? demis. M. Akif hiç istifini bozmadan su cevabi vermis : Evet, bir yeriniz mi agriyordu? __________________ Meshur bir filozofa “Servet ayaklarinizin altinda oldugu halde neden bu kadar fakirsiniz?” diye soruldugunda “Ona ulasmak için egilmek lazim da ondan”demis. Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaţayis ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliginden baska hiçbirseyi olmayan kibirli bir adamla karsilasir. Ikisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün degildir... Magrur zengin, hor gördügü filozofa: "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin su karsiligi verir : Ben çekilirim! Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadin girmis. Tartinin üzerine çikip parayi atmis. Begenmemis, manto ve ceketini çikarmis ve para atip tekrar tartilmis. Yine sikilmis etegini çikarinca, Temel atilmis ve parayi atmis, - Devam edin bundan sonrasi müesseseden… Ünlü dis hekimi Sam ve esi 50. evlilik yildönümlerini kutluyorlardi. Sam birden esine bir soru sordu : -"Sevgilim, bu elli yil içinde beni hiç aldattin mi?" -"O da nerden çikti?" diye sinirlendi esi, "cevabi ögrenmek istemezsin herhalde" dedi. -"Isterim" dedi Sam. "Lütfen anlat." -"Madem ögrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattim" diye cevap verdi esi. -"Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam. -"Ilki" diye anlatmaya basladi esi "hani sen 30 yasindaydin ve kendi klinigini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmiyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir sey sormadan tüm kagitlari imzaladi ve sen en modern aletlerle klinigini açabildin..." -"Canim benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karicigim" dedi Sam. "Peki ikincisi?" -" Hani 50 yasinda kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by-pass ameliyati olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalkti geldi, ameliyatini yapti. Sen hayata döndün" dedi esi. -"Ah benim sevgili karim. Hayatimi kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatisin?" -"Hatirliyor musun, yillar önce dis hekimleri odasi baskani olmak istemistin de 247 oy eksikti...' Hoca yolculuk sirasinda mola verip bir hana girer, bu sirada hana bir baska yolcu daha girer ve ikisi birden hancidan yiyecek bir seyler isterler. Fakat hanci yiyecek olarak sadece bir balik oldugunu söyler ve bunu paylasmalarini önerir. Bunun üzerine hoca; -'Ben baligin sadece basini yiyecem' der. Hanci bunun nedenini sorar, hoca da -'Balik basi zekayi arttirir, balik basi yiyen insan akilli olur' der. Bunun üzerine diger yolcu hemen atilir ve hocaya -'Balik basini niye sen yiyeceksin, ben yemek istiyorum' der. Hoca da itiraz etmez ve baligin koca gövdesini hoca yer ve bir güzel karnini doyurur, diger yolcu ise sadece baligin basini yer ve sonra hocaya seslenir; -'Sen koca gövdeyi yedin, karnini doyurdun, ben sadece kafayi yedim aç kaldim' der. Hoca da bunun üzerine lafi yapistirir; -'Bak nasil akillandin' Delikanli okulu bitirdikten sonra müracaat ettigi magazada çalismak üzere ise kabul edilmis. Büyük bir sevinçle ertesi gün ise baslamak üzere magazaya gelmis. Magaza yöneticisi sevecen ve sicakkanli bir sekilde delikanliyi karsilayarak, "Hosgeldin" diyerek ve delikanlinin eline bir süpürge tutusturarak, "Ilk önce su süpürgeyle arka taraftaki raflarin altini temizleyiver" demis. Delikanli kizginligi yüzünden belli olacak sekilde; "Ben üniversite mezunuyum". Yönetici bunun üzerine bir adim geriye çekilerek, "Özur dilerim, bilmiyordum. Süpürgeyi bana verirsen nasil temizlik yapman gerektigini gösteririm __________________ Adam gazete okurken bir ilan görmüs: "50 DOLARA SATILIK PORSCHE". Adam gözlerine inanamamis "ne bu yaaa saka mi yapiyolar" demis,ilandaki adrese gidip ögrenmek istemis... Evin kapisini çalmis, kapiyi bir kadin açmis, adam gazetedeki ilani göstererek "arabayi görebilir miyim?" demis.. Kadin "tabi ki" deyip adami arabaya götürmüs.... Adam bir bakmis resmen gicir gicir muhtesem bir Porsche.... "Yaw insan böyle bir arabayi nasil 50 dolara satar, acaba bir arizasi falan mi var?" diye düsünmüs, bir test sürüsü yapmak istemis.. Kadin ona da "tabii" demis adam test sürüsünü bitirmis, araba tek kelimeyle mükemmel..... adam sonunda dayanamamis ve kadina sormus: -Hanimefendi bu muhtesem arabayi 50 dolara satmak istediginize emin misiniz..????? - Elbette eminim... - Kusura bakmayin ama çok merak ettim neden böyle bir arabayi bu kadar komik bir fiyata satiyorsunuz?? Kadin "anlatayim" demis..." kocam dün sekreteriyle kaçti... bana da su notu birakmis" diyerek adama bir kagit uzatmis.... adam kagida bakmis söyle yaziyor.. "Karicigim biliyorum bana çok kizacaksin ama sonunda gerçek aski buldum ve onunla buradan gidiyoruz.... hiç "ben nolucam" diye dirdir etmeye kalkma herseyi senin üzerine yaptim evi de esyalari da istemiyorum,sadece Porsche mu sat ve parasini bana gönder." Temel uzun yoldan gelir ve yol boyunca da esini hayal eder durur. Ama eve geldiginde çok yorgundur ve bu yüzden performansi ile ilgili tereddütleri vardir... Ya yorgunluktan bir sey olmazsa, ya yapamazsam rezil olurum diye düsünür. Sonunda ne yapacagina karar verir ve Fadime’ye seslenir... - Fadime suyu ocaga koy! Olmazsa çay demleruz! Köylü, yeni dogan bir sipayi kucagina almis evine dönerken,iki ortaokul ögrencisi kendisine takilir ve: - Hayrola amca, derler. Oglunu nereye götürüyorsun böyle? - Adam, kendine yapilan bu terbiyesizlige aldirmamis görünerek cevap verir: - Gittiginiz okula kaydini yaptiracagim. 4 yasindaki Sevinç, yeni dogan kardesine oyuncak almak için annesiyle oyuncakçiya gider. Dolasirlarken, bir bebek begenir ve annesinden bebegi almasini ister. Annesi de Sevinç'i paylar; -"Senin zaten bebegin var ya kizim; yeni bir bebegi ne yapacaksin? -"E ben vayken sen kendine yeni biy bebek aldin yaa!" Küçük John okuldan eve gelir ve üzgün bir sekilde, "Matematik dersinden 1 aldim" der. Babasi hemen sorar, "Neden ?" "Ögretmen 3x2 kaç eder?" diye sordu, ben de "6" dedim. Babasi hemen oglunu tasdikler ve "Fakat bu dogru" der. Ondan sonra da "ögretmen 2x3 kaç eder?" diye sordu. "Has siktir, ne farki var ki ?" "Ben de ögretmene aynisini söyledim Adamın biri kanserden oluyormus. Olum doseginde oglu sormus: ‘ Baba neden AIDS’ten oldugunu soyluyorsun herkese?’ Baba ‘ Ben oldukten sonra kimse annenle berabar olamasın diye!’ 69 dan once en iyi pozisyon 88 dir. Anlamı you 8 me and I 8 you! (İngilizce okuyunuz!) Jane Tarzan’a: Tamam eger seninki 20 cm se seninle evlenecegim. Tarzan sok olmus! ‘ Ne? Tamam tamam! Cunku ben seni sevmek ve onu kesmek!’ Vahsi, kontrol edilemez, nadiren banyo yapar, Cok kotu gorunur, cok kotu kokar, Delice davranır, Klavyeyi tutar ve bu mesajı okur!’ temel bir gün hastaneye gitmiş. bir bakmış ki köşede bir adamcağız hüngür hüngür ağlıyor. Temel sormuş: - Ula uşağum niye ağlayısun? Adam elindeki dört parmağı göstererek - Kan tahlili yaptırmaya geldim parmağımı kestiler demiş. Bu sefer Temel ağlamaya başlamış adam sormuş - Peki sen niye ağlıyorsun? Temel de - Ula uşağum ben de buraya idrar tahlili yaptırmaya geldum demiş!!! Temel ava çıkmış, eli boş dönmemek için kasaptan bir tavşan almış. Fadime, - Ha pu netur, soyulmuş tavşanı nasıl avlaysun? - Sevişirken yakaladum, çiyinmeye firsatu olmadu vurdimm onuuu..... Emeklilik işlemleri için uğraşan Temel sigortaya şahsen başvurur. Görevli kadın yaşını doğrulatmak için bir kimlik belgesi sorunca Temel ceplerini arar, tarar ve cüzdanını evde unuttuğunu fark edince durumu anlatır. Görevli kadin - Gömlek düğmelerinizi açın o zaman der. Şaşıran Temel bir bir açar düğmeleri ve bembeyaz göğüs kılları ortaya çıkınca görevli kadın - Tamam bu gördüğüm yeterli yanıtıyla evrakları onaylar. Şaşkınlık içinde eve gidip emeklilik işlerini nasıl hallettiğini eşine anlatır adamcağız. Eşinden gelen yanıt bir başka olur: - Keşke pantalonunun düğmelerini açsaydın, o zaman bir de maluliyet farkı da alırdın... __________________ Zamanın en büyük Mafya babası Çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler: -"Temel ne yap et Babanın idam kararını müebbet'e çevir yoksa bu senin sonun olur" derler!!! Temel'in içine korku düşmüştür: -"Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam" diye düşünür. Dava başlar günlerce devam eder ve nihayet Jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüri geri gelir ve kararını okur: -"Müebbet hapis" derler. Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel'e gidip: -"Afferim sana Temel şimdi gözümüze girdin" derler. -"Ehh be Temel iyi güzel de bu işi nasıl başardın?" diye sorarlar. Temel: -"Sormayın bre uşaklar" der. -"Millet Beraat Beraat diye tutturdu Müebbete çevirene kadar aklan karayı seçtim" der. Temel yolda yürürken iki tabutun arkasında metrelerce uzanan bi kalabalık görür ve merakla tabutlardan birini sırtlayan adama - Kardeş başınız sağolsun der. Adam - Sağol eşimle kayınvalidem der. Tabutları göstererek Temel - Hayırdır nasıl oldu der. Adam - Bizim köpek karıma saldırmış kayınvalidem de yardıma koşmuş fakat köpek ikisinide öldürmüş der. Temel çekinerek, - Pardon beyefendi köpeğinizi ödünç alabilir miyim? diye sorar. Adam da - Geç kuyruğun sonuna millet sırada görmüyor musun der. Başkan Temel,bir hapishaneyi ziyaret etmiş.Bir tanesi dışında tüm mahkumlar suçsuz olduklarını, haksızlığa uğrayıp hapse düştüklerini anlatıyormuş.O tek mahkum şeytana uyup bir suç işlediğini, cezasını hak ettiğini söyleyince Temel hapishane yöneticilerine dönerek; - Ha pu atamu serbest bırakun, öteçi masum insanların ahlakını bozmasun! __________________ Temel'in annesi ölmüş. Cenaze namazında bir kenarda duruyormuş. Soranlara: -Pen cenaze namazi kilmasini pilmeyrum" diyormuş. Bir müddet sonra kayınvalidesi ölmüş. Namazda Temel'i en ön sırada görenler: -Hani sen çenaze namazi pilmezdun? -Pu çenaze namazu tegil çi, payram namazu. Laz banka müdürü Rusya'ya geziye gitmiş ve bir lokantadan içeri girmis. Siparişlerini verdikten sonra birde bakmışki karşısında afet bir hatun sürekli kendisine bakıyor. Davetkar bakışlarla hatunu masaya çağırmış, hatun gelip masaya oturmuş. Ancak ikiside birbirlerinin dilinden anlamıyormuş. Hatun çantasından kalem ve kağıt çıkarmıs ve kağıdın uzerine sigara resmi çizmiş. Bizim laz müdür hemen sigarasına davranmış, kadına ikram etmiş. Hatun daha sonra kağıdın üzerine kadeh resmi çizmiş. Bizimki hemen garsonu çağırmış ve en iyi şaraptan sipariş vermiş. Hatun bu seferde kağıda ev resmi çizmiş yanına da 100 dolar resmi çizmiş. Bizimki içinden - "Ula karıya bak, banka müdürü olduğumu anladı konut kredisi istiyoo.." Temel eli yanağında acılar içinde yürürken bir arkadaşına rastlar. Derdini anlatınca arkadaşı şöyle der: - Benim ne zaman dişim ağrısa, karımın o huzurlu kolları arasına girer ve uyurum, bütün sızım geçer... Temel sorar: - Çok iyi uşağum! Peçi senin hanum evde midur ki pi gitsem? __________________ Birgün bizim Temel milletvekilleriyle birlikte uçağa biner. Herkes kafasından birşeyler sallamaya başlar. Bir milletvekili der ki, “Şimdi şuradan on lira atsam biri bulur ve bir kişiyi sevindirmiş olurum.” Diğer milletvekili bunun altında kalmak istemez, “Ben buradan yirmi lira atsam iki kişi bulur ve ben bu iki kişiyi sevindirmiş olurum” Sıra bizim Temel’e gelir. Temel düşünür ve, “Yahu ben buradan hepinizi atsam yetmiş milyon sevinir, siz ne diyorsunuz!” Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş.... Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş : -Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ? -Yoo, senden hızlı koşsam yeter. Adam en yoğun saatte berbere girip sorar. - "Ne zaman bana sıra gelir?" Berber: - "Iki saat sonra, " der. Adam çıkar gider. Üç gün sonra aynı adam berbere girip sorar: - "Ne zaman bana sıra gelir?" Berber: - "Bir buçuk saat kadar, " der. Adam çıkar gider. Bir hafta sonra yine aynı manzara: - "Ne zaman bana sıra gelir?" Berber: -"En az bir saat." Adam çıkar gider. Son seferinde berber dayanamaz. Adamın ardından çırağını gönderir: - "Bak bakalım bu herif nereye gidiyor?" Bir süre sonra çırak döner: - "Adamı izledim usta." Berber merakla sorar: - "Ee, nereye gidiyor buradan çıkınca?" Çırak cevap verir: - "Sizin eve usta!" Trafik polisi arabayi durdurmus ve egilip sormus: Ehliyet ruhsat lutfen -Tabi buyrun demis sofor ve vermis. Polis bakmis bi problem yok. Pekii demis polis, cevre vergisi pulu? -Burada, buyrun demis adam. Ilk yardim cantaniz var mi? demis polis. -Tabii deyip bagaji acmis adam. Polis bakmis icinde eksik yok. Yangin sondurucu? -Burada buyrun. -Zincir? -Derhal cikarayim buyrun. Polis daha sonra tekrar sormus: Mezdeke kaseti var mi? Sofor cok sasirmis. Evet var buyrun demis. Polis: Tamam siz onu takin teybe ve sesini acin demis ve baslamis polis oynamaya. Soforun saskinligi daha da artmis ve dayanamamis sormus. Hayrola memur bey? Polis cevap vermis: Ee essek degilsin artik takarsin bi 20 milyon... Adam evlenir 10 sene geçer çocugu olmaz.Yurtdisina göreve gider. Hanimindan gelen mektupta hamile oldugu yazilidir. Yurda döndügünde ise hanimi dogurmustur ama çocuk zencidir. Hanimina sorar:"Hanim ne sizin sülalede ne de bizim sülalede zenci yok esmer bile yok bu is nasil oldu?" Hanim "Çocugu dogurduktan sonra sütüm gelmedi mecburen bir süt anne tuttuk onun sütünü emdi sütanne zenciydi herhalde bu yüzden böyle oldu" der. Adam ikna olmusa benzer ama içinde yinede ufak bir kusku vardir ve bunu bilse bilse annem bilir düsüncesiyle annesine sorar. Anne "Olmaz olurmu oglum tabii ki olur.Seni dogurdugumda benimde sütüm gelmemisti ve seni inek sütüyle beslemistim . BAK BOYNUZLARIN ÇIKMAYA BASLAMIS BILEEEE!!!! Adamın biri bir gün tanrının doğasını anlamaya çalışıyormuş Ve ona sormuş. Tanrım ,senin için 1 dakika ne kadar dır.? demiş Tanrı cevap vermişi.Benim için 1 dakika 1 milyon yıldır demiş. Adam gene sormuş: Peki tanrım senin için 1 milyon dolar ne kadardır? demiş Tanrı da : 1 cent'tir demiş Adam uyanık ya : -o zaman bana 1 cent verirmisin demiş? Tanrıda: -1 dakika. Buyuk bir sirketin ust duzey yoneticilerinden biri bir gun New York uzerinde balonla dolasmaya cikar. Aksilik bu ya, pusulasini asagiya dusurur ve kaybolur. Inmek icin uygun bir yer ararken bir gokdelenin tepesinde sigara icen bir adam gorur ve alcalir. "Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar. "Yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icindesin" der adam. Yonetici sinirlenir: "Sen muhendissin degil mi?" diye sorar. "Evet." der adam. "Nereden bildin?" "Cunku basim belada ve sana bir soru soruyorum. Verdigin cevap 100% dogru fakat hic bir isime yaramiyor." "Sen de yoneticisin degil mi?" "Evet sen nereden bildin?" "Cunku yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icinde kaybolmussun. Pusulan yok, berbat durumdasin. Fakat bu simdi benim sucum oldu." Suna'nın başı ağrıyordu. Doktor çağırdılar. Doktor hap vererek dedi ki: - Bu hap şimdi senin baş ağrını geçirir. Peki onu kolay yutabilecek misin? Kolay yutmasına yutarımda, hap mideme girdikten sonra başıma giden yolu nereden bulacak? __________________ Lüks bir lokantada müşterilerden biri önüne konan yemeği görünce bağırmaya başladı: - Ben bu baklayı yiyemem. Çabuk bana şef garsonu çağırın! Yan masada oturan adam dudak bükerek cevap verdi: -Fayda etmez efendim, o da yiyemez!.. __________________ Ressam İki arkadaş, sergide bir tabloyu seyrediyordu. Biri: -Şuna bak, dedi, güneşin doğuşunu ne güzel canlandırmış. Öbürü düzeltti: -İmkânı yok, mutlaka güneşin batışıdır. -Belki öyledir. Ama nasıl oluyor da bu kadar kesin konuşabiliyorsun? -Ressamı tanırım, sabahları onbirden önce kalkmaz. Öğretmen sınıfta ders anlatıyordu. Bir ara arka sırada oturan öğrencilerden birini işaret ederek: -Söyle bakalım oğlum, köylüler kurtları niçin öldürürler? -Kuzuları öldürdükleri için, efendim. Ön sıralarda oturan Ayla, hemen atıldı: -Öyleyse kasapları niçin öldürmüyorlar? Herifin biri doktora gitmis, doktor demis, benim seyim acayip uzun, 25 inch kadar. Yani naapsam olmuyo, derdime bir care demis. Doktor: -Valla kardes, ben buna bisey yapamam ama bizim mahallenin bi buyucusu var, istersen seni oraya gonderiim demis. Herif naapsin, -Tamam abi, buyuksun, oyle olsun filan demis, buyucuye gitmis. Buyucu herifin durumuna bakmis bakmis, olm demis sen en iyisi git ormanda bi cesmenin basinda oturan sihirli kurbagayi bul, ona evlenme teklif et, kurbaga teklifini her reddedisinde 5 inc kisalirsin. Herif hemen hoplaya ziplaya girmis ormana, bakmis bi cesme bi de soz konusu kurbaga.. Hemen kurbaganin yanina seyirtmis. -Ooo kurbaga, cillop gibiymisin yavrum filan demis ama kurbagada tik yok. Yaw senin baska arkadasin yok mu, getir grup takilalim filan gibi laf atmis, Kurbagada yine ses yok. Kurbaga kardes selam demis herif, benimle evlenir misin? Kurbaga soyle bir suzmus bizimkini bastan asagi, HAYIR demis.Allaaaahhh, herif bi bakmis, seyi 5 inc kisalmis. Abi super olay yaaa!! filan gibi geyik yapmis kendi kendine. Dur lam demis, sunu bi daha yapiim. Kurbaga kardes demis, benimle evlenir misin? Kurbaga hic tinmamis, yine HAYIR demis. Anam, bi 5 inc daha gitmis. Adam havalara zipliyor. Valla isi bulduk demis adam kendi kendine. Yaw iyi hos da 15 inc yine de fazla, halbuki 10 inc olsa hem ben hosnut kalirim hem de tum hanimlara uyar demis. Kurbagaya tekrar sormus: Kurbaga kardes, benimle evlenir misin?? Kurbaga gozlerini soyle bir belertip adama bakmis. -"Yaw kardesim demis, sen laftan anlamaz misin? HAYIR HAYIR HAYIR!!!" __________________ Secdeye Varırsa? Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler. Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış : -Evin tahtaları ses veriyor! Adam ukala ya : -Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder! Hoca laf altında kalır mı : -Ya aşka gelip secdeye varırsa? bir gün istanbula seyehat amaçlı gelen bir alman otelin birine gider ve boş oda varmı der otelin resepsiyonuda var ama biraz sorunlu bir oda tek var isterseniz onu size kiralayabiliriz diyo adam da tamam diyo ve odasına çıkıyo adam içeri girince bide ne görsün odayı karıncalar basmış odayı adam korkudan kendini camdan aşağı atıyo,öbür günde bir ingiliz gelip aynı şekilde odayı tutmaya kalkıyo ve resepsiyonda aynı şekilde ingilize de odanın sorunlu olduğunu söylüyo ve ingilizde kalmayı kabul ediyo ve o da aynı şekilde odaya çıkıyo ve o da karıncaları görünce korkudan kendini camdan aşağı atıyo ve öbürgünde nasreddin hoca geliyo bir oda tutmaya otel resepsiyonu nasreddin hocaya da aynı şekilde oda sorunlu diye söylüyo ve nasreddin hoca da kabul ediyo kalmayı odada ve nasreddin hoca odaya çıkıyo o gece bir sorun çıkmıyo ve resepsiyonda gercekten şaşırıyo ve sabah nasreddin hoca otelden çıkarken odanın anahtarını teslim ederken resepsiyon merakla soruyo ya dün gece karıncalı odada nasıl kalabildiniz sizden önce iki kişi kalamadı diye nasreddin hocada diyoki karıncalardan birini öldürdüm öbürleride cenazesine gitti ve bende rahat rahat uyudum. Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi kalmis, Kaalubela'dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin yuregine bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz arasinda: "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!" diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak; "Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis. Hoca'nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek; "Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!" Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar.Köylü padişahı layıkıyla ağırlar. Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; "Köyünüze bir fil hediyem olsun" der ve gider.Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder.Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.Hocaya: -Hocam perişan olduk bizi kurtar.Biz bu file bişey yapsak padişah kellemizi alır derler.Hoca: -Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der.Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.Timur: -Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar.Hoca: -Padişahım bu filiniz derken bi bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış.Padişah: -Eeeee ne olmuş file? Hoca: -Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık.Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz Arkadaşlarından biri Hocaya sorar: -Hoca, Dünya kaç metre? Tam o sırada bir cenaze geçiyormuş yanlarından. Hoca onu göstererek: -Ona sor! Bak, ölçmüş biçmiş, gidiyor!.. Nasreddin Hoca hayvanlarına ağır yükler yükleyip onlara eziyet eden köylülerine iyi bir ders vermek istemiş. Bir gün eşeğine binerek köy meydanında dolaşmaya başlamış. İşin garibi dolu bir çuvalı da sırtına vurmuş, öyle geziyor. Şaşırıp sormuşlar : - Yahu Hoca Efendi, hem eşeğin üzerindesin, hem çuvalı sırtında taşıyorsun. Nasıl bir iş bu ? Hoca cevabı yetiştirmiş hemen : - Zavallı hayvan, demiş. Zaten gece gündüz demeden hizmet ediyor bana. Sırtına bindiriyor, yüklerimi taşıyor, değirmeni çeviriyor. Bu kadar hizmetlerinden sonra dolu çuvalı da ona yüklemek istemedim. Bu yüzden ben vurdum sırtıma. Timurlenk, Akşehir'de karargah kurulunca şehir halkı adına Nasrettin Hoca ile eşraftan iki zat hatır sormaya gittiler. Kahveler içilip sohbet edildikten sonra, Timur sormuş : - Karargahımı nasıl buldunuz? Beylerden biri cevap vermiş : - Çok güzel ama fena bir koku var! Timur fena halde kızmış, yanındakilere " Alın şu adamı, boynunu vurun" demiş ve öteki beye dönmüş : - Koku var mı? Adam korkusundan : - Ne münasebet efendimiz, misk-ü amber kokuyor, deyince Timur gene kızmış : - Neresi misk kokuyor dalkavuk herif! Alın şununda boynunu vurun! Sonra aynı soruyu Hoca'ya sormuş. Hoca bakmış pabuç pahalı yapıştırmış cevabını : - Vallahi hükümdarım ne diyeyim, nezleyim burnum koku almıyor. Nasreddin Hoca vaaz vermek istediği salona girmiş.Salon, ön sırada oturan seyis dışıda boşmuş.Konuşup konuşmama konusunda düşünen hoca sonunda seyise sormuş: -Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa konusmamalımıyım? Seyis cevap vermis: -Hoca ben basit bir insanim, bu konulardan anlamam.Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim. Bu sözlere hak veren Nasreddin Hoca vaaza başlamış iki saatin üzerinde konuşmuş durmuş.Dua da ettikten sonra kendini mutlu hissetmiş ve dinleyicisinin de vaazın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş: -Vaazımı nasıl buldun? Seyis cevap vermiş: -Sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim.Gene de eğer ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim dedim ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım. Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek. Kararlaştırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek beklemiş. Sonra yanına gelenlere : - Tamam demiş. İddiayı kazandım. - Ne oldu ne yaptın demişler. - Bekledim sabaha kadar demiş. - Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı kaybettin! Ziyafetimizi hazırla. Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuş. Güya yemek pişirecek. - Ne yapıyorsun? demişler. Kıs, kıs gülerek cevap vermiş : - Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Uzaktaki bir mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle pişecek!... Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana girer.Bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek birşeyler isterler.Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir.Bunun üzerine Hoca: -Ben balığın sadece başını yiyeceğim der.Hancı bunun nedenini sorar.Hoca da: -Balık başı zekayı artırır.Balık başı yiyen insan akıllı olur der.Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve Hoca'ya : -Balık başını niye sen yiyeceksin? Ben yemek istiyorum der.Hocada itiraz etmez.Balığın koca gövdesini Hoca yer ve bir güzel karnını doyurur.Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve Hoca'ya seslenir: -Sen koca gövdeyi yedin karnını doyurdun.Ben sadece kafayı yedim aç kaldım der.Hoca da bunun üzerine şöyleder: -Bak nasıl akıllandın! Bir suçlu yurt çapinda araniyormus. Bütün emniyet müdürlüklerine suçlunun bir adet cepheden ve iki adet profilden resmi dagitilmis. Iki gün sonra Trabzon Emniyet Müdürlügü nden bir fax gelmis : - Suçlulardan ikisini yakaladik. Üçüncüsünün yakalanmasi an meselesi... Lazlar havuzlardan konusurlarken bir tanesi : - Ben geçen gün bir lüks otelin havuzuna gittim ama kovuldum. - Niye? - Çünkü havuza isedim. - Amaan, herkes isiyor... - Ama ben tramplenden isedim... Temel in oglu yüzünde üzgün bir ifade ile okuldan gelmis. Temel durumu görünce sormus : - Ne oldu ? - Matematik dersinden zayif aldim. - Niye ? - Ögretmen 2 kere 2 kaç eder dedi, bende 6 dedim. - E oglum, 2 kere 2 dört eder,hadi bilemedin 5 eder. 6 nerden çikti? Temel trene binmis, kondüktör gelmis, biletinin Istanbul a oldugunu, trenin ise Ankara ya gittigini söylemis. Temel kendinden emin : - Peçi maçinist yanlis istikamete cittigini piliy mi?. Temel ilk kez baleye gitmis. Parmaklarinin uçlarinda dans eden kizlara bakmis ve aciyarak : - Taha uzun poylu kizlaru seçselermis keske... Yazik kizlar uzun poylu görüncez diye perisan oluyo... Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana gireer, bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek birşeyler isterler. Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir. Bunun üzerine Hoca : - Ben balığın sadece başını yiyeceğim der. Hancı bunun nedenini sorar. Hoca da : - Balık başı zekayı artırır, balık başı yiyen insan akıllı olur, der. Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve Hoca'ya : - Balık başını niye sen yiyeceksin, ben yemek istiyorum,der. Hocada itiraz etmez. Balığın koca gövdesini Hoca yer ve bir güzel karnını doyurur. Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve Hoca'ya seslenir : - Sen koca gövdeyi yedin, karnını doyurdun ; ben sadece kafayı yedim, aç kaldım, der.Hoca da bunun üzerine şunu der : - Bak nasıl akıllandın! Temel 'in babası vefat eder. İdris cenazede Temel 'e - Temel başın sağolsun. Rahmetli nasıl vefat etti? Diye sorar. Bunun üzerine Temel 'le konuşmaya başlarlar: - 12. Kattan düşti. - Demek rahmetli düştide oldi. - Yok uşağum düşmekten ölmedi. Düşerken çamaşır ipine takildi. Ordan karşı binanın balkonuna uçtu. Sonra ordanda sekti binanın terasına. Ordanda düştü bu seferde bizim bakkalın güneşliğinden sekti... - Ula uşağum bu adam nasıl öldü? - Bakdık durmuyo, vurduk. Hidayet ölünce cennetin kapısında kuyruğa girer. Hemen önünde bekleyen adam Peder dir. Kapıda bir melek beklemektedir. Melek Peder e sorar: - Hiç günahın var mı Peder ? - Aziz melek ben rahiptim. Tüm hayatım boyunca hep tanrıma dua ettim. Karıma ve çocuklarıma sadık kaldım. İnsanlara ve hayvanlara hep yardım ettim. - Melek : Çok iyi bunları biliyorduk zaten al sana cennetin gümüş anahtarı der ve sonra Hidayet'e döner. Senin hiç günahın var mı Hidayet? - Hidayet : Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardım. Tanrıya dua etmedim açıkçası, inancım da zayıftı ve bir günahım vardı. Çok sert ve hızlı otobüs kullanırdım. - Melek Hidayet'e döner ve bunu da biliyoruz. Çok iyi al sana cennetin altın anahtarı... - Peder bu olaya sinirlenir. Ben hayatımı tanrıya adadım siz de gidip bu adamı cennette benden üstün tutuyorsunuz haksızlık değil mi ? - Melek gülerek.. "Oğlum sen vaaz verirken herkes uyuyordu, ama Hidayet otobüs kullanırken herkes dua ediyordu... Bir gün çocuk eve gelir ve babasına - Bize politika nedir diye ödev veriler, der. Baba yanıt verir: - Bak oğlum ben kapitalizm, hizmetçimiz işçi sınıfı, annen devlet, sen halk, kardeşin ise gelecek. Gece oluyor ve kardeşi ağlıyor. Bakıyor ki kardeşi altına doldurmuş. Babasının odasına gidiyor babası hizmetçiyle yatıyor, annesinin odasına gidiyor ve annesi uyuyor. Çocuk gidip yatıyor sabah kalkıyor ve babasına diyor ki; baba ben politikanın ne olduğunu öğrendim. Kapitalizm işçi sınıfını kullanıyor, devlet uyuyor, halk kimsenin umrunda değil ve gelecek bok içinde... Temel'in Arabası Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu: 'Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarini ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim. Dursun : İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi. 100 Hamsi Dursun Temel'e sormus : Uşagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Temel : 100 tane yerim valla... Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin... Bu espri Temel in acaip hoşuna gitmis.Yolda Cemal i görmüs ve hemen sormus: Usagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Cemal : 50 tane yerim ben... Temel : Tüh be usagim 100 deseydun sana müthis bir espiri yapacaktum... HAVAALANI Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder. Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?" der. Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceginiz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdigim yesil valizin Londra'ya, mavi olanin da Paris'e gitmesini istiyorum." Görevli kiz saskinlikla ; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün degil". Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim. Geçen sene yapmistinizda!" KAHVALTI! Fransız delikanlı, Paris'in bulvar kahvesinde oturmuş, tipik kahvaltısını yapıyormuş. Kahve, kruvasan, ekmek, tereyağ, reçel. Yan masaya ağzında cikleti ile tipik bir Amerikalı turist oturmuş. Sohbet başlamiş... Amerikalı: o ekmeğin hepsini yiyecek misin? Fransız: Tabii.. Amerikalı: Biz yemeyiz. İçinden biraz alır yeriz. Kalan bir fiçida toplanır. Fabrikaya gider. Kruvasan yapılır. Fransa'ya satılır, demis. Fransiz cevap vermemiş. Amerikalı: Reçel de yer misiniz? Fransız (öfkeli): Tabii.. Amerikalı: Biz meyveyi taze yeriz. Kabuklarını, çekirdeklerini, çürümüşlerini bir fıçıda toplar fabrikaya gönderir, reçel yapar, Fransızlar'a satarız. Fransız: Peki siz kullandiginiz prezervatifleri seviştikten sonra ne yaparsiniz? Amerikalı: Atarız tabi... Fransiz: Biz atmayız. Bir fiçida içindekilerle biriktirir, fabrikaya gönderir, ciklet yapar, Amerikaya satarız, demiş.... ACEMİ AVCI Avcılar aralarına yeni katılan acemi avcıyı sınamak isterler ve ellerinde bulunan; av kuşları ile ilgili kitabı çıkartıp bir sayfa açarlar.Bu sayfada bulunan kuşun gövdesini kapatıp bacaklarını acemi avcıya gösterirler, cevap alamayınca diğer resme geçerler...Ondan da cevap alamazlar ve birkaç resimden sonra alaylı biçimde -"Senin iyi bir avcı olman için daha çok çalışman lazım" deyince,acemi olan avcı mahçup ve üzgün olarak aralarından ayrılırken, diğer arkadaşlardan biri -"Arkadaşım senin adın neydi?" deyince acemi avcı pantolonunu indirip bacaklarını gösterir.. Babada kalacaktır Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış: - "Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım." Hakim kocaya sormuş: - "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?" Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış: - "Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?" Hakim sekreterine dönmüş: - "Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..." Yumurta Yapmanın 100 yolu İki horoz mutfağa girerler. Etrafa meraklı gözlerle bakarlarken tezgahın üzerinde bir yemek kitabı görürler. Kitabın üzerinde : "Yumurta yapmanın 100 yolu" yazmaktadır. Biri digerini dürter ve der ki : -Olum bak lan seks kitabı bulduk alaaaaaaa ... Benim kim olduğumu biliyor musun? Üniversitenin büyük amfisinde 800 kisinin katildigi bir imtihan... Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân yok. Cevaplari yetistiremeyen kaliyor. Bu yüzden bütün talebeler haril haril kâgit dolduruyorlar. Ama birisi agirdan gidiyor. Biraz düsünüyor biraz yaziyor. Hiç aceleci bir hâli yok. Derken süre doluyor. "Getirin kâgitlari çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildigi kadariyla kâgidini getirip masanin üzerine koyuyor. Veren çikiyor, veren çikiyor, masanin üzerindeki kâgitlar birikiyor. Sinifta hiç talebe kalmiyor. Bir kisi hâriç. Bizim agirdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor. Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkip kürsüye gidiyor ve kâgidini bir sonraki ders için hazirliklarini tamamlamakta olan profesöre uzatiyor. Profesör kizarak: -Hayir! Çok geç kaldin. Artik senin kâgidini alamam... Bizimki ters ters bakiyor: -Sen benim kim oldugumu biliyor musun? -Yoo, aslinda bilmiyorum. Ne olacak? -Iyi öyleyse, diyor bizimki ve yigili duran imtihan kâgitlarinin bir kismini kaldiriyor ve araya kendi kâgidini koyup kâgitlari tekrar düzeltiyor. Sonra da: -Iyi günler hocam, deyip profesörün saskin bakislari arasinda yürüyüp gidiyor. Bir iki üç iç.. Hitler'in gözü İngiltere'de ama oraya gitmesine imkan yok. Çünkü bir sürü tankı var ama savaş gemisi yok.. Bir gün yardımcıları ile Manş denizinin kıyısına geldiğinde "Denizi kurutup tankları karşıya geçirmek" gibi müthiş bir fikir geliyor aklına.. Ve hemen emir veriyor. Tüm Alman ordusu denize girecek ve denizin suyunu içip bitirecek... Hitler emir verdimi akan sular durur.. Eline kaşık, kepçe, maşrapa alan tüm asker denize giriyor ve komutan emri veriyor. "Bir iki üç iç.. Bir iki üç iç.. Bir iki üç iç.." Bu komutla askerler bütün gün deniz suyunu içiyorlar ve gece olunca istirahate çekiliyorlar. Bir hafta sonra müthiş planının ne halde olduğunu görmek üzere Hitler deniz kenarına geliyor. Görüyor ki denizde bir litre bile eksilme yok.. Tam dönüp komutanlarına bağıracağı sırada karşı sahillerden bir ses duyuyor... "Bir iki üç çişşşşş.. Bir iki üç çişşşşşş.. Bir iki üç çişşşşşş.." Yasli nine Teksasta haydutluk egitimi gören bir ögrenciyi azili haydutlarin yanina staja verirler. Ilk ders olarak bir posta arabasi soyulacaktir. Araba durdurulur; Sef haydut: - "Herkesi indirin arabadan" der. Bu sirada stajer arabada yasli bir ninenin oturmakta oldugunu farkeder ve - "Nine otursun bari" der. Haydutlar hep bir agizdan - "Sen karisma, sef ne derse o olur" derler. Bu sefer sef; - "Bütün paralarini alin" der. Stajer yine atlar: - "Yasli nineninkileri de mi?" diye sorar. Haydutlar yine hep bir agizdan - "Sen sus, sef ne derse o olur" derler. Bütün paralar alinmistir. Sef atina biner adamlarina döner ve - "Bütün kadinlara tecavüz edin" der. Tam stajer konusacakken nine atilir: - "Sen sus, sef ne derse o olur Dis doktoru Dis hekiminin odasina giren genç ve güzel kadin: -Ah doktorcugum, bu disi çektirmektense çocuk dogurmayi tercih ederim. Doktor gayet sakin bir ifadeyle: - Kararinizi çabuk verin koltugun ayarini ona göre yapacagim. Zamane Çocuklari Küçük afacan elinde bir kutu sekerle parka gitmis, bir banka oturmus, etrafa bakinirken sekerleri ardarda agzina atiyomus.. yanindaki bankta oturan yasli adam çocuga bakmis bakmis ve... "evladim.."demis.. "seker güzeldir ama çok yemek zararlidir... hem dislerin çürür, hem yüzünde sivilce çikar, hem de sismanlarsin..." Çocuk bunun üzerine adama dönmüs: "Benim dedem 107 yasina kadar yasadi..." Adam "Yaa.." demis... "Yani deden de mi çok seker yerdi?" " Hayir, herseye burnunu sokmazdi.! Kim 500 milyar ister? Keyifli bir aksamdan sonra, kari koca yataga girmisler. Adamin geceyi henuz bitirmeye niyeti yok.. hafif hafif yanasmis esine. 'Tatlim'demis. 'Bu gece soyle bir seviselim ister misin?. 'Olmaz' demis karisi. 'Bu gece olmaz' 'Emin misin?' demis kocasi. 'Eminim' demis kadin. 'Bu son kararinmi?'diye israret mis adam. 'Son kararim' demis kadin. 'O zaman' demis adam 'bir arkadasa telefon etme hakkimi kullanabilirmiyim?' Ürün müdürü Bir gün sirketin genel müdürü sirketi içinde dolasmaya çikmistir. Tam ürün müdürünün ofisinin önünden geçerken onu sekreteriyle sarmas dolas bulur. Hisimla ofise dalar: "Biz sana bu kadar parayi bunun için mi veriyoruz?" Ürün müdürü istifini bozmaz: "Hayir, ben bunu bedavaya yapiyorum!" Röntgen mütehassisi Kadin gögsünden rahatsizmis ve bir röntgen mütehassisina gitmis. Doktor soyunun lütfen....demis. Kadin : Beyefendi ben utanirim isiklari kapatabilir misiniz acaba? diye sormus. Neyse doktor isiklari kapatmis bes dakika sonra kadin sormus: Doktor bey elbiselerimi nereye koyayim? Benimkilerin üzerine.... Tercih Iki mühendislik ögrencisi kampus içerisinde yürürken biri digerine sorar, "Bu muhtesem bisikleti de nereden buldun ?" Digeri cevap verir, "Dün tek basima dolasirken bir yandan da okulu bitirince ne is yapacagimi düsünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kiz geldi ve yanimda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine birakti ve üzerindeki bütün giysileri çikartti. Sonra da bana "Hangisini istiyorsan al" dedi." Diger ögrenci arkadasini dogrularcasina basini sallayarak, "Iyi seçim yapmissin, elbiseler belki sana uymayabilirdi Esek Adamin biri misafirlige gitmis. Aksam olunca haliyle sormuslar. Bizim odada mi yatarsiniz, bebegin odasinda mi, yoksa bos bir odada mi? Adam düsünmüs: Kari-koca nin yaninda yatilmaz, bebekte uyanir aglarsa uykusu kaçacak ben bos odada yatarim demis, Sabah olunca adam elini yüzünü yikamis, bir de bakmis çok güzel bir kiz adama havlu tutuyor, Adam: - Kizim senin ismin ne?,,,,,diye sormus. KIZ : - Bebek amcacigim ya sizin isminiz?... Adam: - Essek kizim esseeeek. Herkese içki Adamin biri bara girmis. Garson, herkese içki ver kendine de al demis. Içkiler içilmis garson