![]() |
|
|
|
#71 (permalink) | ||||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Milli Park Polisleri, adamın birini, nesli tükenmekte olduğu için koruma altına alınan bir Boz Kartal'ı kesmiş, pişirip yerken görmüş ve derhal tutuklamışlar. Mahkemede adamın avukatları müthiş bir savunma yapmışlar:
"Bu adam ormanda yolunu kaybetmişti. Günlerdir aç olduğu için ya kartalı öldürecekti, ya kendisi ölecekti." diye... Yargiç bu savunmayı kabul edebileceğini söylemiş. Kararını açıklamadan önce, sanığa dönmüş: -Son bir şey sormak istiyorum demiş, -Ben de av meraklısıyım da. Bu Boz Kartalın tadı nasıl bir şey? -Valla efendim. Tam olarak Kelaynak ile Mavi Gagalı Puhu Kuşu tatlarının arasında bir şey! |
||||||||||
|
|
|
#72 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:
- Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp bitirdim, demiş. Az sonra dostu söze girmiş : - Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi’nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum. Mustafa İzzet Efendi bağırmış: -Yalan !.. -Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın. |
|||||||||
|
|
|
#73 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
İstanbul’un taşı toprağı altındır diyerek memleketinden kalkıp gelen bir köylü, kuyumcu dükkanının vitrinini hayran hayran inceliyormuş. Kuyumcu köylünün kıyafetinden dolayı birazda aşağılayarak: "Ne bakıyorsun öyle hemşerim?" demiş. "Hiç... Sizin dükkanda ne sattığınızı merak ettim." Adam alay edercesine cevap verir: "Biz eşşek kafası satıyoruz."
Adam: "Allah versin... İşleriniz iyi gidiyora benziyor." Kuyumcu: "Nereden bildin iyi gittiğini", Adam: "Baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!" |
|||||||||
|
|
|
#74 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Tuhafiyeci dükkanından geçimini sağlayabiliyor, bir köşede üç beş kuruş da biriktirebiliyordu. Günün birinde sağındaki dükkan boşaldi, derken orası da tuhafiyeci oldu. Sonra solunda bir tuhafiyeci daha... Rekabet başladı, işleri kötüye gitti. Ama sonunda bir çözüm yolu buldu:
Sağındaki komşusu, dükkanının üzerine, gerçek ucuzluk burada yazdırmıştı. Solundaki, en büyük tuhafiye mağazası, yazılı bir bez asmıştı. Bizimki, ikisinin ortasına şu yazıyı koydurdu: Mağazaya buradan girilir. |
|||||||||
|
|
|
#75 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Vurdumduymaz bir adamın evi yanmış. Komşusu koşarak yanına gelmiş.
"Koş efendi, evin yanıyor." Adam sakince cevap vermiş: "Ev işlerine karım bakıyor." |
|||||||||
|
|
|
#76 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Bir sergide ünlü romancı, ressam arkadaşına:
"Kutlarım sergi açılışına bakanlar gelmiş" Bunun üzerine Ressam: "Ne önemi var ki, bakanlar geleceğine, keşke biraz da alanlar gelseydi." der. |
|||||||||
|
|
|
#77 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Babası oğluna görgü kuralarını ögretiyordu :
"Örneğin oglum, bir eve gittik. Onları yemek yerken gördük, ilk sözümüz ne olmalı? "Afiyet olsun" der oğlu. Baba: "Peki neden bu söylenir?" deyince oğlu: "Neden olacak, buyurun desinler diye." der. |
|||||||||
|
|
|
#78 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Yargıç, hırsıza şöyle sorar:
"Şöyle bakalım, soyduğun dükkana nasıl girdin?" Hırsız, biraz düşündükten sonra soruyu şöyle yanıtlar: "Efendim, biz buraya yargılanmaya mı, yoksa meslek sırrı vermeye mi geldik ." der. |
|||||||||
|
|
|
#79 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Adam işten eve gelir tam yatacak boşluktan bir ses :
-İşinden ayrıl, evini arabanı sat ve Lasvegas'a git. Adam umursamaz tabi. Fakat bir ay boyunca hep aynı hikaye. Adam eve gelir tam yatacak : -İşinden ayrıl, evini, arabanı sat, Lasvegas'a git. Adam sonunda bunda birşey var deyip ertesi gun işinden ayrılır en kısa yoldan evi ve arabayı satıp Lasvegasa gider bir otele yerleşir. Gece olur gene o ses : -Paraları al ve kumar salonuna in! Adam apar topar giyinir salona iner aynı ses : -Rulet masasına git! Adam gider, bir yandan da sesi beklemektedir, ses gelir : -Tüm parayı kırmızı 17 ye yatır. Adam heyecanla yatırır tüm parayı. Rulet döner döner durur, bilye dönmeye devam eder ve 21 de durur ve ses devam eder : -Tüh Allah cezanı versin!... |
|||||||||
|
|
|
#80 (permalink) | |||||||||
|
Guest
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:
Seviye: -INF [] Canlılık: NAN / -INF |
Bir tane doktor varmış doktor kapısına muayane 100 milyon iyleşmesseniz 3 katını iade edicez yazmış bunu duyan dursun demişki ben bu doktorun parasını alırım sonra işe koyulmuş doktora gitmiş
-doktor bey benim azım tat almıyo demiş ne yapabilirim. -doktorhemşire hanım sekizinci kutu demiş Hemşire sekizinci kutuyu getirmiş dursun; -ama bu b.k doktor bey demiş.doktor; - iyleştiniz bey efendi azınız artık tat alabiliyo.demiş.sonra dursun bidaha plan yapmış doktora gitmiş. -doktor bey ben hafızamı kaybettim demiş.doktor; -hemşire hanım sekisinci kutuyu getirin demişhemşire ekizinci kutuyu getirmiş dursun; -ama bu b.k demiş doktor; -iyleştiniz bey efendi demiş hafızanıs yerinizde demiş.dursun bu işin sonunu bırakmamış ve bi daha gitmiş.dursun; -doktor bey ben iktidarsızım karımı yapamıyorum demiş.doktor;hemşire hanım sekizinci kutuyu getirin demiş.dursun ordan atlamış . -hay ben bu sekizinci kutunun anasını s.k.m demiş.doktor; -iyleştiniz bey afendiş artık yapabiliyosunuz demiş. |
|||||||||
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|