Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-12-2008, 02:12 PM   #20 (permalink)
Üye Profili
By_BLade
Guest
 
Kayıt Sırası:
Mesajlar: n/a
Rep Gücü:


Seviye: -INF []
Canlılık: NAN / -INF
Çekicilik: -INF / -INF
Deneyim: NAN%


Standart

Kilim



Hoca, bir köye konuk olmuş. Birkaç gün sonra Hoca’nın heybesi kaybolmuş. Köy ağalarına, “bana bakın” demiş, “heybemi bulursanız bulun, yoksa ben yapacağımı bilirim.” Ağaları bir telaştır almış, köylüleri sıkıştırmışlar, nihayet heybe bulunmuş.

Ağalardan biri merak edip “Hocam” demiş, “heybe bulunmasaydı ne yapacaktın bize?”

Hoca cevap vermiş:

- Size yapacağım bir şey yoktu. Evde eski bir kilim vardı, onu bozup heybe yapacaktım.





Alışkanlık



Bir gün Hoca’nın komşularından birisi Hoca’ya neden daima soruyu zıt bir soruyla cevapladığını sorar. Hoca da,

-“Af edersiniz bu benim alışkanlığımdır da!”





Mazeret



Komşunun biri Hoca’dan ip ister. Hoca içeri girip çıkar,

- “İpe un serilmiş”, der.

Komşu hayretle başını sallar:

- “Öyle mi Hoca! Nasıl olur da ipe un serilir?”

Hoca buna karşılık şöyle cevap verir:

- “Ben onu ödünç vermek istemedikçe her şey mümkün!”





Kendim Sandım



Hoca, bir gün, bir münasebetle birisiyle konuşur, uzun müddet dertleşir. Adamcağız giderken “bağışla” der, “tanıyamadım, kimdin sen?” Adam, “tanımıyordun da” der; “bunca vakittir ne diye uzun uzun konuştun benimle?” Hoca der ki:

- “Baktım, kavuğun kavuğuma benziyor, kaftanın kaftanıma, seni kendim sandım.”





Yalnız Ağzını Açtı



Geveze bir adam bir defasında bir toplantıda konuştuğunda, Hoca sık sık esner. Toplantıya katılanların hepsi de evlerine dönerler. Geveze adam Hoca’ya: “Hoca! Hoca! Siz ağzınızı hiç açmadınız” der. Hoca da hemen şöyle cevap verir:

- “Ne yapmalıydım yani? Ağzımı öyle açtım ki, az kalsın ağzım parçalanacaktı.”





Bu Keçi mi Yoksa Fil miydi?



Hoca’nın pek güzel, haşarı bir kuzusu varmış. Komşusu, ikide birde “Hoca” dermiş, “ne olur, şu kuzuyu kes de bize bir ziyafet çek” Hoca “o benim eğlencem” der, ama bir türlü dediğini yapmazmış. Adam, Hoca’ya muziplik olsun diye bir gün kuzuyu keser. Hoca’yı da davet edip bir ziyafet çeker, sonradan da işi anlatır. Hoca, bu duruma çok üzülür. Komşusunun bir tiftik keçisi varmış. O da onu tutup keser ve afiyetle yer. Komşusu, keçisinin kaybolduğuna yanar yakılır, her mecliste, “tüyü şöyle uzundu, boyu böyle güzeldi” diye devamlı keçisinden bahsetmeye başlar. Bir yıl geçer, her sohbette keçi bahsi bir türlü tükenmez. Nihayet bir gün her şeyden bezmiş olan Hoca, dayanamaz ve oğluna şöyle der:

- “Deli gönül diyor ki, çıkar şu keçinin postunu ortaya da keçi miydi, fil miydi, görsün herkes!”





Gecelik Kavuğu



Hoca, bir akrabasına gece yatısına gitmiş. Nihayet yatma vakti gelince, kendisine ayrılan odaya girip soyunmuş. Sıra gecelik kavuğu giymeğe gelmiş. Hoca, kavuğu başına geçirir geçirmez boğulacak gibi olmuş. Kavuk, adamakıllı bol ve uzun olduğundan Hoca’nın boynuna geçivermiş. Ne yaptıysa kavuğu başına uyduramayan Hoca, mendilini çıkarıp kavuğu ortasından sıkıca bağlamış ve başında durabilecek bir duruma getirmiş. Sabahleyin ev sahibi kavuğu görünce:

- “Hocam, kavuğu boğmuşsun!..” demiş. Hoca da:

- “Birader, ben onu boğmasaydım, o beni boğacaktı!...”





Hoca ve Çaylak



Hoca bir gün ciğer almış, evine gidiyordu. Bir çaylak geldi, elinden ciğeri kapıp gitti. Başka bir gün Hoca sokakta giderken elinde ciğer bulunan bir adama rastladı, hemen davrandı ve adamın elinden ciğeri kaptı, yüksek bir taşın üstüne çıkıp oturdu. Adamcağız sordu:

- “Bre Hoca nedir bu yaptığın?” Hoca şu cevabı verdi:

- “Kendimi denemek için ben çaylak oldum!”





Kafasını Unutmasın



Akşehir’in zenginlerinden birinin köşküne ziyarete gelen Hoca’yı kapıda karşılayan hizmetçi efendisinin evde olmadığı konusunda diretince Hoca:

- “Efendine söyle bir daha evden çıkarken ikinci kattaki pencerenin kenarında kafasını unutmasın!”





Benim Ne Yediğimi Niçin Sormazsınız?



Nasrettin Hoca, bir köyde vaaz veriyormuş. Laf arasında Hazreti İsa’nın göğün dördüncü

katında olduğunu söylemiş... Vaazdan sonra, bir kadın Hoca'ya yanaşmış :

- “Hazreti İsa, orada ne yer, ne içer?” demiş.

Hoca’nın tepesi atmış :

- “Ey hatun, köyünüze geleli şunca zaman oldu, benim ne yiyip, içtiğimi sormazsın da, Allah’ın peygamberini sorarsın!





Şair Hoca



Bir gece Hoca, birdenbire uyanır; mışıl mışıl uyuyan karısını dürter :

-Kalk, çabuk şu mumu yak, aklıma bir şiir geldi, hemen yazıvereyim!

Deyince, karısı kalkıp mumu yakar, diviti ve kağıdı Hoca'nın önüne koyar.Hoca, çabuk çabuk bir şeyler yazdıktan sonra yatmak üzereyken karısı merakla sorar :

-Efendi, şu yazdığını oku bakalım bana!

Hoca nazlanmadan yazdığı şiiri okur :

-'Yeşil yaprak arasında kara tavuk kızıl burnu'
  Alıntı ile Cevapla