hesap için gelince adam: Para yok demis. Tabi garson bunu bir güzel dövüp disari atmis. Diger aksam tekrar gelmis ve yine garson herkese içki kendine de al demis ve sonuçta parasi olmadigi için yine dayak yemis ve gitmis. Bu üç aksam böyle devam etmis. Dördüncü gün yine gelmis ve garson herkese içki fakat bu sefer sen içme, içince sapitiyorsun. BOĞA Çok güçlü, damizlik bir boga köyündeki tüm ineklerle çiftlesmis. Inekler yetmeyince diger hayvanlara ve hatta köyün kadinlarina yan gözle bakmaya baslamis. Bu durumdan rahatsiz olan köy ahalisi ne yapsak diye düsünmeye baslamis. Köy ihtiyarheyeti toplanmis ve ünü tüm ülkeye yayilan bogayi devlet üretme çiftligine satmaya karar vermis. Bakicilari devlet üretme çiftligine satilan bogayi ineklerin arasina salmis, aradan birkaç gün geçmis ancak bogada hiç bir haraket olmamis. Agacin altinda gevis getiren boganin bakicisi yanina gitmis ve : - Boga kardes, köydeyken seni kimse tutamazdi, ne oldu hastamisin? diye sormus. Boga, bakicisina yavasça dönerek : - Eeee ne yapalim? Artik devlet memuru olduk, demis... HASTANEDE TESTLER KARISIR ve ... Adamin biri karisinin test sonuclarini almak uzere doktora gitmis. Recepsiyondaki hemsire: - Kusura bakmayin beyefendi, ama ufak bir problemimiz var. Karinizin testlerini lab'a gonderdigimizde ayni isimli bir baska bayan da teste gitmis ve hangisi karinizin hangisi diger bayanin emin olamiyoruz malesef, demis. Acik olmak gerekirse sonuclardan biri kotu digeri ise dahada kotu! Adam: - "Ne demek istiyorsunuz yani?" Hemsire: - "Testlerden biri AIDS digeri ise Alzheimer cikti ve hangisi karinizinki birsey soyleyemiyoruz." Adam: - "Korkunc birsey, peki simdi ne yapmaliyim?" Hemsire: - "Bence, karinizi sehrin gobeginde en kalabalik noktaya birakin ve eger evin yolunu bulabilirse de birdaha da onunla yatmayin..." KULAKLAR Bir hanımefendi, yıllık kontrol için doktora gitmiş. "Doktor..." demiş. "Ben son derece sağlıklı bir kadınım. Bir tek kusurum var. Gaz kaçırıyorum. Durmadan gaz kaçırıyorum. Evde, işte, otobüste, asansörde, süper markette. Durmadan kaçırıyorum. Ama fazla da şikayetim yok. Kendime hiç sorun yapmıyorum bunu. Çünkü benim kaçırdığım gazın ne kokusu var, ne de sesi çıkıyor." Doktor, bir hap yazmış kadının reçetesine. "Bu haplardan günde üç tane al, haftaya gel, gene beni gör." demiş. Kadın, ertesi hafta hışımla girmiş doktorun muayenehanesine. "Doktor..." demiş. "Hey doktor... Geçen hafta verdiğin haplardan sonra, kaçırdığım gazlar leş gibi kokmaya başladı..." Doktor, "Güzel..." demiş. "Çok güzel... Sinüslerinizi tedavi ettik demek. Şimdi sıra geldi, kulâklarınız üzerinde çalışmaya..." KARIŞTIRDIM Sarisin ile esmer de, köseyi kolay dönmek için banka soymaya karar vermisler... Esmer bütün gece oturup plan yapmis... Sabah masanin üzerine kagitlari sermis, soygunu tüm ayrintilari ile sarisina anlatmis... -"Iyi anladin degil mi ?" diye de sormus. "Burasi küçük bir semt bankasi.. Bir tek güvenlik görevlisi var... İşi üç dakikada bitirirsin, ben seni arabada bekleyecegim." Binmisler arabaya, gitmisler bankaya... Esmer motoru çalisir tutarak direksiyonda beklerken, sarisin bankaya girmis. 5 dk. geçmis...10 dk. geçmis... 15 dk. geçmis... Esmer korkmaya baslamis... Tam gaza basip kaçmaya karar vermisken, bankanin kapisi büyük bir gümbürtüyle sonuna kadar açilmis... Önde sarisin elinde bir ip... Ipin ucuna kasa baglanmis, sürükleye sürükleye arabaya kosmaya çalisiyor... Arkasindan güvenlik görevlisi "DUR" diye bagirarak ates ediyor... Ama kosamiyor... Çünkü pantolonu ve iç çamasiri dizlerinden asagiya inmis... Sarisin arabaya atlamis... Esmer gaza basmis ve öfkeyle seslenmis... -"Bir de bana plani tam anladigini söylemistin !.. " -"Anladim tabii..." -"Ben sana GÜVENLIK GÖREVLISINI BAGLA, KASAYI BOSALT demistim gerzek MAAŞ AZ Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders yılı başlar. Okulların açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler yollarının üzerindeki her çöp bidonunu tekmelerler, bağırıp, çağırarak. Bu çekilmez gürültü günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir. Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapısının önüne çıkar, onları durdurur ve, "Çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken aynı şekilde gürültüler çıkarmaktan hoşlanırdım bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size her gün 1 dolar vereceğim..." der. Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç gün sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der; "Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye başladı bundan böyle size sadece 50 sent verebilirim." Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gürültüye. Aradan bir kaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karşılar onları. "Bakın" der, "Henüz maaşımı alamadım bu yüzden size günde ancak 25 sent verebilirim, tamam mı?" "Olanaksız bayım" der içlerinden biri, "Günde 25 sent için bu işi yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz." PROJE MÜDÜRÜ Turistin biri evcil hayvan dükkanına girer ve hayvanlara bakmaya başlar. Bu arada içeri diğer bir müşteri girer ve tezgahtara bir AutoCAD maymunu istediğini söyler. Tezgahtar hay hay der ve kafeslerden birine giderek bir maymun çıkarır. Maymunun tasmasını takarak müşteriye verir ve 5,000 $ der. Müşteri parayı öder ve maymununu alarak oradan çıkar. Şaşırmış olan turist tezgahtara giderek "Çok pahalı bir maymunmuş. Bunların çoğu bir kaç yüz dolar iken o neden o kadar pahalı?" diye sorar. Tezgahtar, "Oh, o maymun AutoCAD'i çok hızlı kullanır, hiç bir hata yapmaz, değerli bir maymundur" diye cevap verir. Turist diğer bir kafesteki maymuna bakar, " Vay bu daha da pahalıymış. O ne yapıyor?" diye sorar."Ha, o bir dizayn maymunudur. sistem dizayn edebilir, yerleşim projeleri yapar, çizimler yapar, spesifikasyonlar yazar, hatta bazı hesaplamaları dahi yapar. Hepsi de gerçekten faydalı şeylerdir" der tezgahtar. Turist etrafa biraz daha göz gezdirir ve tek başına bir kafeste bir maymun görür. Boynundaki etikette 50,000$ yazmaktadır. Soluk soluğa tezgahtara gider. "Ya şu ne yapıyor?" diye sorar. Tezgahtar cevap verir "Ha, onu gerçekte bir şey yaparken görmedim ama proje müdürü olduğunu söylüyor". KAVGA SEBEBİ Karakolun kapisindan iceri bir kucuk oglan girmi$... "Polis amca, lutfen yardim edin babam sokakta 3 ki$iyle kavga ediyo..." Ve birlikte sokaga inmi$ler gercekten de cocugun babasi 3 tane adamla tekme tokat dovu$uyo, polis sormu$: "Peki hangisi senin baban????" Cocuk cevap vermi$: "Bilmiyorum.. zaten bu yuzden kavga ediyolar...." "T" İLE Konuşma özürlü çocuk yeni taşındığı mahallesinde okula gitmek için otobüs bekliyormuş.. Otobüs karşıdan görününce el sallayıp bağırmaya başlamış, "Toför bey, Toför bey Thur!" diye.. Şoför durağa gelince durmayıp devam etmiş.. Son derece canı sıkılmış çocuğun ve onu evin penceresinden seyreden annesinin.. Ertesi gün aynı saatte otobüs görününce annesinin eline verdiği bir bez parçasını sallayarak "Toför bey, Tofoför bey.. Thur.Thur..!" demiş.. Yine durmadan geçmiş şoför.. Üçüncü gün artık yolun ortasında durup ellerini kollarını sallayıp "Toför. Töför.. Thur. Thur..!" demiş. Hızla yaklaşan otobüs kırılmadık kemiğini bırakmaksızın çarpmış çocuğa.. Olay yerine gelen polis çocukcağızı ambulansa yerleştirmiş ve şoföre sormuş, "Zavallı çocuğu gördüğün halde neden vurdun?" diye.. "Tayanamatım petemenke..!" demiş şoför, TEMEL VE AYI Temel birgün meyhanede dertli dertli içiyormus. Onu gören Dursun : - Ne bu hal, demis. Temel : - Bosver, demis. Dursun israr etmis, Temel dayanamamis ve baslamis anlatmaya: - Hani ben bir zaman Afrikaya gitmistim ayi avlamaya. Hatirladinmi? Bayagi da uzun kalmistim hatirlarsan... Avlanmak için günlerce gezindim ve sonunda buldum avlayacak bi ayi ama tam ates edecekken tüfek bozuldu. Ben de kaçarken uçurumdan asagi düstüm... - Eeeee, demis Dursun, Sonra... - Hertarafim kan revan içinde komaya girmisim. Sonra ayi beni yuvasina götürdü. Yaralarimi yaladi, balla, sütle besledi beni, iyilestikten sonra da bana tecavuz etti aylarca... - Buna mi üzülüyorsun, takma kafani ya bak bu kadar zaman gecti. Çoluk çocuga karistin, mutlu bir hayatin var, demis Durmus. Temel : - Bu da hayat mi be birader... O Afrikada ben burda... İNTİKAM Nasil yagmur nasil firtina, adam bir taksiye el kaldirir, taksi durur.. Adam gidecegi yeri söyleyince, taksici kizarak "Ohoo orasi çok yakin alamam seni" der vegazlar gider.. Adam çok bozulur ama sonra bir sekilde evine gitmeyi basarir.. Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi duragindadir ve üçüncü siradadir.. Hemen plan yapar ve ilk taksi söförüne yanasir: - Ataköye kaça götürürsün ?" - 5 milyon - Sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin - Hadi be sapik misin, defol.. Adam bu cevabi alinca ikinci siradaki taksiye yanasir - Ataköye kaça götürürsün ? - 5 milyon - Sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin - Vay sapikkk vayy defol Sira üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir.. Adam yanasir: - Ataköye kaça götürürsün ? - 5 milyon - Peki sana 20 milyon veririm ama bir sartim var - Nedir ? - Giderken diger taksicilere el salliyacaksin - Ayibettin abi tabii... AYNA Bi ayna varmis karsisina gecip yalan söylediginde yok oluyormussun, esmer hatun gecmis aynanin karsisina ve demiski; -"I think I have the most beautiful eyes in the world." (Dünyadaki en güzel gözlere sahip olduğumu düşünüyorum) Poff yok olmus.. kızıl hatun gelmis ve demiski, -"I think I have the most beautiful hair in the world" demis, (Dünyadaki en güzel saçlara sahip olduğumu düşünüyorum) Pofff ... o da yok olmus.. Sonra sira sarisin hatuna gelmis, gecmis aynanin karsisina -"I think.. " POFFFFF!........... (düşünüyorum) REKLAM YAPMA Genç ve güzel sekreter son günlerde iyice açik saçik giyinmeye baslamis. Özellikle yürüdügü zaman ortaya çikan görüntü genç patronun aklini çelecek duruma gelmis. Bir gün yine bu ortam olusunca kapiyi kilitlemis ve sekretere karsisindaki koltuga oturmasini söylemis. Sekreter koltuga bir oturmus ki, genç patronun gözleri yuvasindan oynamis. Sekreterin dizlerinin üzerine elini koyarak sormus; - Bu satilik mi? Sekreter, bir tokat indirmis ve buz gibi öfke dolu bir sesle; - Elbette, hayir. Siz beni ne saniyorsunuz? Patron hiç istifini bozmamis; - Eger satmayi düsünmüyorsan reklamini da yapma... NEREDEN BAŞLASAK Tatlim, gozluklerimi cikarayimmi, yoksa kalsinmi? - Cikar hayatim. - Bluzumu? - Cikar hayatim. - Etegimi? - Cikar hayatim. - Sutyenimi? - Cikar hayatim. - Kulotumu - Cikar hayatim. - Tamponumu? - tu kahretsin, oradan baslasaydin ya konusmaya!... İZİN Zorunlu askerligini yapmakta olan genc babaannesine koli icerisinde bir el bombasi yollar, pimine yapistirdigi kagitta; -Babaannecigim, benim acilen izine gelmemi istiyorsan lutfen bu halkayi yerinden cekip cikar!... BAŞIN AĞRIYOR MU? Kari koca oturmus televizyon izlerken, erkegin cani sevismek ister. Gider mutfaktan bir bardak su ile iki Aspirin getirir, karisina uzatir; -Al karicigim sana su ve Aspirin getirdim!. - ???!!! Neden hayatim?, basim agrimiyorki?. - Allaha sukur!. DENİZCİLER Iki denizci oturmus sohbet ediyorlar; - Sana iki haberim var, biri iyi, digeri kotu. - Once kotusunu soyle. - Biz seninle zamanimizin cogunlugunu seferde gecirirken karilarimizin dostlugu cigrindan cikti, ikiside lezbiyen oldu!. - Vay canina!, Peki iyi haberin nedir?. - Senden hoslaniyorum!... karne Ali birgün okula gider.Ogünde karne alacaklardır.Alinin annesi merakla evde Aliyi bekler.Ali okuldan gelir.Annesi sorar -evladım karnen nerede? Ali yanıtlar: -anneciğim bir arkadaşıma ödünç verdim babasını korkutacakmış! Uçak New York'a yaklaşırken iki pilot konuşmaktadırlar. Ne var ki mikrofon açık kalmıştır ve konuşulanlar bütün yolcularca dinlenmektedir. - New York'a iner inmez, önce ılık bir banyo yapacağım. Sonra buzlu bir duble viski içeceğim, sonra da o sarışın saçlı, uzun bacaklı hostesle... Bunları duyan sarışın saçlıi uzun bacaklı hostes hemen pilot kabinine doğru koşmaya başlar. Yaşlı bir yolcu, hostesin yolunu keser: - Acele etme kızım. Bırak da rahat rahat viskisini içsin. FELSEFE Renkli ki$iligiyle ün yapmi$ bir felsefe hocasi, yilin son sinavini yapmak uzere sinifa girmi$.. butun ogrenciler cok heyecanli, hepsi merakla sorulari bekliyolar, felsefe hocasi sinifa $oyle bi bakmi$, derken sandalyesini kaptigi gibi kürsünün uzerine koymu$.. "I$TE 100 PUANLIK TEK SORU" demi$.. "BANA BU SANDALYENIN VAROLMADIGINI ISPAT EDIN" Herkes bir giri$mi$ yazmaya efendim hizli hizli yazanlar haril haril du$unenler derken, aralarindan biri kagida tek bi cumle yazmi$ sonra kalkmi$ hocasina vermi$, ve sinavi bitirip cikmi$.... Sonuclar aciklandigi zaman bir bakmi$lar koca sinifta 100 uzerinden 100 alan tek ki$i var, o da sinavi 2 dakkada bitirip cikan cocuk..!!! Peki acaba cocuga 100 puan getiren o tek cumle neymi$???? "HANGİ SANDALYE KAYSERİLİ Oğlu kayseriliden para istiyor: "Baba 500 bin lira verirmisin" Kayserili: "400bin mi dedin? naapçan lan 300 bini 200 bin neyine yetmiyor al sana 100 bin yeter..." Kayserili çıkartıp 50 bin lira verir... Oğlu: "eheh.. baba bana zaten 50 bin lazımdı..." "Bak sen kerataya... demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni..." AKILLI ER Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman karardigi zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden ciktıktan sonra yasli kadin "Aferin genc kiza Nasil yapistirdi tokadi" diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir. Genc kiz da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi " diye dusunmektedir. Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik" diye yanarken er de icinden soyle düsünmektedir: "Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya... KANCA Bir liman barinda bir denizci ve bir korsan sohbet etmekte ve karsilikli maceralarini anlatmaktadirlar. Korsanin tahta bacagini, elindeki kancayi ve bir gözünü kapatan bandi farkeden denizci sorar: "Eee, bacagini nasil kaybettin?" Korsan anlatir: "Denizin ortasinda firtinaya yakalanmistik. Dev bir dalga beni güverteden aldi götürdü. Adamlarim beni gemiye çekerken bir grup köpek baligi ortaya çikti ve aralarindan biri bacagimi kopariverdi.." "Korkunç..." diye sizlandi denizci. "Peki o kanca nedir?" "Aaa...," diye devam etti korsan, "bir ticaret gemisine borda etmistik, tabancalar patliyordu, kiliçlar sakirdiyordu. O kargasada elim koptu gitti... Kimin yaptigini göremedim bile.." "Aman Tanrim.. Dehset verici bir sey bu.... Peki gözünün üstündeki bant nedir?" "Bir marti geldi ve gözümün üstüne pisledi..." diye cevap verir korsan. "Yani gözünü bir kus pisligi mi kör etti?" diye merakla sorar denizci.. "Ama nasil olur?" Korsan gayet sakin anlatir: "Kancayi taktiklari ilk gündü, tamam mi? OTELCİNİN KARISI Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente gelip küçük bir otele inmiş. Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş. Telefonu otelin sahibi açmış. Temel, ne istediğini söylemiş: "Bana bir fahişe bulup gönderin." Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış. Yanında duran karısına dönmüş: "Demin gelen müşteri kadın istiyor..." Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş: "Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müşteriye ağzının payını ver..." Otel sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış: "Adama ne söyleyeceğim karıcım, bir terbiyesizlik eder, başım derde girer..." Kadın çok sinirliymiş: "Sen gitmezsen, ben gider söylerim..." Ve, hışımla merdivenleri çıkıp Temel'in ağzının payını vermeye gitmiş. Kocası da aşağıda bekliyormuş. Yukardan gürültüler gelmeye başlamış. Onbeş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü tırmıklanmış... Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış: "Ne biçim kadın göndermişsin be. İstemem diye tutturdu. Becerene kadar anam ağladı" SARISIN VE RULET Iki gazino krupyesi canlari sikkin, rulet masasi basinda musteri bekliyorlardi. Bu sirada cazibeli bir sarisin elinde USD 20.000 lik fisle masaya dogru yaklasti ve - "Pardon oynayabilir miyiz?" dedi. "Ben kendimi ciplak olursam daha sansli hissediyorum" diye ilave etti ve ustundekileri bir cirpida cikardi. Bu sirada da rulet ¿arki da cevrildi. - "Hadi bakalim, kazanacagiz, yeni elbiselere ihtiyacim var." dedi sarisin. Kisa bir aradan sonra bir ciglik duyuldu: - "Evet, evet kazandim, kazandim." Elbiselerini ve paralari toplayip gozden kayboldu. Krupiyeler birbirlerine bakakaldilar. Az sonra biri digerine sordu: - "Fislerini hangi numaraya koymustu ki?" - "Bilmiyorum, sen bakiyorsun diye dusunmustum." Adam durdurdugu taksi soforune sorar: - Genclik parkina kadar kaca goturursun?. - Yuz Ruble. - Peki yanima karimida alsam?. -??? Yuz Ruble... Adam karisina doner: - Bak sana bes para etmezsin diye bosuna demiyormusum!. Öbür dünyaya gelenler sıraya sokuluyor, uygun adım yürüyüşle Sırat köprüsü başına sevkediliyordu. Baş melek Saint Pierre, gelen bir grup erkeğe "Durr!!" buyruğunu verdikten sonra: - Karısını aldatanlar kendilerini buradan aşağıya, cehenneme atsınlar!! Gelenlerin hepsi kendini attı, bir kişi kaldı. Saint Pierre ona döndü: - Hey sen! Sağır numarası yapma! At kendini sen de! İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler. O sevinçle "saatte 160'la" uzunca bir süre yol aldıktan sonra benzincinin önünde durdular. "Arabayı süren": - Onbin liralık, dedi, süper olsun. Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra: - Gidin işinize be! diye bağırdı, sizin civatalarınız gevşek! İkincisi, "araba kullanana" döndü: - Gördün mü! Araba masraf kapısı açtı bile! Elektrik supurgesi saticisi, bir apartman dairesininkapisini calmis, kapiyi acan bayana: - "Hanimefendi, bu elimde gormus oldugunuz kovanin icinde at pisligi var!" demis ve bu bir kova pisligi evin icine dogru savurarak dokuvermis. Sonra da: - "Hanimefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10 dakika icinde bunu temizleyemezsem, bu boku yiyecegim..! Kadin saticiya soyle bir bakmis - "Beyefendi, ustune domates sosu da istermisiniz? Elektrikler kesik de..!" DON Sultan en güvendigi adamini Arabistan'a hünkar göndermis. Hünkar, Arabistan'da gezerken bakmis, araplar entari giyorlar ama alta donlari yok. Bir rüzgar estimi, manzara felaket! Haber salmis, altina don giymeyenler kadi huzuruna çikartilip, hapsedilecek. Aradan günler geçmis Arabin bir tanesi don giymemis ve ilk rüzgarda olay farkedilmis. Kadi huzuruna çikartmislar. Kadi sormus; -"Adin?" -"Aptülmecit" -"Baba adin?" -"Aptülleziz" -"Evli misin? -"5 tane karim var!" -"Kaç çocugun var? -"Ilkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13, besincisinden 18 tane." Kadi kararini vermis ve söylemis: -"Aptulleziz oglu, Apdülmecit'in, don giymeye vakti olmadigindan beraatine karar verilmistir!" YANIKLARI ATMA Temel ile Dursun Amerika'da itfaiye teskilatina girerler, yangin ihbari alinir. Çok katli bir binada kreste yangin çikmistir. itfaiyeci merdiveni çalismaz. Temel yukari çikar. Dursun asagida kalir. Temel asagida bekleyen Dursun'un kucagiina çocuklari atmaya baslar. Temel atar, Dursun tutar, kaldirima koyar. Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken besinci zenci çocukdur.. Temel birakir, Dursun yakalamak için kollarini açmaz. Çocuk paat yerde. Tekrar at, tut kenara koy, tut at kenara koy. Temel yine zenci çocuk atar. Dursun yine tutmaz. Çocuk paat gene yerde.. Dursun yukari bagirir: "Yaniklari atarak vakit kaybetme.." HİTLER Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi. - "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis. Ingiliz'e sormus - "Titanik kaç yilinda batti?" Ingiliz hemen cevap vermis - "1912" diye. Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez: - "Titanik'te kaç kisi öldü?" Fransiz cevap vermis - "1050". - "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis. Ve Yahudi'ye dönmüs; - "Say lan isimlerini!" KALEDE SEN VARSIN Iki yasli dost 70'li yaslarina gelmis iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuslardi... Derken birgün bir tanesi agir hasta oldu.. Ölüm dösegindeyken yaninda yine en iyi dostu vardi ve ona fisildadi : - "Bana bir iyilik yap olur mu... Cennete gittikten sonra orda futbol oynaniyorsa lütfen bir sekilde bana haber ver.." Öteki - "Tamam... Bütün hayatim boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapicam.." dedi. Ve birkaç dakika sonra da adam öldü.... Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadasinin sesini duydu : - "Dostum..... sana bir iyi bir de kötü haberim var..." Öteki hemen sordu : -"Iyi haber nedir?" - "Cennette futbol oynaniyor....." - "BU HARIKA...!!! Peki kötü haber nedir???" - "Yarinki maçta kalede sen varsin..." CAPKINLARA John isten cikmadan once karisini evden arar; Tatlim , patron bir kac arkadasiyla beraber komsu eyaletteki buyuk golde balik avlamaya gidecek , benimde gelmemi istiyor. Bu hafta sonunu orada gecirecegiz. Bu benim terfi almam icin iyi bir firsat. Benim icin yeteri kadar giysi ve olta takim cantami hazirlarmisin? Direk ofisten cikacagiz ve gecerken evden cantalari alirim. Ha, yeni ipek mavi pijamamida koymayi unutma. Karisi biraz iskillenir. Fakatkocasinin istediklerini yapar. Hafta basinda adam eve gelir, biraz yorgundur ama iyi gozukmektedir. Karisi onu karsilar ve cok balik tutup tutmadigini sorar. John: Ha, evet epey balik tuttuk. . Fakat sana soyledigim pijamayi cantaya koymamissin. Karisi: Koymustum. Ama Balik olta takim cantasina koymustum.!!! BİZİM DE DEDEMİZ VAR Şapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana duşmuş... bi sure yurudukten sicaktan ve yorgunluktan bunalmiş, bir agacin altina oturmuş, Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş, ve uykuya dalmiş... Birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmiş.. bir de bakmiş ki yanindaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş..!! Bir de kafasini kaldirip agaca bakmiş ki, agacin dallarinda bi suru maymun, herburak birinin kafasinda adamin şapkalari.... adam duşunmeye başlamiş: "Ben şimdi napicam, şapkalari bu maymunlardan nasil alicam...?".. Duşunceli bi şekilde kafasini kaşirken bi bakmiş maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kaşiyolar... adam ellerini havaya kaldirmiş , maymunlar da aynisini yapmişlar.. derken adam napicagini bulmuş.. kendi başindaki şapkasini cikartip yere atmiş, tabi maymunlar da kafalarindaki şapkalari hemen yere atmişlar..adam boylece butun şapkalari toplayip sepetine koymuş... Aradan 50 yil gecmiş... artik adamin bir torunu varmiş, o da dedesi gibi şapka saticisi olmuş... gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana duşmuş. hava yine cok sicakmiş ve genc adam bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanina koymuş ve uykuya dalmiş.... bir saat sonra uyanmiş bir de bakmiş sepetin icinde şapkalar yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasini kaldirmiş ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer şapka.... adam duşunmuş: "Dedem yillar once bana bir hikaye anlatmişti... napicagimi cok iyi biliyorum.... "Adam kafasini kaşimaya başlamış, maymunlar da aynisini yapmişlar... adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da ellerini kaldirmiş.... ve adam gulumseyerek kendi başindaki şapkayi cikarmiş yere firlatmiş. o anda maymunlardan biri agactan inmiş , adamin yere attigi şapkayi kapmiş, adama da bi tokat atmişve : "Sadece senin mi deden var lan !..??" Bir koylu dere kenarinda elide baltası agac budamaya gidiyormus.Baharin etkisiylemidir, nedir elinden baltasini dereye dusurmus. "Ah, eyvah simdi ben ne yapacagim" derken, Tanri gorunmus aniden. " Ne oldu ne var, neden sizlaniyorsun." diye sormus adama. Adam da: " Aman tanrim, ben simdi ne yapacagim, baltami dereye dusurdum, yenibir balta alacak param da yok, agaclari nasil budayacagim?." Tanri : " Dur bakalim." diyerek dereye gitmiş. Elinde bir altin balta ile donmus." Soyle bakalim senin baltan bu mu ?." Adam: " Hayir tanrim " demis. Tanri yine dereye. Elinde gumus bir balta ile donmus. Sormus: " Senin baltan bu mu ?" Adam : "Hayir Tanrim " demis. Tanri yine dereye gitmis. Elinde eski bir demir balta ile donmus. Sormus: " Senin baltan bu mu ?" Adam sevincle: "Evet Tanrim" demis. Tanri: " Oglum sen cok durust bir insansin, bu baltalarin her ucunu de sana veriyorum, gule gule kullan " demis. Adam mutlu, tanri mutlu ayrilmislar. Aradan bir sure gecmis. Bizim adam dere kiyisinda karisi ile birlikte yuruyorlarmis. Birden nasil olduysa olmus, kadin dereye dusmus, gozden kaybolmus. Adam yazik feryat, figan. O sirada Tanri gelmis. Sormus ne oldugunu adama. Adam: " Ah Tanrim, kırk yillik karim, can yoldasim derede kayboldu. Ben onsuz ne yapacagim simdi." demis. Tanri dereye gitmis. Yaninda Jeniffer Lopez ile donmus." Senin karin bu mu ?" demis. Adam atilmis. " Evet, evet...." Tanrinin kaslari catilmis. " Sen bana yalan soyledin. Bu senin karin degil..." Adam boynunu bukmus: " Haklisin Tanrim. Ancak, ben fakir bir adamim. Degil desem, sen bu sefer Demet Sener' i getireceksin. Ve sonunda ucunude bana hediye edeceksin.Ben bu fakir halimle ucune birden nasil bakarim." DANISMAN Amerika-da, evlilik ve seks danismanlari vardir.. Isler iyi gitmemeye basladi mi, bosanmak icin avukatlardan once, bu danismanlara basvurulur, belki son bir umut icin.. Amerikali Temel ile esi, son zamanlarda seks yasamlarinin eskisi gibi olmadigi fark etmisler.. Kalkmis danismana gitmisler.. Danisman onlari uzun uzun dinlemis.. - Seks yasaminiza biraz renk katmaniz gerekir- demis.. -Hep ayni pozisyon, seksi monotonlastirir.. Hayalinizi kullanin.. Degisik sekiller deneyin!..- - Nasil yani- demis, Temel.. - Mesela demis, danisman.. El arabasi pozisyonunu deneyin.. - O nasil oluyor demis, Temel!.. - Basit demis, danisman. -Esin yuzukoyun uzanacak. Sen iki ayagini tutup kaldiracaksin. Esin elleri uzerinde kalkacak.. Bir yandan yuruyeceksiniz.. Bir yandan da... Yani tam el arabasi gibi birlesip gideceksiniz.. Anladin mi?.. Eve donmusler.. Temel seslenmis.. -Hadi bakalim.. El arabasina hazir ol!.. -Tamam olurum, ama iki sartla demis, karisi.. -Birincisi, acitirsa hemen birakacaksin. Ikincisi.. Annemlerin evinin onunden gecmeyecegiz! DİYAFON Delikanli sevgilisini aksam eve birakir.Evin önünde masum bir fisiltidan sonra ateslenir.Bir elini duvara dayiyarak - "Beni bir öpermisin".. Kiz: - "Delimisin evin önünde annemler görür" der.. Erkek: "Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni cok seviyorum..." Kiz: "Ben de seni ama olmaz..." Erkek cok atesli tabi devamli israr eder.. bir ara aniden merdivenlerin isigi yanar ve kizin kücük kiz kardesi belirir. Kücük kiz: - " Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmisim, o da olmazsa kendisi gelecekmis ama o hayvan oglu hayvana söyle elini diyafon dügmesinden ceksin dedi" ARABAM DIŞARIDA Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara : -Pana pir roman lazum, demiş. Kırtasiye tezgahtarı sormuş : -Efendim agır mı olsun hafif mi? Temel : -Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur. ANLAMLI ANLAMLI Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor : -Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi bana anlamlı anlamlı baktı. -Sen ne yaptın? -Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım. NE DİYOR Yasli Alman cift Türkiye'den tatilden donuyorlarmis, otelden cikarak bir taksiye binmisler ve tutmuslar havaalani yolunu. Bu sirada taksi soförü sormus, "Hangi ülkeye gidiyorsunuz?" diye... Ihtiyar adam, "Almanya'ya" demis.Ihtiyar kadinin da kulaklari pek duymuyor tabii kocasina, "Ne diyoor?" diye sormus. Adam da, "nereye gittigimizi soruyo da" demis... Biraz yol aldiktan sonra taksi soförü tekrar, "Almanya'nin hangi sehrine?" demis... Ihtiyar adam da "Hamburg" demis... Ihtiyar kadin yine, "Ne diyooor?" diye sormus, adam; "Hangi sehirde kaldigimizi soruyor" demis... Taksi soförü, "Ben" demis "Hayatimin en kötü seksini Hamburg'ta (Sao Paulo'da) yaptim!"... Sagir kadin yine sormus, "Ne diyooorrr?" Ihtiyar adam da demis; "Seni tanidigini söylüyooorrr!.." SAAT Yakısıklı bir genç ve yaslı bir Yahudi uzun bir tren yolculugunda aynı kompartımanı paylasırlar. Ihtiyar biner binmez, genç adam saati sorar,ancak yanıt almaz. Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç konusmazlar. Ertesi sabah, varıs¸ istasyonuna gelmeden önce, ihtiyar - "Simdi saat 8.30 oldu!" der. Genç, saskınlıkla -"Niye ancak simdi cevap verdiniz ki?" diye sorar. - "Bakınız, genç adam: Size dün aksam saati söylemis olsaydım,sohbete baslayacaktık. Bana muhtemelen, benim de gittigim kente yolculuk ettiginizi ve belki de oraya ilk kez gittiginizi söyleyecektiniz. Ben de,iyi bir insan oldugum için, sizi evime davet edecektim. Orada kızım ile tanısacaktınız. Çok güzel bir kız oldugu için, onu kesinlikle begenecektiniz. Eh, siz de çirkin sayılmazsınız - o da sizi begenecekti.Kuvvetle ihtimaldir ki,bu is evlilige kadar gidecekti. Ben de düsündüm:Saati bile olmayan meteliksiz bir damatla, benim ne isim var?!?" PAPA Amerika'ya gezmeye giden Papa, otelde sıkılmış ve şoföründen anahtarı alıp, limuziniyle dolaşmaya başlamış. Bir ara kırmızı ışıkta geçince polis durdurmuş. Memur bir bakmış ki arabayı Papa kullanıyor. Hemen telsizden âmirini aramış. - Âmirim çok mühim birisini durdurdum, ne yapayım? - Bill Gates'i mi? - Hayır. - Clinton'ı mı? - Daha mühim... - Daha mühim kim var? - Valla âmirim, bilmiyorum ama, şoförlüğünü Papa yapıyor. DAVAYI KAYBEDECEĞİZ 12 yasinda bir cocuk bir kadina tecavuz etmekten yargilaniyormus. Ustelik cocugun avukati da bayanmis. Mahkemede bayan avukat, cocugun pipisini disari cikarip eline almis ve sallayarak : - Hakim bey, bu cocuk bu ufacik pipisiyle bu kadina nasil tecavuz edebilir? Tam bu sirada cocuk avukatin kulagina egilerek fisildamis : - Avukat hanim biraz daha sallarsaniz davayi kaybedicez! AGOP'LA HAYKANUS Agop'la karisi Haykanus kahvalti ediyorlarmis. Haykanus sormus: - Sular akmoor Agop, bir bakarsin degil mi? - Nereden cikarirsin simdi Haykanus, ben muslukcu ? - Peki havagazini kontrol etsen. - Canim, ben tesisatci? - Agop, elektrik dugmesi de bozulmus - Yeter artik Haykanus... Agop aksam eve geldiginde bir bakmis ki butun aksakliklar onarilmis. Merakla sormus Haykanus 'a: - Canim karim, kime yaptirdin bunlari? - Kirkor 'a rica ettim beni kirmadi. - Ne?... Kirkor mu? O dunyanin en kotu adamidir. Karsiliksiz bir sey yapmaz. - Evet bana " ya benimle yatacaksin ya da cikolatali pasta yapacaksin" dedi - Guzel...Pastayi yaptin degil mi? - Ah Agop, nereden cikarirsin bunu? Ben pastaci... EVLİLİK Yeni evli genc cift, dugun gecesi balayi suitlerine cikmişlar.. yataga girmek icin hazirlanirken genc adam pantalonunu cikarip kadinin onune ativermiş: - şunu bi giysene....? Kadin giymeye calişmiş ama pantalon kadina en az 2 beden buyuk, tabi giyememiş.. - "olmuyor işte, ben senin pantalonunu nasil giyeyim..." demiş... Bunun uzerine adam siritmiş: - "Evvet işte anlaman gereken budur karicim, sen benim pantalonumu giyemezsin ve benim yerime evin reisi olamazsin." Kadin bunun uzerine adama bakmiş bakmiş, sonra cikarmiş kulodunu adamin suratina firlatmiş: - "Sen şunu bi giysene." Adam kadinin minicik kulodunu giymeye calişmiş ama dizlerine kadar bile çekememiş, "ben bunun icine giremem" diye soylenmiş. Bunun uzerine kadin - "evvet işte anlaman gereken budur kocaciim, giremezsin." demiş "ve az onceki tavrin degişene kadar da hayatta giremeyeceksin." DİKKAT LADİN TESLİM OLUYOR Usame Bin Ladin Bush'a telefon etmis, kendini tanitip, konusmasina devam etmis.. "Sayin Bush size iki haberim var,biri iyi bir kotu hangisini once soylememi istersiniz?" Bush : - "Once iyisini soyleyin "demis. Ladin: - "Teslim olmaya karar verdim", Bush : "Pekii kotu haber ne?" Ladin: - "Ucakla geliyorum ...!!!" TELGRAf Avukat, müvekkillerinden birine telgraf çekti: "Kayınvaldeniz dün gece öldü. Gömülmesini mi, mumyalanmasını mı, yoksa yakılmasını mı sağlayalım?" Ertesi gün cevap geldi: "Emin olmak isterim. Her üçü de yapılsın." DOĞUM GÜNÜ Çiçekçiye giren adamın kolunda sıyrıklar, sol gözünde bir morluk vardı. - Bir düzine kırmızı gül istiyorum, dedi ve hemen ekledi. Karımın doğum günü için, tazesinden rica ediyorum. Çiçekçi: - Başüstüne, dedi. Hangi gün için? Adam koluyla gözünü işaret etti: - Dündü. BALIK Adam balık tutuyor. Bir elinde olta öbür eli ise bir taşı tutmuş vaziyette havada. Kadın yanına yaklaşıyor ve soruyor. - Oltayı anladımda bu taşı neden böyle tutuyorsunuz. Adam: - Bir şartla söylerim diyor. !!!! - Nedir? - Benimle yatarsan !!! Sartı duyan kadın kızıp gidiyor ama merakını yenemiyor tekrar dönüp geliyor. Peki diyor şartını yerine getirelim ondan sonra söyle bu taşı neden böyle tutuyorsun. Sart yerine geldikten sonra adam taşı neden öyle havada tuttuğunu açıklıyor. - Bu oltaya sabahtan beri hiç balık vurmadı. Ama sen bu taşa düşen üçüncü kadınsın SPERM TESTİ Bir gün 75 yasinda bir ihtiyar sperm testi yaptirmak icin doktora gider. Doktor adama bir kavanoz verir ve: - Bunu doldurup yarin bana getirin, der. Ertesi gun ihtiyar kavanozu getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve bos oldugunu görür ve sebebini sorar. Ihtiyar anlatmaya baslar: - Doktor bey, dun gece sag elimle denedim olmadi, sol elimle denedim gene olmadi. Karimi cagirdim, o da sag ve sol elleriyle denedi, agziyla denedi, Ünce disini cikararak, sonra disini takarak denedi gene olmadi. Baktik olacak gibi degil komsunun karisini cagirdik o da iki elini ve agzini denedi gene olmadi, deyince doktor kendini tutamamis: - Naaptiniz, komsunun karisini da mi cagirdiniz, diye sormus. Ihtiyar da: - Napalim, acamadik su lanet kavanozu bir turlu PAPAGAN Adam kendisi icin aldigi Viagra"larin papagani tarafindan yutulmus oldugunu farkeder. Papagani ates basmistir. Adam sinirlenerek "Atesi düssün, sogusun" diye buzluga atar papagani... 4 saat sonra buzlugu acip papagana bakan adam, papaganin hala ter icinde oldugunu görür ve sasirir. - Ne oldu sana? Niye terledin? Saatlerdir buzluktasin... - Lan, bu donmus tavuklarin, donmus bacaklarini hic ayirmaya calistin mi sen ? CENAZE ÇELENKİ Bir kalp doktoru ölmüş. Cenaze töreninde güllerden dev bir kalp,kalbin ortasına tabutunu yerlettirrmitler... Herkes doktorla ilgili anılarını anlatmış,ona son vazifelerini yapmışlar,tabut kapanmış,güllerden kalp şeklinde bir çelengi üzerine koymuşlar ve defnetmitler... Bu hüzünlü tablo yaşanırken kenarda kıkır kıkır gülen adama sormuşlar, gülme nedenini...Sormayın demiş... Ben jinekoloğum kendi cenaze törenimi düşünüyorum da....! SOKAKTA - Beyefendi, etrafta bekçi ya da polis var mı? - Hayır, evladım. - Öyleyse cüzdanınızla saatinizi bana verin. TUTUKLAYIN - Komiser bey, beni tutuklayın. Karıma beş el ateş ettim. - Öldü mü? - Hayır, hiçbiri isabet etmedi. - Öyleyse neden tutuklanmayı istiyorsun? - Karım beni arıyor da... TEMEL ILE YUNAN ASKERI Temel askerligini yunan sinirinda yapiyormus. Temel'in cani cok sikiliyormus. Yunan'a bir islik calmis elleriyle "Havaci misin?" isareti yapmis, Yunan aldirmamis. Bir islik calmis elleriyle "Karaci misin?" isareti yapmis, Yunan aldirmamis. Bir islik daha calmis "Denizci misin?" anlaminda yuzme isareti yapmis, yunan aldirmamis. Bir islik daha calmis. El haraketi yaparak "Topcu musun?" demis, yunan aldirmamis. Bir islik daha calmis "Gozcu musun?" anlaminda durbun isareti yapmis, yunan aldirmamis. Nöbetler degismis sira yine Temel'le Yunan'a gelmis. Yunan'a hadi sinira git demisler yunan da: - "Ben oraya gitmem. Orada bir deli turk askeri var, bana hava kararinca yuzerek gelip sana bir koyacam gozlerin firlayacak diyor.." TERCÜMAN Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikci buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikci yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu... Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. tercüman işaretle sordu: - Para nerde? Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: - Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum. Tercüman tercüme etti: - Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş. Baba 38'ligi koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı: - Simdi sor bakalım, para nerede. Tercüman işaretle sordu: - Para nerede? Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi: - Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var. - Ne dedi? dedi Baba. Tercüman yanıtladı: - Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz sıkarmış. Paylaşım için saol Emeğe Saygıı |
||||||||||
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||
![]() Üyelik tarihi: Nov 2008
Kayıt Sırası: 59502
Mesajlar: 119
Bulunduğu yer: ?
Tecrübe Puanı: 13171
Popülerlik:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Rep Gücü: 658401
Ruh Halim:
Seviye: 9 [] Canlılık: 335 / 335 |
TesekkurLer eLıne saqLık
Komıktı coqu ![]()
__________________
Kendini kandırma kızım!
Ne sanıyosun sen hayatı pembe bi eLbise mi ? Bıkmadın mı etrafa Pembe gözLükLerLe bakmaktan Ya da poLyannacıLık oynamaktan? Geçmio işte acıLar Kaç kez anLatıcam sana Bu işLer internet bağLantına benzer Bi koparsa kaLırsın ortada Ne o küçük hanım niçin bu yaşLar? AğLama PaLyaço Makyajın Akar !● |
|||||||||
|
|
|